29 Mart 2017

Acaba Gerçek Anlamda Sabır Nedir

sabır nedir
Sabır
En sonunda yazmam gereken cümleyi en başta yazıyorum.
Sabrın lügat manası hapsetmektir.
Neyi haspetmek peki?

Nefsi.
Nasıl hapsedeceğiz peki?

Namaz oruç gibi ibadetlerle.

Bunlar nefsimizin pek de hoşlanmadığı şeylerdir.Nefs günde beş kez Rabbinin huzuruna çıkmayı istemez.Gün boyunca aç kalmayı istemez hele yaz aylarında hiç istemez..

İnsan zor durumdadır bu yüzden.
Savaştığı mecralar pek fazladır.

Sıralayabilirim.
Çok bildiğimden değil,bizzat yaşadığımdan ve bazen bunları düşündüğümde izah edemiyorum hele ki kaleme hiç alamaıyorum ama derin manalarını kalbimde hissettiğimde zaman zaman şu anda olduğu gibi cümle kurup yazabilir dile getirebilirim.

Düşmanlarla yaşıyoruz.


Birinci düşmanımız;kendimiz yani nefsimizdir.
İkinci düşmanımız;şeytan,hiç boş durmayan ezeli düşman.
Üçüncü düşmanımız;dünya,ayaklarını koşmaktan eritsen de yetilşemeyeceğin geçici alem.

Tüm bunlar içimizde her gün savaş halinde olduklarımzıdır.

Nefs ise enerjimizi en çok tüketen düşmanımızdır.

Neden?

İnsanın böylesine içinde,böylesine onda olan bir şey ile savaş halinde olması bile fark edilemiyor çoğu zaman.Hem fark edilemiyor hem de alt edilemiyor haliyle..çetindir onunla savaşmak.

Bazen eşin oluyor bazen annen oluyor bazen inancın oluyor bazen patronun oluyor,komşun oluyor,dostun oluyor,düşüncen oluyor iraden oluyor her şey olup karşına çıkıyor..sen doğruyu değil onu yani nefsi seçersin ve kaybedersin.

Bazen şımarık bir çocuk oluyor,illa alınacak istediği illa eline vereceksin bir şeyleri.Bazen trip yapan kadın oluyor,karşılığı olmaksızın bir parça güler yüz göstermez bir adım atmaz kolaylaştırmaz yanaşmaz uzlaşmaya.Yine taviz vermek zorunda kalırsın,rahatlama hissi değildir o hissettiğin..o nefsine yenilme duygusudur çünkü sen kaybedensin.

Vaatlerde bulunacaksın bazen,bazen tehdit edeceksin bazen de korkutacaksın.
Ancak bunları yapabilmek için kendi içinde yaşayan bu düşmana karşı evvela sözünü dinletme formülü geliştireceksin..ki seni kandırmasın,caydırmasın..

Yani nefsi hapsedeceksin..
Namazla hapsedeceksin mesela..günde beş kez dikeceksin onu Allah'ın huzuruna..dikmeyi başaracak kadar cesaretli olacaksın.

Efendisi olacaksın, o senin değil sen nefsinin efendisi olacaksın.

Yiğit işi,en zayıf gövdeli insanın kalbinde bile yatan yiğitlik göstergesi budur..nefsini namaza durmaya ikna ettinse yolun yarısı bitti denebilir..edemedinse işin çok,bahaneler devam etmektedir demek.

Sonra ara ara nefsi aç bırakacaksın,mahrum bırakacaksın bazı şeylerden,sevdiği çikolatayı bile bazen almayacaksın.Canım istedi deriz ya,canımız değil nefsimizdir isteyen.Nefsin sensin.

Nefsin sensin evet ama bu aklen sen değil gönülen sen değil bu bambaşka bir  sensin..hem sinsi hem senin içinde hem sana zarar vermeye meyilli hem sana kötüyü tavsiye eden biri.
Bununla kendi içinde savaşacaksın..

Bir çikolatayı bile çok göreceksin ona mesela.,içindeki nefs hep bir şeyler kopartmaya çalışacaktır..hep erteleyeceksin .söz geçirmenin etkisini burada göreceksin...

Nefsini bu gibi durumlarda susturabilirsen,isteklerini ertelersen hele ki bir de vaat edip bekletmekten usandırırsan sana boyun eğer,ayak uydurur ama bil ki;nefs nefs olmaktan çıkmak,unutmaz tekrar istemeye tekrar türlü bahanelerle senden bir şeyleri almak isteyecektir...

Yalanı süsleyecek
Günahı süsleyecek
Hafif gösterecek
Cici gösterecek

Ama yılmayacak göstermekten..bazen şeytan gibi sağından bazen solundan bazen arkandan bazen önünden ama en çok içinden yaklaşacak sana,tuzaklar kuracak..

Seni aldatacaktır.
Kandıracaktır.
Belki yıllarca yapacaktır bunu.
Kandırırken belki ömrünün tüm yıllarını harcayacaktır..bunu yapabilecek kadar da alçaktır..bütün yıllarını kullanacaktır.
Çeşit çeşit bahaneler uyduracaktır.
Hepsi aklına mantıklı gelecektir.
Bu durumda kalbine danışmalısın,kalbine sormalısın..

An gelecek şeytanla işbirliği yapacak.
An gelecek seni şeytanın yaptığı gibi Allah ile bile aldatmaya kalkacak..

Allah affeder diyebilir mesela..daha erken diyebilir örneğin,.Allah yok takma kafana da diyebilir,herkes bak nasıl rahat demek ki duydukların yalan diyebilir mesela..nefse bağlıdır tavsiyeler..çeşit çeşittir..

Nefsi abdest suyu ile islatacaksın,bükeceksin kulaklarını ki dünya seslerini işitmesin.Avuçlarınla yüzünü ıslatıp gözlerini kapatacaksın ki görmesin dünyayı,kıyaslamasın nimetleri..nankörlüğe isyana sürüklemesin seni..

Bazen ipini sıkacaksın,bazen canını yakacaksın..Cehennemde kendisinin yanacağını hatırlatmak için...

Hapsedeceksin..
Yani sabredeceksin..susmasını da beklemesini de öğreteceksin...ve bunu milyonlarca kez nefsine yenilmeyi göze alarak yapacaksın...

Ama yılmayacaksın..sabredeceksin...

Kendime anlatırım bunları..bugün de yazabildim nihayet...bir kelimenin lügat manası sebep oldu bunları yazmama...internet orucu (yayın burada) tutup kitap okuduğum ve okuduğumu hem anladım hem düşündüm dediğim o günün meyvesidir bu satırlar.

Sabır nefsi hapsetmektir-Abidler Yolu/İMAMA GAZALİ

Canım kitabım...


İçini minik bir mum ışığı gibi kurcalayan huzursuz eden,herşeyin yolunda ve mükemmel olup göründüğü anlarda bile hayır bir kesiklik bir eksiklik var dediğin olur ya,o ince ışık var ya,işte ona tutunacaksın,orada bir şeylerin ters gittiğini fısıldayan bir ses daima olacaktır o ışık hep içinde ince ince yanacaktır..yolunu bulman için...kalbinin ezilmesine yıllarının tüketilmesine izin vermemen için...



OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

28 Mart 2017

Bir Parça Mavi Bir Dal Gökyüzü - Blogda Yenilik Var!

kiraz ağacı
İlkbahar - Ağaç Dallar

Değişikliği fark ettiniz mi?

Biraz temizlik iyidir..bazen her yer temiz olunca da biraz değişiklik gerekebilir böyle durumlarda değişiklik iyidir..

Güzel bir resim buldum internette hani şu bedava yüksek kalite resimler barındıran sitelerin birinde,güzel resim güzeldi çok beğendim ama biraz kişiselleştirmek istedim bir parça mavi bir dal gökyüzü bir kahve kupası bir saat bir mumum olsun istedim..ve işte yukarıda gördüğünüz resim header(ana başlık resmi)biraz değiştirilerek ve gökyüzü de eklenerek bir kaç ufak değişiklikler eşliğinde böyle bir hale büründük :)

Benim caaanım Boyam iyi güzel hoştu da ilkbahar gelmişken cihana biraz moral olsun biraz değişiklik olsun,az buçuk tazelik olsun istedim..bu hafta sizlerle iki yenilik daha paylaşacağım inşallah dilerseniz takipte kalın seveceğinizi düşünüyorum çünküsü biri bloglarınıza iyi gelecek biri de en sevdiklerinize :) 
Bu kadar ipucu yeter :)

Sevdiniz mi dalları,hem de kiraz ağacı dalları seçtim..hepimiz için..kalabalığız biraz bolca da çiçek ekledim :)
Daha umutlu daha iyimser daha üretken daha düşünsel (kelime tamamen bana ait) olsun herşey eh tabii de en önemlisi daha gönülsel olsun,inşallah..

Sevdiniz mi*..ilk gördüğünüzde hissedilen ilk duyguyu ilk izlenimi alabilir miyim?..

Yorum kutusu ellerinizden öper..lütfen buyrun...




OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

27 Mart 2017

Bana Dedi Ki:Assalamu Alaikum



Almanya..gelişimin ilk ayları, henüz bir çok şeye alışma ve adapte olma çabası sürüyordu içimde.

Burası neresi buranın insanı nasıldır huyları adetleri nelerdir,burada yaşamak için gelenler ne tür değişim ve durumlardan geçerler soruları mevcut aklımda. .
Gördüğüm her şeyi kendi memleketimle ve memleketimdekiler ile kıyaslıyor ortak noktaları tespit etmeye çalışıyorum,yabancılık elbisesi üzerimde.
Yabancı olan benim,yeni gelen benim,bu ortamın içinde kendime yine yer açacak olan benim.

Dışarıdan anlamaz insanlar içindekileri bu hal bir çok durum için geçerlidir.

Yalnızım markete gideceğim yoldayım,yapay minik bir ormandan geçiyorum ağaçlar güzel kış olmasına rağmen orman meyveleri bile var tek tük hava her zamanki gibi bulutlu ya yağmur yağacak ya önceden yağmıştır her yer ıslak toprak da ıslak içim de ıslak..

Markete giriyorum başka bir gezegenden insanların içinde olan bir ben veya bu insanlar içinde yine başka bir gezegenden gelmiş olan ben var herkes birbirine yabancı kimse kimseyi tanımıyor tanışmak da istemiyor.

Alış verişi gerçekleştirdim kasa kuyruğuna geçtim sıramı bekliyorum.

Kasiyer örtülü bir bayan,ne olduğunu anlamak zor Türk mü Arap mı veya Faslı Cezayir'li mi göğsünde ismini yazan kartı okumadan anlamak imkansızdı ama başı bağlıydı belli ki müslümandı kendimi biraz rahatlamış hissettim,kasaya yaklaştım kasiyer bayan tek tek kodları okutmak için ilk ürünü aldı yüzüme baktı "Guten tag-Assalamu Alaikum "dedi..

Bana Assalamu Alaikum dedi..

İçim gevşedi bulutlu hava yok oldu sanki,sıra bekleyenler yok oldu hatta marketin binası bile yoktu alışveriş yok alışverişe gelmemiştim ben yabancı değildim mutlaka ve kesinlikle yabancı değilim,karşımda bir kardeşim var benimle aynı dili konuşan aynı derdi çeken bir müslüman bayan vardı..

Selamünaleyküm ne güzel bir söz ne sıcak bir söz. .nerde olursam olayım asla yalnız olmadığımı barındırıyor içinde..anlamı rahmet gerçekten anlamı selamet gerçekten anlamı kardeşliği ayakta tutmak güzel bir davanın ve büyük bir topluluğun bir parçası olmak demek,tasdik etmek demek ümmet demek bağ demek kan demek..

Assalamu Alaikum dedi bayan..ısıtacak derecede kalbimi yumuşaktır bu söz,kapıdan çıkarken içeride bıraktım yalnızlığı,hiç bir yere ait olmama hissini,yabancılık elbisesini..

Selamünaleyküm. .dedim kendime selamünaleyküm diye fısıldadım yapay ormandaki ağaçlara ve o günden sonra başı bağlı her bayana yaklaşınca başımı kaldırıp tebessüm etmeye çalışarak "selamünaleyküm"sözü dökülüyor dilimden..



OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

26 Mart 2017

Dün Oruç Tuttum İnternet Orucu - İnternetsiz Bir Günüm Nasıl Geçti Sizce


Yaşıyorum!!..oleeey ne mutlu ki ölmedim,ölmemişim ki buraya yayın girebiliyorum,yuppi :)

Dün sabah uyandığımda her zamanki gibi kahve suyumu koydum mutfak masasına oturdum dışarısı mis gibi ilkbahar kokuyordu kuşlar ötmekte güneş yavaş yavaş doğmaktaydı..normal.

Sandalyeye oturdum saçlarımı topladım elime telefonumu aldım ama o da ne!..
Her sabah yapıyorum bunu her sabah namazdan bile önce telefonumu elime alıp bakıyorum neler var neler olmuş kimler ne yazmış ne kadar yazmış nerden yazmış..stop!..sabahları aklımı bunlarla besliyordum gibi hissettim birden.

Her sabah önce telefonuma bakmak namazdan bile evvel bunu yapmak dingin bir denize benzeyen aklım sanki birden dalgalandırıyordu,etkileniyordum haliyle..

Dedim ki bugün öyle yapmasam bu bilgileri aklıma aklmasam,internet orucu diye bir şeyler okumuştum,yalan sadece bu başlığa sahip bir yayın görmüştüm haftada bir kez internetten tamamen uzak kalmaktan bahsediyordu heralde ama nedense okumadım o yayını ama aklımda yer etmiş ve işte o anda ne gelen postalara baktım ne whats app mesajlarını okudum direk wifi'yı kapattım mobil veriyi de devre dışı bıraktım kahvemi hazırlamaya başladım..

Bugün internet orucu tutacağım dedim,ölüm yok ya ucunda bişey olmaz bir deneyeyim dedim bağımlılığım var mı varsa hangi seviyede,internetsiz nasılım internetsiz bir günüm nasıl geçecek acaba?..

Bir işin içinde merak olunca benim için daha kolay oluyor bazı şeyler zaten gün boyunca onlarca işin içindeyim gün nasıl geçer onu bile anlayamıyorum hadi bismillah dedim..

İNTERNETSİZ BİR GÜN

Nasıl geçti diye merak ediyorsanız madde madde sıralamak isterim.

Gün daha yavaş geçti.
Çocuklar daha az tartıştı veya daha az olay çıktı çünkü dikkatimi dış etkenler meşgül edemiyordu dolayısıyla ben anında hem onların yanında olabildim (fiziken ve aklen)hem de olayların büyümesini önledim.


  • Entersan olan bir şey de vardı bu durumda,çocuklarım dün çok sakindi .
  • Namazlarımı çok temiz bir kafayla kıldım,aklıma çok az şey geldi.
  • Evimin genişlediğini hissettim (çok enteresan ama öyle hissettim sanki büyük bir alan açılmış gibiydi hayatımda).
  • İnternetsiz bir gün demek acaba ne yapabilirim demekmiş,bunu anladım.
  • Dikiş dikmek istedim
  • Dışarıya çıkıp fotoğraf çekmek istedim
  • Kitap okumak istedim (ve okudum da).
  • Kitapta okuduklarımı gün içinde bir kaç kez hatırladım hemen hatırladım kendimi zorlamadan hatırlamakla kalmayıp onların üzerinde de düşünebildim çok net düşünebildim çünkü beynim dingindi..dedim ya,bir deniz gibi :)


İnternetin beni ne derece etkilediğini anlamam için bir gün yetti artı bile diyebilirim ama bir şey daha fark ettim onu da mutlaka yazmam gerek..

Beynimi meşgul eden internet değildi..ilgimi dağıtan internet değildi..beni meşgul eden ve gerçek hayatımın içine sızmasına erişimi olmasına izin verdiğim şey mesajlardı..evet mesajlar...

Önemli veya önemsiz mesajlardı aklımı meşgul eden..özellikle önemsiz bildirimler..bir güncelleme bir profil değişikliği bir durum değişikliği bunların tümünden telefonum sağ olsun gün boyunca beni haberdar ediyordu...

Oysa bu yayında da bahsettiğim gibi telefonumun bütün bildirimlerin sesi kapalıdır.

Sürekli bildirim mesajları alan ama bunlardan hiç birinin sesini duymadığım halde o mesajların bana ulaşması çoğunun da benim hayatımla hatta benimle hiç bir alakası olmayıp bana bildirilen bu haberler beni ciddi oranda strese sokuyormuş meğer..

Filanca durumunu güncellemiş..
Filanca profil resmini değiştirmiş
Filanca şu yerdeymiş
Filanca video yayınlamış
Filanca filanca ile arkadaş olmuş..

Çok masum bildirimler değil mi*..ama benim hayatıma girip etkisinin neden bu denli büyük olduğunu henüz kestiremesem bile beni etkilediğini anladım...

Bir zorlama var sanki..
Buna bak şunu oku şunu öğren şunu dinle şunu kaçırma şuna yetiş şu kadar vaktin var bir gün vaktin var bak hızlı ol yoksa bir daha göremezsin yetişemezsin vs vs..

Neye?

Neye geç kalabilirim neyi kaçırabilirim...

Dün tüm bunlardan uzak kaldım..bu sabah uyandığımda dün kaçırdıklarımın hiç birinin yokluğunu hissettmedim neden?..

Çünkü onlar benim hayatım değil.

Hayatımda olmalarını ben seçmedim ama hayatımda olmalarına izin verdim.Kabullenmişim..
Çok basit bir şeyi çok büyütüyor gibi görünebilir ama bu minicik şeyler her gün gün içinde bilmem kaç kez hayatıma müdahale ediyor hayatımı ve beynimi dolduruyor...damla damla göl oluyor ve bu gölün içinde ben boğuluyorum...

İnternetsiz bir gün geçirdim ama bugün buradasın hatta yayın bile girdin bununla ilgili elbette yorum gelecek bunlara bakmayacak mısın yorumları bekletecek misin diye soran olabilir...

Cevabım ise;bilmiyorum...
Daha etraflıca düşünmem gerek bunu...tam olarak neyin içinde olduğumu bir günde anlamam çok zor..ama bir çok şeyi görmem için de yeterli geldi sanki...

GÜLER MİSİN AĞLAR MISIN?

Dün telefonum bir kez bile çalmadı
Kimse beni aramadı
Nerdesin diye sormadı
Merak eden bile olmadı
Mail atmadı
Yaşıyor musun diye mail göndermedi.. :)))


Görmenizi istediğim bir ekran görüntüsü resmi var bu noktada..

GÜN SONUNDA TELEFONUMUN ŞARJ DURUMUNA DİKKAT


İNANILMAZ DEĞİL Mİ?

Şarjı görünce sanal hayatın ve sanal çevremin gerçek hayatımdan beni daha çok meşgul ettiğini ve ona daha fazla ilgi gösterdiğimi anladım hoş bunu zaten biliyordum ama cesaret edip de internetsiz bir gün geçirmek aklıma geldiyse de türlü bahaneler yüzünden böyle bir şeye cesaret edemiyordum..

Özellikle blogumu seviyorum özellikle blogum için internet kullanıyorum..burada sevdiğim çok insan var bir şeyler üretmenin güzelliğini seviyorum ama acaba biraz aşırı mı seviyorum diye düşünmeden de edemiyorum..

Yalnız mıyım bu yolda arkadaşlar?..onu da bilmiyorum..

Böyle bir şey denediniz mi?

Nasıl bir durumda olduğumuzu sezen,gören tam olarak algılayanımız var mı?

Bu kadar erişim bu kadar bilgi bize gerçekten gerekli mi?

Benimle kıymetli görüşlerinizi samimi düşüncelerinizi paylaşır mısınız?



OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

24 Mart 2017

Çocuğum Beni Dinlemiyor Diyorsan

dinlemeyen çocuklar
Anne Çocuk İlişkisi

Çocukların bizi dinlemesini ve tamamen pür dikkat kesilmesini beklemek bir hayaldır,unutuyoruz bunu.
Bazı şeyleri düzeltmeye çalışsak da karşımıza sürekli şaşırtıcı sonuçlar çıkıyor ve tekrar araştırma gerektiren bıktıran yıpratıcı süreçler içinde buluyoruz kendimizi..

Olmuyor olmuyor..ama neden olmuyor?

Ne çok düşündüm bu konuyu ne çok kez ''hiç beni dinliyor mu?'' dedim ve daha da diyeceğim hayatımda..çocuğun yaşı bazen pek büyük bir önem taşımıyor.Çocuğun bizi dinlemesinı ve düşünmesini beklemek her ne kadar zor olsa da bir kaç küçük yöntem geliştirdim gibi hissediyorum son onyedi yılda..olur hani o kadarcık :)

Çocuğun bizi dinlemesi için basit yollara başvurmak gerek belki de,belki de gereğinden fazla zorlaştırıyoruz herşeyi..olamaz mı?

Kitap yazdırır gibi uzuuun uzun anlatarak detaylara inerek konuşmak daha konuşmamızın başında çocuğun bizi dinlediğini düşünebiliriz ama sonuç nur topu gibi bir hüsran!..dinlemiyor.

Son aylarda şöyle bir şeyler uyguluyorum ve her zaman olmasa da genelde iyi sonuçlar alıyorum diyebilirim.
Taktikleri paylaşarak taktiklerinizi paylaşmanızı ümit ediyorum,anne gücü ☆


GÖZ TEMASI

Süper etkili ♫
Çocuğumun yanına giderek önünde göz göze gelecek kadar alçalıyorum,gözlerine bakıp yumuşak bir şekilde omuzlarına dokunuyorum hafifçe okşuyorum..gözlerimi ayırmadan ona ne demek istediğimi söylüyorum.Çocuk dikkatini gözlerime veriyor böylece kulakları dinlemeye müsait oluyor hem dinliyor hem de omuzlarını okşayan ellerim sayesinde yavaş yavaş gevşiyor kendini savunmaya değil rahatlatmaya başlıyor.

Ergen olan oğlum ile konuşmak istediğimde ise beni dinlemesi için yanına karşılıklı olacak şekilde oturuyorum,kimsenin olmadığı bir odada ..genelde eli ağzına gider,tırnaklarını yer gibi yapar..elini elime alarak elinin üstünü bir elimle okşuyorum diğer elimle de başının arka kısmından başlayarak ensesini okşuyorum..bu onu rahatlatıyor..nefes alışından anlıyorum..rahatlayınca da beni dinlemeye,ayrı bir odada olmak ise onun gururuna faydası oluyor zira biz artık büyüyoruz ve kimse hiç kimse annemiz bile bize bağıramaz kızamaz!..erkeğiz biz :pPp

Söylediklerimin çoğu hoşuna gitmez ama elimde duran elini gerçekten söylemek istediğimin ne olduğunu ifade eden kelimeler kullanırken hafifçe çekerek durumun ciddiyetini vurguluyorum.

Her seferinde bu taktik işe yarıyor.


İSMİYLE HİTAP

Söylemek istediğim her ne ise sözlerime adını söylemekle başlıyorum..bak oğlum bak kızım diye değil..
İsmiyle hitap ettiğimde kendi varlığını kendi içinde yavaş yavaş şekillendirdiği için beni biraz daha dikkate alarak dinlemeye çalışıyor.
Her zaman tam dinlemiyor kabul ama en azından dinlemeye çalışıyor :)
Umut dünyası işte :)


KISA KES

Uzuuun konuşmaları seviyorsanız bunu çocuğunuzla yapmaya çalışmayın en azından sizi dinlemesini istediğiniz zaman hiç bu hallere adım atmayın..kısa cümlerler ile tam olarak ne demek istediğimi söyleyip konuşmamı olabildiğince kısa tutuyorum,kapının önünde çöp varsa evden çıkacak olan kişi onu atmalıdır,nokta..dinleyecekse beni duyduğundan emin olduğum için sonucu beklemek dışında yapacak başka bir şey göremiyorum..

Uzun konuşma demek pazarlık için zemin oluşturmak demek,parazlık demek ama anneee cümlesini defalarca işitmek demek yani kısaca mağlubiyet demek :)


SADE ANLAT

Ah anneler,ilkokul mezunu dahi olsak mutlaka uzun uzun konuşmayı severiz,alanımız belli eğitimimiz çok çok iyi olsa da bize göre az olsa da uzun konuşmaktan çokça detay vermekten kendimizi alamıyoruz.

Çocuğumuza sanki tüm bildiklerimizi aktarmamız gerektiğini,hemen o anda anlatmaya çalışıyor hemen o konuşmadan kişiliğini şekillendiriyor onu eğitmiş oluyoruz o büyümüş oluyor hatta o bir yetişkin bizim ne demek istediğimizi tam olarak noktasına kadar anladığını düşünüyoruz..ne yalan..

Bu cümle çok uzundu değil mi?

İşte bu şekilde konumamaya çalışıyorum.Söylemek istediğimi hissettiğim duygu ile söylemeye çalışıyorum gerisini vicdanına bırakıyorum,vicdanının çok iyi gelişmiş olmasını gizlice dileye dileye :)


LÜTFEN RİCA EDİYORUM-BUNA BAYILIYORLAR

  • Emri vaki konuşma benimle!.
  • Oğlum emri vaki değil rica ediyorum senden
  • Ama rica etmedin!
  • Ups!

Efendim?...evet rica ettiğimi düşünerek rica etmeden bir çok şeyi isteyerek yakaladım kendimi çocuğum da yakalamış,ne tesadüf :)

Rica etmek de çok etkili ama her şey için değil..her şey için rica edersem durum istismara yönelir..kurbanı da ben olurum..

Montunu ne zaman asmayı düşünüyorsun sen? yerine,lütfen montunu kaldırır mısın demek çok yerinde oluyor.Kısa ve anlaşılır.


ALÇAK SES-TAM BİR İKSİR!


Alçak ve yumuşak bir ses tonuyla konuşmanın ne derece etkili olduğunu bilseydim köprünün altından bu kadar su akmasına seyirci kalır mıydım hiç..alçak ses sakinlik demek sakin bir anne demek konuşmanın sonunda ceza değil bir mesaj var demek..


not:ceza konusuna sıcak bakamadım çok az ceza veren bir anneyim,örneğin sokağa çıkma yasağı veya en klasik cezayı veririm:odana git  :))

Evimiz çok kalabalık,hareketli,gürültülü bazen bazen .ok neşeli çok gülücüklü her türlü,günlerimiz çok yoğun zaman deli gibi akarken çocuklarımın değişikliğklerini gelişmelerini ayrı ayrı istediğim gibi takip ederek yol almak zor oluyor açıkçası..olabildiğince tartışmaları yumuşatmaya ortamı bir an evvela huzura kavuşturmak için bu şekilde çaba sarf ediyorum..
Uzunca yazdım yine ama dilerim ki istifade edilecek yanları da vardır bu yazılanların.


Sizin taktiklerinizi alayım...işinize çok yarayan özel bir yönteminiz var mı şu garip kardeşinizin de faydalanabileceği?




OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ: