29 Mart 2017

Acaba Gerçek Anlamda Sabır Nedir

sabır nedir
Sabır
En sonunda yazmam gereken cümleyi en başta yazıyorum.
Sabrın lügat manası hapsetmektir.
Neyi haspetmek peki?

Nefsi.
Nasıl hapsedeceğiz peki?

Namaz oruç gibi ibadetlerle.

Bunlar nefsimizin pek de hoşlanmadığı şeylerdir.Nefs günde beş kez Rabbinin huzuruna çıkmayı istemez.Gün boyunca aç kalmayı istemez hele yaz aylarında hiç istemez..

İnsan zor durumdadır bu yüzden.
Savaştığı mecralar pek fazladır.

Sıralayabilirim.
Çok bildiğimden değil,bizzat yaşadığımdan ve bazen bunları düşündüğümde izah edemiyorum hele ki kaleme hiç alamaıyorum ama derin manalarını kalbimde hissettiğimde zaman zaman şu anda olduğu gibi cümle kurup yazabilir dile getirebilirim.

Düşmanlarla yaşıyoruz.


Birinci düşmanımız;kendimiz yani nefsimizdir.
İkinci düşmanımız;şeytan,hiç boş durmayan ezeli düşman.
Üçüncü düşmanımız;dünya,ayaklarını koşmaktan eritsen de yetilşemeyeceğin geçici alem.

Tüm bunlar içimizde her gün savaş halinde olduklarımzıdır.

Nefs ise enerjimizi en çok tüketen düşmanımızdır.

Neden?

İnsanın böylesine içinde,böylesine onda olan bir şey ile savaş halinde olması bile fark edilemiyor çoğu zaman.Hem fark edilemiyor hem de alt edilemiyor haliyle..çetindir onunla savaşmak.

Bazen eşin oluyor bazen annen oluyor bazen inancın oluyor bazen patronun oluyor,komşun oluyor,dostun oluyor,düşüncen oluyor iraden oluyor her şey olup karşına çıkıyor..sen doğruyu değil onu yani nefsi seçersin ve kaybedersin.

Bazen şımarık bir çocuk oluyor,illa alınacak istediği illa eline vereceksin bir şeyleri.Bazen trip yapan kadın oluyor,karşılığı olmaksızın bir parça güler yüz göstermez bir adım atmaz kolaylaştırmaz yanaşmaz uzlaşmaya.Yine taviz vermek zorunda kalırsın,rahatlama hissi değildir o hissettiğin..o nefsine yenilme duygusudur çünkü sen kaybedensin.

Vaatlerde bulunacaksın bazen,bazen tehdit edeceksin bazen de korkutacaksın.
Ancak bunları yapabilmek için kendi içinde yaşayan bu düşmana karşı evvela sözünü dinletme formülü geliştireceksin..ki seni kandırmasın,caydırmasın..

Yani nefsi hapsedeceksin..
Namazla hapsedeceksin mesela..günde beş kez dikeceksin onu Allah'ın huzuruna..dikmeyi başaracak kadar cesaretli olacaksın.

Efendisi olacaksın, o senin değil sen nefsinin efendisi olacaksın.

Yiğit işi,en zayıf gövdeli insanın kalbinde bile yatan yiğitlik göstergesi budur..nefsini namaza durmaya ikna ettinse yolun yarısı bitti denebilir..edemedinse işin çok,bahaneler devam etmektedir demek.

Sonra ara ara nefsi aç bırakacaksın,mahrum bırakacaksın bazı şeylerden,sevdiği çikolatayı bile bazen almayacaksın.Canım istedi deriz ya,canımız değil nefsimizdir isteyen.Nefsin sensin.

Nefsin sensin evet ama bu aklen sen değil gönülen sen değil bu bambaşka bir  sensin..hem sinsi hem senin içinde hem sana zarar vermeye meyilli hem sana kötüyü tavsiye eden biri.
Bununla kendi içinde savaşacaksın..

Bir çikolatayı bile çok göreceksin ona mesela.,içindeki nefs hep bir şeyler kopartmaya çalışacaktır..hep erteleyeceksin .söz geçirmenin etkisini burada göreceksin...

Nefsini bu gibi durumlarda susturabilirsen,isteklerini ertelersen hele ki bir de vaat edip bekletmekten usandırırsan sana boyun eğer,ayak uydurur ama bil ki;nefs nefs olmaktan çıkmak,unutmaz tekrar istemeye tekrar türlü bahanelerle senden bir şeyleri almak isteyecektir...

Yalanı süsleyecek
Günahı süsleyecek
Hafif gösterecek
Cici gösterecek

Ama yılmayacak göstermekten..bazen şeytan gibi sağından bazen solundan bazen arkandan bazen önünden ama en çok içinden yaklaşacak sana,tuzaklar kuracak..

Seni aldatacaktır.
Kandıracaktır.
Belki yıllarca yapacaktır bunu.
Kandırırken belki ömrünün tüm yıllarını harcayacaktır..bunu yapabilecek kadar da alçaktır..bütün yıllarını kullanacaktır.
Çeşit çeşit bahaneler uyduracaktır.
Hepsi aklına mantıklı gelecektir.
Bu durumda kalbine danışmalısın,kalbine sormalısın..

An gelecek şeytanla işbirliği yapacak.
An gelecek seni şeytanın yaptığı gibi Allah ile bile aldatmaya kalkacak..

Allah affeder diyebilir mesela..daha erken diyebilir örneğin,.Allah yok takma kafana da diyebilir,herkes bak nasıl rahat demek ki duydukların yalan diyebilir mesela..nefse bağlıdır tavsiyeler..çeşit çeşittir..

Nefsi abdest suyu ile islatacaksın,bükeceksin kulaklarını ki dünya seslerini işitmesin.Avuçlarınla yüzünü ıslatıp gözlerini kapatacaksın ki görmesin dünyayı,kıyaslamasın nimetleri..nankörlüğe isyana sürüklemesin seni..

Bazen ipini sıkacaksın,bazen canını yakacaksın..Cehennemde kendisinin yanacağını hatırlatmak için...

Hapsedeceksin..
Yani sabredeceksin..susmasını da beklemesini de öğreteceksin...ve bunu milyonlarca kez nefsine yenilmeyi göze alarak yapacaksın...

Ama yılmayacaksın..sabredeceksin...

Kendime anlatırım bunları..bugün de yazabildim nihayet...bir kelimenin lügat manası sebep oldu bunları yazmama...internet orucu (yayın burada) tutup kitap okuduğum ve okuduğumu hem anladım hem düşündüm dediğim o günün meyvesidir bu satırlar.

Sabır nefsi hapsetmektir-Abidler Yolu/İMAMA GAZALİ

Canım kitabım...


İçini minik bir mum ışığı gibi kurcalayan huzursuz eden,herşeyin yolunda ve mükemmel olup göründüğü anlarda bile hayır bir kesiklik bir eksiklik var dediğin olur ya,o ince ışık var ya,işte ona tutunacaksın,orada bir şeylerin ters gittiğini fısıldayan bir ses daima olacaktır o ışık hep içinde ince ince yanacaktır..yolunu bulman için...kalbinin ezilmesine yıllarının tüketilmesine izin vermemen için...



OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

28 Mart 2017

Bir Parça Mavi Bir Dal Gökyüzü - Blogda Yenilik Var!

kiraz ağacı
İlkbahar - Ağaç Dallar

Değişikliği fark ettiniz mi?

Biraz temizlik iyidir..bazen her yer temiz olunca da biraz değişiklik gerekebilir böyle durumlarda değişiklik iyidir..

Güzel bir resim buldum internette hani şu bedava yüksek kalite resimler barındıran sitelerin birinde,güzel resim güzeldi çok beğendim ama biraz kişiselleştirmek istedim bir parça mavi bir dal gökyüzü bir kahve kupası bir saat bir mumum olsun istedim..ve işte yukarıda gördüğünüz resim header(ana başlık resmi)biraz değiştirilerek ve gökyüzü de eklenerek bir kaç ufak değişiklikler eşliğinde böyle bir hale büründük :)

Benim caaanım Boyam iyi güzel hoştu da ilkbahar gelmişken cihana biraz moral olsun biraz değişiklik olsun,az buçuk tazelik olsun istedim..bu hafta sizlerle iki yenilik daha paylaşacağım inşallah dilerseniz takipte kalın seveceğinizi düşünüyorum çünküsü biri bloglarınıza iyi gelecek biri de en sevdiklerinize :) 
Bu kadar ipucu yeter :)

Sevdiniz mi dalları,hem de kiraz ağacı dalları seçtim..hepimiz için..kalabalığız biraz bolca da çiçek ekledim :)
Daha umutlu daha iyimser daha üretken daha düşünsel (kelime tamamen bana ait) olsun herşey eh tabii de en önemlisi daha gönülsel olsun,inşallah..

Sevdiniz mi*..ilk gördüğünüzde hissedilen ilk duyguyu ilk izlenimi alabilir miyim?..

Yorum kutusu ellerinizden öper..lütfen buyrun...




OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

27 Mart 2017

Bana Dedi Ki:Assalamu Alaikum



Almanya..gelişimin ilk ayları, henüz bir çok şeye alışma ve adapte olma çabası sürüyordu içimde.

Burası neresi buranın insanı nasıldır huyları adetleri nelerdir,burada yaşamak için gelenler ne tür değişim ve durumlardan geçerler soruları mevcut aklımda. .
Gördüğüm her şeyi kendi memleketimle ve memleketimdekiler ile kıyaslıyor ortak noktaları tespit etmeye çalışıyorum,yabancılık elbisesi üzerimde.
Yabancı olan benim,yeni gelen benim,bu ortamın içinde kendime yine yer açacak olan benim.

Dışarıdan anlamaz insanlar içindekileri bu hal bir çok durum için geçerlidir.

Yalnızım markete gideceğim yoldayım,yapay minik bir ormandan geçiyorum ağaçlar güzel kış olmasına rağmen orman meyveleri bile var tek tük hava her zamanki gibi bulutlu ya yağmur yağacak ya önceden yağmıştır her yer ıslak toprak da ıslak içim de ıslak..

Markete giriyorum başka bir gezegenden insanların içinde olan bir ben veya bu insanlar içinde yine başka bir gezegenden gelmiş olan ben var herkes birbirine yabancı kimse kimseyi tanımıyor tanışmak da istemiyor.

Alış verişi gerçekleştirdim kasa kuyruğuna geçtim sıramı bekliyorum.

Kasiyer örtülü bir bayan,ne olduğunu anlamak zor Türk mü Arap mı veya Faslı Cezayir'li mi göğsünde ismini yazan kartı okumadan anlamak imkansızdı ama başı bağlıydı belli ki müslümandı kendimi biraz rahatlamış hissettim,kasaya yaklaştım kasiyer bayan tek tek kodları okutmak için ilk ürünü aldı yüzüme baktı "Guten tag-Assalamu Alaikum "dedi..

Bana Assalamu Alaikum dedi..

İçim gevşedi bulutlu hava yok oldu sanki,sıra bekleyenler yok oldu hatta marketin binası bile yoktu alışveriş yok alışverişe gelmemiştim ben yabancı değildim mutlaka ve kesinlikle yabancı değilim,karşımda bir kardeşim var benimle aynı dili konuşan aynı derdi çeken bir müslüman bayan vardı..

Selamünaleyküm ne güzel bir söz ne sıcak bir söz. .nerde olursam olayım asla yalnız olmadığımı barındırıyor içinde..anlamı rahmet gerçekten anlamı selamet gerçekten anlamı kardeşliği ayakta tutmak güzel bir davanın ve büyük bir topluluğun bir parçası olmak demek,tasdik etmek demek ümmet demek bağ demek kan demek..

Assalamu Alaikum dedi bayan..ısıtacak derecede kalbimi yumuşaktır bu söz,kapıdan çıkarken içeride bıraktım yalnızlığı,hiç bir yere ait olmama hissini,yabancılık elbisesini..

Selamünaleyküm. .dedim kendime selamünaleyküm diye fısıldadım yapay ormandaki ağaçlara ve o günden sonra başı bağlı her bayana yaklaşınca başımı kaldırıp tebessüm etmeye çalışarak "selamünaleyküm"sözü dökülüyor dilimden..



OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

26 Mart 2017

Dün Oruç Tuttum İnternet Orucu - İnternetsiz Bir Günüm Nasıl Geçti Sizce


Yaşıyorum!!..oleeey ne mutlu ki ölmedim,ölmemişim ki buraya yayın girebiliyorum,yuppi :)

Dün sabah uyandığımda her zamanki gibi kahve suyumu koydum mutfak masasına oturdum dışarısı mis gibi ilkbahar kokuyordu kuşlar ötmekte güneş yavaş yavaş doğmaktaydı..normal.

Sandalyeye oturdum saçlarımı topladım elime telefonumu aldım ama o da ne!..
Her sabah yapıyorum bunu her sabah namazdan bile önce telefonumu elime alıp bakıyorum neler var neler olmuş kimler ne yazmış ne kadar yazmış nerden yazmış..stop!..sabahları aklımı bunlarla besliyordum gibi hissettim birden.

Her sabah önce telefonuma bakmak namazdan bile evvel bunu yapmak dingin bir denize benzeyen aklım sanki birden dalgalandırıyordu,etkileniyordum haliyle..

Dedim ki bugün öyle yapmasam bu bilgileri aklıma aklmasam,internet orucu diye bir şeyler okumuştum,yalan sadece bu başlığa sahip bir yayın görmüştüm haftada bir kez internetten tamamen uzak kalmaktan bahsediyordu heralde ama nedense okumadım o yayını ama aklımda yer etmiş ve işte o anda ne gelen postalara baktım ne whats app mesajlarını okudum direk wifi'yı kapattım mobil veriyi de devre dışı bıraktım kahvemi hazırlamaya başladım..

Bugün internet orucu tutacağım dedim,ölüm yok ya ucunda bişey olmaz bir deneyeyim dedim bağımlılığım var mı varsa hangi seviyede,internetsiz nasılım internetsiz bir günüm nasıl geçecek acaba?..

Bir işin içinde merak olunca benim için daha kolay oluyor bazı şeyler zaten gün boyunca onlarca işin içindeyim gün nasıl geçer onu bile anlayamıyorum hadi bismillah dedim..

İNTERNETSİZ BİR GÜN

Nasıl geçti diye merak ediyorsanız madde madde sıralamak isterim.

Gün daha yavaş geçti.
Çocuklar daha az tartıştı veya daha az olay çıktı çünkü dikkatimi dış etkenler meşgül edemiyordu dolayısıyla ben anında hem onların yanında olabildim (fiziken ve aklen)hem de olayların büyümesini önledim.


  • Entersan olan bir şey de vardı bu durumda,çocuklarım dün çok sakindi .
  • Namazlarımı çok temiz bir kafayla kıldım,aklıma çok az şey geldi.
  • Evimin genişlediğini hissettim (çok enteresan ama öyle hissettim sanki büyük bir alan açılmış gibiydi hayatımda).
  • İnternetsiz bir gün demek acaba ne yapabilirim demekmiş,bunu anladım.
  • Dikiş dikmek istedim
  • Dışarıya çıkıp fotoğraf çekmek istedim
  • Kitap okumak istedim (ve okudum da).
  • Kitapta okuduklarımı gün içinde bir kaç kez hatırladım hemen hatırladım kendimi zorlamadan hatırlamakla kalmayıp onların üzerinde de düşünebildim çok net düşünebildim çünkü beynim dingindi..dedim ya,bir deniz gibi :)


İnternetin beni ne derece etkilediğini anlamam için bir gün yetti artı bile diyebilirim ama bir şey daha fark ettim onu da mutlaka yazmam gerek..

Beynimi meşgul eden internet değildi..ilgimi dağıtan internet değildi..beni meşgul eden ve gerçek hayatımın içine sızmasına erişimi olmasına izin verdiğim şey mesajlardı..evet mesajlar...

Önemli veya önemsiz mesajlardı aklımı meşgul eden..özellikle önemsiz bildirimler..bir güncelleme bir profil değişikliği bir durum değişikliği bunların tümünden telefonum sağ olsun gün boyunca beni haberdar ediyordu...

Oysa bu yayında da bahsettiğim gibi telefonumun bütün bildirimlerin sesi kapalıdır.

Sürekli bildirim mesajları alan ama bunlardan hiç birinin sesini duymadığım halde o mesajların bana ulaşması çoğunun da benim hayatımla hatta benimle hiç bir alakası olmayıp bana bildirilen bu haberler beni ciddi oranda strese sokuyormuş meğer..

Filanca durumunu güncellemiş..
Filanca profil resmini değiştirmiş
Filanca şu yerdeymiş
Filanca video yayınlamış
Filanca filanca ile arkadaş olmuş..

Çok masum bildirimler değil mi*..ama benim hayatıma girip etkisinin neden bu denli büyük olduğunu henüz kestiremesem bile beni etkilediğini anladım...

Bir zorlama var sanki..
Buna bak şunu oku şunu öğren şunu dinle şunu kaçırma şuna yetiş şu kadar vaktin var bir gün vaktin var bak hızlı ol yoksa bir daha göremezsin yetişemezsin vs vs..

Neye?

Neye geç kalabilirim neyi kaçırabilirim...

Dün tüm bunlardan uzak kaldım..bu sabah uyandığımda dün kaçırdıklarımın hiç birinin yokluğunu hissettmedim neden?..

Çünkü onlar benim hayatım değil.

Hayatımda olmalarını ben seçmedim ama hayatımda olmalarına izin verdim.Kabullenmişim..
Çok basit bir şeyi çok büyütüyor gibi görünebilir ama bu minicik şeyler her gün gün içinde bilmem kaç kez hayatıma müdahale ediyor hayatımı ve beynimi dolduruyor...damla damla göl oluyor ve bu gölün içinde ben boğuluyorum...

İnternetsiz bir gün geçirdim ama bugün buradasın hatta yayın bile girdin bununla ilgili elbette yorum gelecek bunlara bakmayacak mısın yorumları bekletecek misin diye soran olabilir...

Cevabım ise;bilmiyorum...
Daha etraflıca düşünmem gerek bunu...tam olarak neyin içinde olduğumu bir günde anlamam çok zor..ama bir çok şeyi görmem için de yeterli geldi sanki...

GÜLER MİSİN AĞLAR MISIN?

Dün telefonum bir kez bile çalmadı
Kimse beni aramadı
Nerdesin diye sormadı
Merak eden bile olmadı
Mail atmadı
Yaşıyor musun diye mail göndermedi.. :)))


Görmenizi istediğim bir ekran görüntüsü resmi var bu noktada..

GÜN SONUNDA TELEFONUMUN ŞARJ DURUMUNA DİKKAT


İNANILMAZ DEĞİL Mİ?

Şarjı görünce sanal hayatın ve sanal çevremin gerçek hayatımdan beni daha çok meşgul ettiğini ve ona daha fazla ilgi gösterdiğimi anladım hoş bunu zaten biliyordum ama cesaret edip de internetsiz bir gün geçirmek aklıma geldiyse de türlü bahaneler yüzünden böyle bir şeye cesaret edemiyordum..

Özellikle blogumu seviyorum özellikle blogum için internet kullanıyorum..burada sevdiğim çok insan var bir şeyler üretmenin güzelliğini seviyorum ama acaba biraz aşırı mı seviyorum diye düşünmeden de edemiyorum..

Yalnız mıyım bu yolda arkadaşlar?..onu da bilmiyorum..

Böyle bir şey denediniz mi?

Nasıl bir durumda olduğumuzu sezen,gören tam olarak algılayanımız var mı?

Bu kadar erişim bu kadar bilgi bize gerçekten gerekli mi?

Benimle kıymetli görüşlerinizi samimi düşüncelerinizi paylaşır mısınız?



OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

24 Mart 2017

Çocuğum Beni Dinlemiyor Diyorsan

dinlemeyen çocuklar
Anne Çocuk İlişkisi

Çocukların bizi dinlemesini ve tamamen pür dikkat kesilmesini beklemek bir hayaldır,unutuyoruz bunu.
Bazı şeyleri düzeltmeye çalışsak da karşımıza sürekli şaşırtıcı sonuçlar çıkıyor ve tekrar araştırma gerektiren bıktıran yıpratıcı süreçler içinde buluyoruz kendimizi..

Olmuyor olmuyor..ama neden olmuyor?

Ne çok düşündüm bu konuyu ne çok kez ''hiç beni dinliyor mu?'' dedim ve daha da diyeceğim hayatımda..çocuğun yaşı bazen pek büyük bir önem taşımıyor.Çocuğun bizi dinlemesinı ve düşünmesini beklemek her ne kadar zor olsa da bir kaç küçük yöntem geliştirdim gibi hissediyorum son onyedi yılda..olur hani o kadarcık :)

Çocuğun bizi dinlemesi için basit yollara başvurmak gerek belki de,belki de gereğinden fazla zorlaştırıyoruz herşeyi..olamaz mı?

Kitap yazdırır gibi uzuuun uzun anlatarak detaylara inerek konuşmak daha konuşmamızın başında çocuğun bizi dinlediğini düşünebiliriz ama sonuç nur topu gibi bir hüsran!..dinlemiyor.

Son aylarda şöyle bir şeyler uyguluyorum ve her zaman olmasa da genelde iyi sonuçlar alıyorum diyebilirim.
Taktikleri paylaşarak taktiklerinizi paylaşmanızı ümit ediyorum,anne gücü ☆


GÖZ TEMASI

Süper etkili ♫
Çocuğumun yanına giderek önünde göz göze gelecek kadar alçalıyorum,gözlerine bakıp yumuşak bir şekilde omuzlarına dokunuyorum hafifçe okşuyorum..gözlerimi ayırmadan ona ne demek istediğimi söylüyorum.Çocuk dikkatini gözlerime veriyor böylece kulakları dinlemeye müsait oluyor hem dinliyor hem de omuzlarını okşayan ellerim sayesinde yavaş yavaş gevşiyor kendini savunmaya değil rahatlatmaya başlıyor.

Ergen olan oğlum ile konuşmak istediğimde ise beni dinlemesi için yanına karşılıklı olacak şekilde oturuyorum,kimsenin olmadığı bir odada ..genelde eli ağzına gider,tırnaklarını yer gibi yapar..elini elime alarak elinin üstünü bir elimle okşuyorum diğer elimle de başının arka kısmından başlayarak ensesini okşuyorum..bu onu rahatlatıyor..nefes alışından anlıyorum..rahatlayınca da beni dinlemeye,ayrı bir odada olmak ise onun gururuna faydası oluyor zira biz artık büyüyoruz ve kimse hiç kimse annemiz bile bize bağıramaz kızamaz!..erkeğiz biz :pPp

Söylediklerimin çoğu hoşuna gitmez ama elimde duran elini gerçekten söylemek istediğimin ne olduğunu ifade eden kelimeler kullanırken hafifçe çekerek durumun ciddiyetini vurguluyorum.

Her seferinde bu taktik işe yarıyor.


İSMİYLE HİTAP

Söylemek istediğim her ne ise sözlerime adını söylemekle başlıyorum..bak oğlum bak kızım diye değil..
İsmiyle hitap ettiğimde kendi varlığını kendi içinde yavaş yavaş şekillendirdiği için beni biraz daha dikkate alarak dinlemeye çalışıyor.
Her zaman tam dinlemiyor kabul ama en azından dinlemeye çalışıyor :)
Umut dünyası işte :)


KISA KES

Uzuuun konuşmaları seviyorsanız bunu çocuğunuzla yapmaya çalışmayın en azından sizi dinlemesini istediğiniz zaman hiç bu hallere adım atmayın..kısa cümlerler ile tam olarak ne demek istediğimi söyleyip konuşmamı olabildiğince kısa tutuyorum,kapının önünde çöp varsa evden çıkacak olan kişi onu atmalıdır,nokta..dinleyecekse beni duyduğundan emin olduğum için sonucu beklemek dışında yapacak başka bir şey göremiyorum..

Uzun konuşma demek pazarlık için zemin oluşturmak demek,parazlık demek ama anneee cümlesini defalarca işitmek demek yani kısaca mağlubiyet demek :)


SADE ANLAT

Ah anneler,ilkokul mezunu dahi olsak mutlaka uzun uzun konuşmayı severiz,alanımız belli eğitimimiz çok çok iyi olsa da bize göre az olsa da uzun konuşmaktan çokça detay vermekten kendimizi alamıyoruz.

Çocuğumuza sanki tüm bildiklerimizi aktarmamız gerektiğini,hemen o anda anlatmaya çalışıyor hemen o konuşmadan kişiliğini şekillendiriyor onu eğitmiş oluyoruz o büyümüş oluyor hatta o bir yetişkin bizim ne demek istediğimizi tam olarak noktasına kadar anladığını düşünüyoruz..ne yalan..

Bu cümle çok uzundu değil mi?

İşte bu şekilde konumamaya çalışıyorum.Söylemek istediğimi hissettiğim duygu ile söylemeye çalışıyorum gerisini vicdanına bırakıyorum,vicdanının çok iyi gelişmiş olmasını gizlice dileye dileye :)


LÜTFEN RİCA EDİYORUM-BUNA BAYILIYORLAR

  • Emri vaki konuşma benimle!.
  • Oğlum emri vaki değil rica ediyorum senden
  • Ama rica etmedin!
  • Ups!

Efendim?...evet rica ettiğimi düşünerek rica etmeden bir çok şeyi isteyerek yakaladım kendimi çocuğum da yakalamış,ne tesadüf :)

Rica etmek de çok etkili ama her şey için değil..her şey için rica edersem durum istismara yönelir..kurbanı da ben olurum..

Montunu ne zaman asmayı düşünüyorsun sen? yerine,lütfen montunu kaldırır mısın demek çok yerinde oluyor.Kısa ve anlaşılır.


ALÇAK SES-TAM BİR İKSİR!


Alçak ve yumuşak bir ses tonuyla konuşmanın ne derece etkili olduğunu bilseydim köprünün altından bu kadar su akmasına seyirci kalır mıydım hiç..alçak ses sakinlik demek sakin bir anne demek konuşmanın sonunda ceza değil bir mesaj var demek..


not:ceza konusuna sıcak bakamadım çok az ceza veren bir anneyim,örneğin sokağa çıkma yasağı veya en klasik cezayı veririm:odana git  :))

Evimiz çok kalabalık,hareketli,gürültülü bazen bazen .ok neşeli çok gülücüklü her türlü,günlerimiz çok yoğun zaman deli gibi akarken çocuklarımın değişikliğklerini gelişmelerini ayrı ayrı istediğim gibi takip ederek yol almak zor oluyor açıkçası..olabildiğince tartışmaları yumuşatmaya ortamı bir an evvela huzura kavuşturmak için bu şekilde çaba sarf ediyorum..
Uzunca yazdım yine ama dilerim ki istifade edilecek yanları da vardır bu yazılanların.


Sizin taktiklerinizi alayım...işinize çok yarayan özel bir yönteminiz var mı şu garip kardeşinizin de faydalanabileceği?




OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

23 Mart 2017

Dolap Detoksu - Çocuklarımın Artık Kullanmadığı Eşyaları Ne Yapıyorum


Bi düşünün;
Kilotlu çoraplar,eldivenler,ayakkabılar,yağmurluklar yağmur botları/çizmeler vs gibi eşyalar az maliyeti olan eşyalar değildir..bir çocuğu varsa belki bu yönünü düşünemez insan ama üç çocuğunuz varsa bu aile bütçesini her mevsimde ciddi oranda etkileyen bir para miktarı demektir..

Elimde olan ve artık kullanılmayacak eşyaları hediye ederim,elinde olan ve artık kullanılmayacak olan eşyaları da arkadaşlarım bana hediye eder.
Böylece iyi durumda olup küçülen giysiler el değiştirerek hem birbirimize ciddi oranda katkıda bulunuruz hem de bir giysiden mümkün olduğu kadar istifade etmiş oluruz.

Küçük çocukların sadece bir mevsim giydikleri eşyaların çoğu iyi durumda kalır,elimizde..çevremizde bulunan bir yakınımız veya ailemizden biriyle değiş tokuş alışkanlığını geliştirirsek bu hareketin hepimiz için çok faydalı olduğunu görebiliriz.

Benim büyük kızımdan bir yaş daha büyük kızı olan arkadaşım onların kullanmadığı eşyaları benim kızıma verir,büyük kızım kullandıktan sonra hala iyi durumda olanları da küçük kızıma kalır..

Küçük kızım için elzem diye aldığım yeni giysileri ise benim küçük kızımdan daha da minnoş olan bir bebeğe veririm...bu halkada böyle döner durur...

Verilen eşyalar bazen sadece giysi olmayabiliyor mesela:

Bebek puseti
Ana kucağı
Bebek arabası
Bebek için araba koltuğu
Yemek sandalyesi
Yürüteç,
Beşik
Banyo leğeni
Beslenme çantası gibi eşyalar da aramızda değiş tokuş edilir..bunlar da maliyet yüksek eşyalardır..ve alışveriş için annelerin mağazaları ziyaret ettiği ilgili markaların en çok yatırım yaptığı eşyalardır değil mi?

Yani böylece bir nevi hem gereksiz alışverişi önlemiş oluruz hem de gerçekten bir üründen tam olarak istifade etmiş oluruz bu da çevremize de katkı sağlıyor..
Mağazaların çocuklar için çılgınlık noktasına ulaşan eşya çeşitliliğini her anne bilir...

Belki yaşamadan tam olarak ne denli faydalı olduğu bilinemez ama şunu söylemek gerek,bu muthiş bir uygulama!

Peki tam olarak ne yapıyorum?

GRUPLANDIRMA AŞAMASI




Evvela dolapları açarım :))
Dün kızların dolabında yer alan kıyafetleri her ilk ve sonbahar olduğu gibi elden geçirdim..kriterlerim ise şunlardır genelde bu kriterleri göz önünde bulundurarak ayırıyorum:


  • Verilecek olanlar ayrı bir poşete
  • Tamir edilecek olanlar baska bir tarafa
  • Mevsime göre kaldırılacak olanlar ayrı bir kenara 
  • Hiç giyilmeye hali kalmamış giysileri ise makas ağzına :)

Geri kalan ve artık giyilmeyecek giysileri keserek bir süreliğine istifade edeceğim toz bezleri yapıyorum :)

İkinci eldir diye düşünmemek gerek,eğer ki temizse ve en önemlisi bize verilen eşyalar tanıdığımız birilerden geldiyse dolabımızda onlara yer açmalıyız.
Biz de elimizde duracağına başkası istifade etmesi için kullanmadığımız eşyaları vermeliyiz...

Her iki taraf da böylece senede iki kez yaptığı kıyafet alışverişinden ciddi oranda tasarruf etmiş oluyor (bkz:botlar,montlar vs) bunalr maliyeti hiç de az olmayan parçalardır,değil mi?


Bu güzel detoks bitince dolaba bakıyorum siz de bakın,deneyecek olanlar,karşımda tam olarak çocukların sahip olduğu eşya miktarını görebiliyorum bu da demek oluyor ki her çocuğun eksiklerini kolayca tespit edip tam olarak neye ihtiyaç duyduklarını anlıyorum ve bu yönde alışveriş yapıyorum...

Bu değiş tokuş uygulaması son 2,5 yıldır gerçekleşiyor..biz üç bayan ve anne olarak kullanılmayan kendi eşyalarımızı bile bu şekilde değiştiririz..

Sizin de bu tarz bir alışkanlığınız var mı?




OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

22 Mart 2017

Organik Hindistan Cevizi Yağı Nasıl Anlaşılır Nerde Kullanılır

saçlar için nemlendirme
Hindistan cevizi yağı
 Hamilelik döneminde özellikle ilk aylarda hormonların da yardımıyla saçların canlandığını cildin parladığını biliyoruz ancak doğumdan sonra hamilelik döneminde benzersiz bir nimet olan bu değişiklikler yerini yıpranmış saçlara ışığı gitmiş bir cilde bırakıyor ne yazık ki..saçlarım ile ilgili yaşadığım sorunlarım oldukça uzun sürmüştü bir takım ürün ve yönteme başvurduğum oldu..bazılarından çok fayda gördüm bazıları ise bana uygun olmadığını anladım çünkü denediğim yöntemlerin biri hariç (saç dökülmesine karşı kür - okumak için tıkla) diğerleri doğal malzemelerden oluşan yöntemlerdi..

Saçları yoğun nemlendiren bir ürüne ihtiyacım vardı oldukça kuru ve ince telli saça sahip biriyim çok iyi bir nemlendirme sağlayan hindistan cevizi yağı hakkında görüşler vardı bir çok yerde okuduğum yorumlar doğrultusunda hem doğal bir yöntem hem de arzu edilen sıklıkta kullanılabilecek bir üründü hindistan cevizi yağı,böylece ben de soluğu market raflarında hindistan cevizi aramakta aldım...

Bir çok ürün mevcut ancak olabildiğince doğalını seçip olabildiğince iyi sonuç almak istedim bekleyemezdim,saçlarımın genel durumunu bir an evvel topralamak daha yumuşak saçlara kavumak istiyordum..

Hindistan cevizi yağının hem kozmetikte hem de beslenmede rahatlıkla kullanıldığını okudum kimileri saç bakımı için kimileri ise kızartma yağı olarak kullandığını oldukça da iyi sonuçlar aldığını yazmıştı benim amacım hindistan cevizi yağını yiyerek tüketmek değil saçlarımda kullanarak saçlarımı nemlendirmek kuruluğu gidermekti..ve alıp denedim..

kuru saçlar için doğal
Hindistan cevizi yağı
Organik bir ürün seçip aldığım gün saçlarıma uygulamıştım sonucundan daçok memnun kaldığım için buraya da aktarıp paylaşmak istedim..bir takım saç problemleri yaşayan ve piyasada kimyasal ürünler değil de daha doğal ürünler arayışında olanlar için iyi bir kaynak olur diye ümit ediyorum..

KULLANIMI


Hindistan cevizi yağını tamamen kuru saçlara uyguladım.
Uyumadan evvel tüm saçıma sürerek sabaha kadar saçımda tuttum.Her hangi bir kirletme söz konusu değildi bildiğimiz o ağır yağ hissini bile ellerimizde hissetmiyoruz ancak yine de yastığa bir havlu koyarak o şekilde sabahladım.

Sabah uyanınca saçlarımı normal her zaman yıkadığım gibi yıkadım ve kuruttuktan sonra hindistan cevizi yağının saçlarımdaki etkisini gözlemledim.

Saçlarım güzel bir parlaklığa kavuşmuş yumuşamıştı zaten gece uygulama esnasında bile saçlar yumuşacık olmuştu saçlarımdan ellerimi alamıyorum :))

Ürünü beğendim ve haftada bir kullanmaya başladım..bir çok bayan hindistan cevizi yağını nemlendirici olarak kullanır çünkü örneğin:

Topukları nemlendirir
Tırnakları besler
Kaşlara parlaklık ve nemlendirme sağlar

Ancak kaliteli bir yağ olmasına rağmen nemlendirme ciltte pek yoğun gelmedi bana daha iyi bir nemlendirme beklemiştim özellikle topuklarda.

Doğal hindistan cevizi yağı nasıl anlaşılır - Nasıl görünür?


Hindistancevizi yağı diğer yağlar gibi akıcı değildir,kaliteli bir yağ aldığınızdan emin olmak için yağın kullanılmadığı zamanlarda donması gerekiyor.Bembeyaz bir görüntüsü var mum gibidir.
Elinizi sürdüğünüzde ise bu beyazlık tamamen kaybolup yerini yağlı ve parlak bir sıvı alır.
Bu durumla karşılaştığınızda hindistan cevizi yağınızın kalite bakımından çok iyi olduğunu anlayabilirsiniz..

Siz denediniz mi,deneyenleriniz nasıl kullandı faydaları nelerdi?..

Dolabımda bir miktar daha hindistan cevizi yağı mevcut belki sizin önerileriniz doğrultusunda farklı bir şekilde de kullanabilirim :)

Sevgilerimle..




OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

21 Mart 2017

Naciye ile Tosun Paşa


İki doğum ve altı yavrunun ardından geriye sadece bir yavru kalabildi..ilk doğumundan olan yavruları evde olmadığımız bir gün muhtemelen erkek kedi tarafından boğazlanarak öldürüldü..ardından bir kaç ay geçti..Naciyeyi her ne kadar dışarıya bırakmamak için özen gösteridysem de doğasına müdahale olduğunu okuduktan sonra çıkmasına izin vermeye başladım.. Tekrar hamile kalıp üç yavru daha getirdi dünyaya..bunlardan biri sabaha kadar gözlerini yummuştu..bir diğeri ise belki yeterli beslenmediğinden diye düşünüyorum kısa bir süre sonra öldü..

Sadece bir yavru hayatta kaldı böylece..

Tosun paşa..


Evin bir köşesinde bakkaldan alınan bir sepetin içinde yaşıyorlardı..doğduğu günden bu yana sepetin içinde tüy dışında başka hiç bir şeye rastlamadım..yavrunun dışkısı veya buna benzer bir şey görmedim..

Dikkatlice inceliyorum onları her gün..Naciye kendi diliyle temizliyor yavruyu..


Pencereler yaz olduğu için sürekli açık..dışarıdan gelen kedi seslerine karşı bazen dikkat kesiliyor bazenhemen pencereye fırlayıp dışarıya bakıyor..kimbilir belki de daha önceki yavrularını öldüren kedi bu kedilerden biridir diye düşünüyorum..inanılmaz bir telaş sarıyor Naciyeyi..yavruyu alıp evin içinde dolaştırıp farklı bir yere taşıyor..


Kendini güvende hissetmiyor sanırım..ne ettiysek bu endişesini gideremedik..bu günlerde yavru ayaklarında iyice sağlam bir şekilde durmaya başlayıp yürüyor sepetten çıkabiliyor..

Naciye zaman zaman ensesinden tutup bahçedeki nar ağacına kadar götürüp tekrar geri getiriyor..muhtemelen tuvalet eğitimi başlamış olmalı..

Onları izlerken Allahın merhametini görebiliyorum..birbirine sarılarak uyumaları,oynamaları..

Yavru evin içindeki köşelere saklanıp bulamadığı zamangözlerindeki endişeyi..

Sepetten çıkmayı öğrenme esnasında yavruya hafiften yardım etmesi..
Her ikisi de pırıl pırıl tertemiz..durmadan yavruyu yalıyor,temizliyor..yavru tatlı tatlı isyan eder gibi miyavlıyor..sanırım banyoyu sevmiyor :)

Kedilerim benden çok uzakta yüreğimi acıtan bir acı hissediyorum zaman zaman ama bir umut var ki yara bandı gibi kapatıyor bu yaramı..

Bu seneki yaz tatilinde Naciyeyi yanıma alma hayali..


OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

20 Mart 2017

Yıpranmış Cansız Saçlara Şahane Sonuç Veren Saç Maskesi - Arı Poleni Maskesi

arı poleninden saç maskesi
Arı Poleni Saç Maskesi
Yıpranmış saçlar
Ucu kuru saçlar
Yanık saçlar
Bakımsız saçlar
Kuru saçlar

Kadınların korkulu rüyası olur bazen..

Geçen yıl bu tür sorunlarla karşılaşan morali oldukça bozulan biri olarak sizlere çok etkili inanılmaz güzel sonuç elde ettiğim bir maskenin tarifini paylaşmak istiyorum..

Piyasadaki bir çok saç maskesini büyük bir fark ile geride bırakacak bir maskedir bu..içinde kesinlikle ne bir kimyasal var ne de bulunamayan nadir bir malzeme..

Tamamen doğal aşırı miktarda faydalı besinler içeren kendiniz yapabileceğiniz ve sonucuna bayılacağınız bir maske tarifi vermek istiyorum..

Saçlarımın dökülmesinin ardından denediğim her iki yöntem (yontem:1  -  yöntem:2) de oldukça işime yaradı yaramasına ama saçımın ciddi oranda onarılmaya ve beslenmeye ihtiyacı vardı.

Hızlı sonuç almaya ise benim de ihtiyacım vardı,beklemekten oldukça yorulmuştum ama asıl beni yoran vaatlerin sonuçlarıydı..hiç bir maske hiç bir kür saçıma beklediğim sonucu sağlamadı diyebilirim..daha etkili bir şey gerekiyordu anlaşına.

Dünya tatlısı insan G.hanım blogunda bir maskeden söz edince,maskeyi oluşturan malzemeler de elimde olunca denemek istedim...sonuç beni şaşırttı,zamanla da elimdeki malzemeler ile kendi maskemi kendi malzemelerimle yapmaya başladım bu sebeple de buraya aktarmak saçları onaran ve besleyen maske arayışında olan hanımların da istifade etmesini istedim..


MALZEMELER:


1 yumurtanın sarısı (taze günlük yumurta bulabilirseniz mutlaka onu kullanın)
1 yemek kaşığı polen tozu
1 yemek kaşığı hakiki zeytinyağı
1 tatlı kaşığı kadar taze maya
1 tatlı kaşığı kadar su
2 adet havlu


HAZIRLANIŞI



  • İki adet havluyu ısıtıyoruz (kalorifer peteği bunun için çok uygun)
  • Tüm malzemeleri bir kabın içinde pürüzsüz bir kıvam elde edene kadar karıştırıyoruz.
  • Karışımın içindeki maya kısa bir süre sonra kabarmaya başlayacaktır.Hemen uygulayın.
  • Elde edilen karışımı saç boyama setlerinde bulunan aplikatörün içine boşaltarak saçımıza kolayca uyguluyoruz.


SAÇA UYGULAMA ŞEKLİ

Saç diblerine saç boyası sürer gibi sürüyoruz.
Önce saç diplerimize ardından da masaj yaparak bütün saçımıza uyguluyoruz..Vaktiniz olacağı bir günde deneyin ki maske saçınızda olabildiğince uzun süre kalabilsin..Maskeyi saçımıza sürdükten sonra evvela parmaklarımızla kafa hücrelerini hareketlendirmek ve oksijen akımını hızlandırmak için masaj yapıyoruz ardından da bir streç ile saçımızı kapatıyoruz son olarak da sıcak havlu ile başımızı sarıyoruz.

Başı sıcak tutmak maskenin onarım ve besleme gücünü artırmaktadır..içinde maya da olduğu için saçınızı streç ile sardıktan sonra saç diplerinizde bir sıcaklık hissetmeye başlayacaksınız bu sıcaklığı sıcak havluları dönüşümlü olarak kullanarak sürdürmemiz gerekiyor..

Havlu saçınızda soğumaya başlayınca hemen diğer sıcak havlu ile sarın bu şekilde maskeyi aktif tutabilir kendisinden istifade edebilirsiniz..Maskenin saçta kalma süresi tamamen size bağlı ben uzunca tutmaya çalışıyorum ..



yıpranmış saçlar için saç maskesi
Ev yapımı onarıcı saç maskesi

G.hanımın sitesinde arı poleni ile kendisinin hazırladığı çok etkili arı poleni saç maskesi daha mevcut buradan ulaşabilirsiniz ben ondan ilham alarak saçımı besleyen ve onaran bana uygun maskemi yukarıdaki malzemeler ile yaptım çok şahane sonuçlar aldım..
Arı poleni ile ilgili düşüncelerimi faydaları ve üzerimdeki etkilerini anlattığım burdaki yazımı da okumanızı tavsiye ederim.


polen tozu
Arı poleni
Saçımızı her zamanki gibi yıkayıp kuruttuktan sonra saç tellerimizin nasıl parladığını,başımızın nasıl hafiflediğini,saçların var gücüyle canlandığını ve parladığını göreceksiniz..sık sık yapılması gereken bir maskedir.

Özellikle saçını belirli aralıklarla boyamak zorunda kalan veya günlük şekillendirmek zorunda kalan bayanların favori maskesi olacaktır..saçın bir çok kimyasaldan nasıl arındığını saçların inanılmaz derece hafiflemiş olmasından anlayacaksınız..

Yıpranmış veya cansız saçlarınız varsa şiddetle tavsiye ediyorum..

Güzel saçlı günleriniz olsun :)



OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

18 Mart 2017

İzleyici Eklentisi Olmayan Blog/Site Nasıl Takip Edilir - Blogger Okuma Listesine Nasıl Eklenir?


Ne kadar güzel bir blog!
Ne kadar iyi bir site! ..deyip karşımıza çıkan bu güzel sayfayı mutlaka takibe almak istediğimiz durumlar olmuştur...

Daha demin Büşra hanımı takip etmek isteyince blogunda izleyiciler eklentisi bulunmadığını fark ettim..Sıkıntılı bir durum değildi çünkü onu nasıl takip edeceğimi biliyordum ama peki ya bilmeyenler?

Diyelim ki güzel bir bloğa denk geldiniz..içeriği tasarımı genel olarak bir çok şeyini beğendiniz..özellikle de içeriğini..

Takip etmek istersiniz güncellendiği zaman haberiniz olsun istersiniz hatta bu bloğun Blogger platformunda olduğunu görünce daha da çok şanslı hissedersiniz kendinizi ancak takip etmek için izleyiciler eklentisi ne yazık ki yok!..

Elbette e-posta aboneliği imkanı olabilir diye bakınıyorsunuz e-posta aboneliğini buluyorsunuz ve bu şekilde de takibe alıyorsun ancak okuma listesinde her blogunuzu açtığınızda yeni yayını görmek daha sevindirici değil mi?

Blogger okuma listesinde aslında Blogger blogları olmayan blog veya site takibinin de mümkün olduğunu biliyor muydunuz?
Yani hepimizin bildiği izleyiciler eklentisi kullanmayan bir çok blog veya site gösterilecek olan şekilde takip edilebilir yayınları Blogger Okuma Listesinde görüntülenebilir...





Blogger Kumanda Paneli açık olduğunda sağ üst köşede minik bir kalem ikonu mevcut.









Bakın!!... Bu ikona tıkladığımız zaman karşımıza takibe alınmış bloglar çıkar. :)
İzlediklerimiz burada...peki yeni izlemeye almak istediğimizi bu listeye nasıl ekleyeceğiz ona bakalım...

Yine sağ üst köşede turuncu renkte EKLE butonu mevcut buna tıklayalım..
Karşımıza çıkacak olan pencereye takip etmek istediğimiz blogun adresini girelim...






Takip etmek istediğimiz blog/site adresini adres çubuğundan kopyalayalım:




Adresi yapıştıralım....
Sonraki yazan turuncu butona tıklayalım....


Hepsi bu kadar basit..bundan böyle izlemeye alınan blog veya site okuma listemizde okumak istediğimiz yayınları ile yerini alacaktır..


Kolaylıklar dilerim,keyifli okumalar!



Not:Nadiren sitelerin bu yöntem ile izlenmeye alınması,sitenin izleme ayarlarından (RSS) dolayı mümkün olmayabiliyor .


Tavsiye Edilen Konu:




Orjinal içeriktir,kopyalanamaz.




OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

Bez Çanta - Kumaş Keseler - En Doğalından En Yerlisinden


Tüketici olarak biz plastik veya naylon poşetlerden çok bir kereliğine mahsus değil,sürekli kullanılacak vicdanen rahat olacağımız bez çanta ve torbaları tercih ediyoruz artık...hangimiz tencere takımını alıp taşıdığı çanta veya torbaları atmaya kıyabildi?


Ben şahsen kıyamıyorum neden çünkü her biri o kadar güzel üretlmiş ve tasarlanmış ki üzerinde firmanın logosu olsa bile o ambalajı evin içinde veya dışındabile kullanmak isterim.

Size hem çok hijyenik hem yüksek teknoloji ile üretilen hem dünyada bir ilke imza atmış hem de yerli malımız olan Net Pak Ambalaj firması ile ilgili bilgi vermek istiyorum.

İster küçük ister büyük çanta veya poşetler ürün yelpazesinde yer almaktadır,dış görünümleri dışında üretilen sistem ve kullanılan malzemeleriyle de dikkat çeken oldukça sağlam son derece çevre dostu bunun yanısıra çok güzel ürünler bulmanız mümkün.



Mağazaların nerdeyse tüm ihtiyaçlarına çözüm sunan firma alanında bir çok yeniliğe de imza atmış bulunuyor.Hem fiyat bakımından uygun hem de en önemlisi çevreye olabildiğince zarar vermeden ürünler üretme gayretinde olan Net Pak Ambalaj Türkiye'nin en ünlü markaları ile de işbirliği sağlamış özgün çalışma ve çözümler sunmuştur.

Sitelerine uğrarsanız bir çok ürünle karşılaşacak geniş ürün yelpazesine şaşıracaksınız,ben şaşırdım çünki hatta şaşırmakla kalmayıp bir çoğunu da özellikle beğendim.







Market poşetleri de pek güzel! hem de  %100 geri dönüşümlü..

Türkiye'nin önde gelen markaların ürünlerini alıp evimize geldiğimizde  o güzel poşet ve çantaları gözümüz gibi saklarız ya işte o güzel ürünlerin üreticisi Net Pak Ambalaj'dır..
Kullanmak için kıyamadığımız bu güzel poşetlerin neden bu kadar tercih edildiği şimdi daha iyi anlaşılmaktadır.

Hem sağlıklı hem çevre dostu hem de oldukça sağlam ve kaliteli olduklarından sadece bir kez değil olabildiğince kullanmak isteriz.

Daha fazla ürün daha fazla bilgi,hayranlık uyandıran referansları görmek,alanında öncü firmanın ürünlerini yakından tanımak ve incelemek için hemen bugün ziyaret edebilirsiniz..



OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

17 Mart 2017

E-posta Aboneliği - Gereksiz Aboneliklerden Kurtulma Yöntemi - E-posta Aboneliği Nasıl İptal Edilir?


Gün içerisinde aldığımız mail sayısı oldukça fazla olur bazen,gelen kutusuna baktığımızda evvela reklam/anons/bilgilendirme/kampanya vs gibi maillerin posta kutumuzun ilk sıralarda yer aldığını görebiliriz.

Evvela bunları gerekli gereksiz veya daha sonra göz atarım diyerek ayırıştırır ardından da gerçekten gereksiz olanları silmeye başlarız.Her gün.

Bu durum çok tanıdık,bir çok yerden gelen mailler veya bizi nerden bulduklarını bilmediğimiz bir çok hesaptan mailler posta kutumuza gelmektedir.

Abone olduğumuz,mutlaka takip etmek istediklerimiz dışında ne zaman nasıl abone olduğumuzu veya nasıl abone edildiğimizi bilmediğimiz hesaplardan ve aboneliklerden kolayca çıkma ve haliyle kurtulmayı kim istemez.

Bu konuyu yayına almadan evvel evvela benim gereksiz yere veya nasıl abone olduğumu hatırlamadığım hesaplardan çıkışımı gerçekleştirdim bunu yaparken de benimle aynı durumu yaşayanlar için çare olması niyetiyle resimlerle adım adım paylaşmak istedim.


İYİ HABERLERİM VAR!



GEREKSİZ E-POSTA ABONELİKLERİNDEN NASIL ÇIKILIR?




İlk yapılması gereken unroll.me adresine gitmek.Karşınıza yukarıdaki gibi turkuaz renkte bir buton çıkacak.Ok işareti ile gösterilen yeri tıklıyoruz.





Bir çok şekilde giriş yapabilirsiniz,girişinizden sosyal medya hesaplarınızın etkilenmemesi için resimde ok ile işaretlediğim sekmeye tıklayın.






Mail adresinizi girdikten sonra kullanım şartları ve gizlilik politikasına onay verdiğinize dair o minik kutucuğu işaretleyin (güvenli).
Ardından Continue (devam et) butonuna tıklayın(ok işareti).



Unroll.me sitesi hesabınıza erişmek için izin istiyor,mail hesabımza ulaşması ve aboneliklerimizi görmesi için izin ver diyoruz.Bu erişimi de kaldıracağız,yazımın sonunda onun anlatımı da mevcut ancak evvela şu gereksiz maillerden kurtulmamız için unroll sitesine erişim izni vermeliyiz.




Erişim izni verildikten heme nsonra sistem mail hesabınızı anında taramaya başlıyor.Abonelik sayınız çok ise biraz zaman alabilir,Ekran başında beklemek istemeyenler ok ile işaretlediğim sekmeye tıklayarak mail yoluyla taramanın sonuçlandığını bildirim sayesinde öğrenebilirler.




Tarama sonucu kaç yerde aboneliğimiz olduğunu ekranda görebiliriz(turuncu rakamlar).Continue diyoruz.Ve çok sevinerek karşımızda abone olduğumuz tüm yerlerin listelerini görüyoruz..yuppi!!





Listede tutmak istediğiniz ve ne zaman nasıl abone olduğunuzu bilmediğiniz adresler göreceksiniz..evet siz bunlara abonesiniz..Abonelikten çıkmak için turkuaz ile işaretlenmiş bölüme gelip çarptı işaretini kullanarak anında istemediğimiz yerin abonelik listesinden çıkıyoruz..

Abonelik listemizde istediklerimiz kalınca da FINISH butonuna tıklıyoruz.Karşınıza toplam olarak kaç yere abone olduğunuz ve kaç abonelikten çıktığınız bilgi penceresi olarak gelecektir..



BU HİZMETİN HESABIMIZDAKİ ERİŞİMİNİ NASIL KALDIRABİLİRİZ.? 


Siz abonelikelr ile meşgulken mail hesabınıza unroll sitesi tarafından gönderilen bir mail gelmiş olacaktır.Bu maili açarak ok ile gösterdiğim Hesabım sekmesine tıklayın..




Karşımıza hesabımıza erişimi olan başka hesaplar göreceksiniz çoğu zaten kullandığımız sosyal mekanlarındır bunların arasında da işlem yaptırdığımız sitenin erişimi de mevcut,KALDIRalım onu.




Böylece gereksiz veya onayımız olmadan yapılan aboneliklerden kurtulduğumuza tam sevinelim..yarın sabah mailimizde abonelik konusunda bize yardımcı olan siteden gelen maillerle karşılaşmak istemeyiz tabii...

Son olarak yine çok faydalı olan bu yayınıma da göz atmanızı önerebilirim:

Blogger'da Silinen Resimler Nerde Depolanır-Silinen Resimlerini Bul



Faydalanmanız dileği ile...





OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

15 Mart 2017

Günlük Hayatta Plastik Kullanımını Nasıl Azaltabiliriz?



Bu yazı Heybemdeki Huzur tarafından Değmesin Yağlı Boya blogu için hazırlanmıştır.Orjinal içerik,kopyalanamaz.

Geri dönüşümün gerekliliğine olan inancımdan ötürü uzun süredir atıklarımı ayrıştırarak geri dönüşüm noktasına bırakıyorum. İşte plastik kullanımını azaltma fikri de bu noktada ortaya çıktı. 80 litre kapasiteli atık kutusunu yalnız yaşayan bir insan olmama rağmen 2-3 haftada doldurabiliyorum ve elbette atıkların büyük bir bölümünü plastikler oluşturuyor. Geri dönüştürmekten de önemlisi az tüketmek / kullanmak diyerek yola çıktım. Birkaç basit yöntemle çok kullandığım plastik ürünlere alternatifler bulmaya çalışıyorum. Hepimizin zaman zaman kullandığı bu basit yöntemler ise şöyle:




1- Alışveriş Çantası Kullanmak


Kumaş alışveriş çantası
Her gün yalnızca ekmek alsak bile evimize 1 poşet giriyor ve yıllık minimum 365 poşet kullanıyoruz/ tüketiyoruz. Tabii ki birçoğumuzun geri dönüştürmek gibi de bir gayesi olmuyor. Marketlerdeki gıcır gıcır poşetleri kopartmanın, üfleyerek açmanın hazzını yaşıyoruz. Poşetler geri dönüştürülebilir değilse daha da bir mutlu oluyoruz üstelik. Çöp kutularının içine açıveriyoruz sağlam sağlam. Ohh...  Bunu üzülerek söylemeliyim ki büyük marketlerdeki poşetlerin ücretli olma meselesini aşırı derecede yadırgardım. Bu bilinç bende 25 yaşımda oluştu. Dilerim ki duyarlı ancak henüz bu konuya eğilmemiş pek çok insana ulaşabilir ve vicdanımı bir nebze olsun rahatlatabilirim.
Alışveriş çantalarını büyük marketlerden,

Aliexpress'ten, English Home'dan yahut Rossman'dan kolaylıkla temin edebilirsiniz. Üstelik fiyatları yaklaşık 3-3,5 tl. Satın almak istemezseniz, kol çantalarının jan janlı torbaları da işinizi görecektir.

*Dünya genelinde bile artık en büyük firmalar bez çantaları kağıt poşetleri tercih edip naylon poşetlerini yavaş yavaş alışveriş mağazalarından kaldırmaktadır.Türkiye genelinde de durum değişiyor en ünlü markalar çevreye dost ürünleri tercih etmektedir NetPak Ambalaj referanslarına bakarsanız tam olarak ne demek istediğimi anlayacaksınız..


2- Kumaş Kese Kullanmak

Kumaştan kese
Büyük poşetler için sorun alışveriş çantaları ile büyük ölçüde çözülebiliyor. Fakat, tartılması gereken meyve, sebzeler yahut açık olarak satılan bakliyatlar konusunda çok fazla bir seçeneğimiz yokmuş gibi görünüyor. Bu konu üzerine ne kadar düşündüğümü anlatamam.

Dikiş dikmek gibi bir yeteneğim olsa, en azında dikiş makinem çalışır durumda olsa bez torbalar dikip kullanmayı düşündüm. Kumaş almak, makineyi tamir ettirmek vs. vs. derken astarı yüzünü geçeceğinden internet üzerinden araştırmaya koyuldum. Ham bez keseler üreten firmalar genelde promosyon üreten toptancı firmalar olduklarından başka çarem kalmadı, tam vazgeçiyorum derken aklıma ayakkabı torbası şeklinde bir arama yapmak geldi veee tam da istediğim ürüne kavuşmuş oldum:) Bulduğumda yaşadığım mutluluğu anlatamam. Tabii kendi yeteneğinizi konuşturarak minik keseler dikebilir yahut tavaların ve çantaların saklama kılıflarını da kullanabilirsiniz.

Evet, ilk başta bir miktar yadırganıyorsunuz. Heves kırıcı pek çok da insan çıkabiliyor karşınıza ama unutmayın siz eve vicdanınız rahat şekilde dönüyorsunuz :)




3- Cam Şişe/Damacanada Su Tüketmek


Cam şişe - Cam Damacana





Bu maalesef benim hayata geçiremediğim bir seçenek. Zira, bulunduğum mahallede hiçbir su firmasının bu imkanı sağlayan bayisi bulunmuyor. Depozitolu cam su şişelerde plastiklere kıyasla sanıyorum fiyatlar çok değişmiyor. Nasıl dezenfekte edildiği noktasında kafanızda soru işaretleri oluşursa firmaların danışma hatlarından gerekli bilgiyi alabilirsiniz.










4- Matara Kullanmak



Matara







Evet, matara plastik şişeye göre ağır oluyor ancak demir külçe de değil nihayetinde :) Yeter ki evden çıkarken suyumuzu yanımıza almayı alışkanlık haline getirelim.












5- Alternatif Saklama Yöntemleri Geliştirmek 

Saklama kapları



Biz hanımlar elimizden gelse streç film ile dünyayı sararız. Yiyecekleri oradan oraya aktarmaksızın, bulunduğu kapta streç film ile muhafaza etmek elbette büyük kolaylık. Yiyeceklerimizi anne şefkatiyle sarıp sarmaladığımız bu ürünse nihayetinde bir plastik. Yani, bir petrol türevi. Böyle söyleyince kulağa pek de hoş gelmiyor olsa gerek. Tembelliği bir kenara bırakıp cam saklama kaplarına dönmenin sizce de vakti gelmedi mi? Diğer saklama yöntemleri içinse Pinterest size fazlasıyla ilham verecek.






6- Çay/ Kahve Termosu Kullanmak 

Çay Kahve termosu
Günlük hayatta plastik tüketimini artıran bir diğer önemli unsur ise kullan-at bardaklar. Plastik bardakların muhtevasında bulunan maddeler çay, kahve gibi içeceklerin hazırlandığı sıcaklıkta kolaylıkla çözünebildiğinden sağlımızı da uzun vadede ciddi derecede etkileyebiliyor. Hem sağlığımızı bu zehirli toksiklerden korumak hem de oluşturduğumuz atık yığınını küçültmek için günlük çay/kahve tüketimimizin tamamını olmasa da bir bölümünü yanımızda bulundurduğumuz termoslar ile karşılayabiliriz. Hatta termosumuzdaki kahve bittikten sonra dışarıdan satın alacaksak satış görevlisinden termosumuza koymasını rica etmemiz de mümkün.





7- Temizlik/Kozmetik Malzemelerinin Kullanımını Azaltmak 

Kozmetik malzeme kapları
Daha fazla temizlik/kozmetik malzemesi, evlerimizde daha fazla zehir barındırmanın yanında daha fazla plastik ambalaj atığı demek. Mümkün olduğunca doğal ürünlere yönelmeli dahası bu ürünleri evde imal etmenin yollarını aramalıyız. Böylelikle hem doğal kaynakların tüketimi üzerindeki baskıyı hafifletecek, hem evimizde zehirsiz hava sahası oluşturacak, hem kullanmadığımız takdirde evimizin yeterince temiz olmayacağı, bizim yeterince bakımlı olmayacağımız algısı oluşturularak bize dayatılan bu ürünleri satın almayı reddederek bütçemizi rahatlatacak hem de ürünlerimizi kendimiz üretmenin hazzını yaşayacağız.
“Evet, ama sadece benim kullanmamamla ne olur ki?” demeyin lütfen. “Bir çiçekle gelmez bahar ama her bahar bir çiçekle başlar” öyle değil mi? Zihniyet dönüşümü de toplumun en küçük birimi olan ailede başlar. Aileyi, dolayısıyla toplumu besleyen güç kadınlardır. Bu nedenle daha bilinçli tüketiciler olmaya evrilebilmemiz için bize düşen payın büyük olduğuna inanıyorum. Daha yaşanabilir bir dünya umuduna desteğinizi esirgememeniz dileğiyle ..


Heybemdeki Huzur



Yazar hakkında:Heybemdeki Huzur yaşam önerileri,hobi dünyası,duyarlı bir birey olabilmek adına daha sağlıklı bir yaşam için öneri ve bir çok yöntemi bünyesinde barındıran dünya tatlısı bir blogdur.


Kaleminizle Boya'ya renk katmak ister misiniz?
Değmesin yağlı boya'da yer almak çok kolay,iletişim formunu kullanarak sen de misafir yazar olabilir yazılarını daha geniş bir kitleye ulaştırabilirsin.




OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

14 Mart 2017

Bir Elim Daha Olsaydı Diyen Annelere Durum Kurtarıcı Fikirler

Annelere tavsiyeler
Çocuk büyütmek

Dünya tatlısı çocukların bazen baş ağrısı olan günlük ihtiyaçlarına pratik ve hızlı çözümler arayan anneler mevcut...bir kaç önerim var!..oldukça da cin fikirler bunlar!...





Her anne bebeğini büyütme sürecinde 'Bir elim daha olmalıydı'cümlesini kurmuştur!
Ben bu cümleyi birden fazla kurdum üç çocuk büyüttüğüme göre :)
İnsan durumuna göre çare arar ya..ben başım iyice sıkışıp bir ele daha ihtiyaç duyacağımdan nerdeyse emin olduğum için kendim evde yapabileceğim çok güzel fikirler kesinlikle kolaylaştırıcı yöntemler içeren bu yayını önce kendime sonra anne adaylarına armağan ediyorum :)

kaynak:baby-clothdiaper.com

Evet bazen bir iki lokmadan oluşabiliyor öğünler..şanslı olup da sofraya oturabiliyorsak..ama bu fikir çok mu çoook iyi..bir yandan da bir biberon süt kaç dakikada biter ki..uzun sürmez nasılsa düşünülebilir ama çare çaredir fikir fikir..dikkate alıması da iyidir bu yüzden:)

kaynak:zulily.com

Evet!..uçak yolculuğunu bebeğiyle yapan annelere özellikle kurtarıcı bir fikir bu!..
Durmaz ki veletler uzun süre bir yerde :)
Tamam şirinler canlar ciğerler ama uçaktayız bebeğim deyip bir yerde uzun süre oturtamazsın ellerinde tutarak o yolculuk boyunca kendini yıpratamazsın.
Haliyle bu kesinlikle yolculukta lazım ve şart!.
Bitmiştir.

Ooy diizler mi ıslanmaz giysiler mi ıslanmaz..son anda havlu yere düşüp havlu mu ıslanmaz şampuan mı dökülmez süngere mi ulaşılmaz neler neler..
Bebek banyosu deyip geçmeyin ne olur..
Bu fikirde dikkate alınacaklardan..he yoo :)



kaynak:wisteria.com
Hehe ..

Çok güldüm :)
Bebeklik döneminde pamuklara sarılan o güzel yavrucuklar zamanla hayatımızı zindan eden küçük insanlara döünüşebilme kabiliyetine sahipler.
Kum saati tasarımına sahip ceza sandalyesine bayıldım :)

Yok öyle çok ceza veren bir anne değilim ..ama bu çok eğlenceli değil mi?

Sevgilerimle tüm anne ve anne adaylarına hediyemdir bu fikirler..

Gülümseyerek bakın,hoş kalın :)




OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ: