28 Şubat 2017

Cep Telefonu Kullanıcılarına Özel Trafik Işıkları


Günümüz telefonlarından ayrılmak zor.Evde,işte,evin veya işin bir çok alanında elimizden düşmeleri neredeyse mümkün değil.Bu aslında çok tehlikeli bir gidişat ancak konu bu değil.

İlk kez Hollanda'nın bir şehrinde uygulanarak henüz test aşamasında olan bir proje cep telefonu kullanıcılarının başları sürekli öne eğik olduğu durumda başlarını kaldırmadan(!) trafik ışıklarını takip edip kırmızı veya yeşil ışığını hayatlarını riske atmadan karşıdan karşıya geçmelerinde yardımcı olacak gibi görünüyor malesef gözlerini telefondan ayırmadan yollarına devam etmeleri için bu proje üzerinde çalışmalar ve tartışmalar devam ediyor.

İyi veya tartışılır yanları çok zira ancak insanların özellikle de ergenlerin böyle bir alışkanlığı azaltmak yerine teşvik olarak algılaması bir hayli mümkün olma riskini de içinde barındırıyor.

PEKİ GÖZLERİNİ TELEFONDAN AYIRMAYAN SÜRÜCÜLER?



Telefon kullanıcısı başını kaldırıp etrafına bakamazsa,araba sürücüsü de gözlerini telefondan alamayıp trafikte bile(!)telefon ile meşgul iken trafikteki tehlikeler nasıl en aza indirilebilir aslında bunun üzerinde çalışmak daha mantıklı değil mi diye düşünmüyor da değilim.

Yeni nesil trafik ışıklarını caddelerde görmemiz pek mümkün gibi görünse de başlarını araba kullanırken bile telefondan ayırmayan araba sürücüleri ile ilgili nasıl bir proje geliştirmek gerek?

Kanımca her ikisi üzerinde enerji harcayıp yeni şeyler üretmek yerine cep telefonu kullanımını azaltacak,en azından yürürken veya trafikte iken insanların işine yarayacak projeler üzerinde kafa patlatmaktır..cep telefonunu kesintisiz kullanılmasına katkıda bulunacak projeler üzerinde değil.

Çünkü bu tür projeler insana değil,cep telefonu üreticilerine,psikologlara ve tabii ki internete katkı sağlayabiliyor,yani o telefon her yerde bazen gerekirse hayatımız pahasına,kullanılacak!




Eklemiş olduğum videoda bu yeni nesil trafik ışıklarının işlevini görebilirsiniz,
Sizce nasıl olur?



OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

27 Şubat 2017

Nokia 3310 - Efsane Geri Döndü

Nokia 3310 - İlk Çıkan

Bizi cep telefonuna en çok yaklaştıran en çok alıştıran telefonların öğretmeni diye tabir edeceğim telefonun tekrar piyasaya sürülmüş olmasını eşimden öğrendim.

Tasarımını birazcık değiştirmiş olmalarına rağmen ve özelliklerine de birazcık daha özellik eklemiş olmalarına rağmen bir zamanlar bir çok kişinin elinde olan ve kanımca en çok sevilen telefonun yine aramızda oluşu nostaljik duyguların kabarmasına sebep olmuştur.

Hatırla mısınız?

Tuş takımlarının dahi komple çıktığını ve bunları temizlediğimizi?
Tuş kilidi olmasıan rağmen pilini çıkartıp hızlıca açtıktan sonra menüye kolayca ulaşabildiğimizi?..bu ve bu gibi şeylerı elbette yeni Nokia 3310'da bulmamız mümkün değil ancak en azından tuş takımlarına sahip olması sevindirici.


Nokia 3310 - 2017 Yeni Görünüm


Nokia 3310'nun fiyatı da 52 dolar kadar olduğuna göre bir çok kişi sırf bir daha kaybetmemek adına sahip olmayı düşünebilir.

İçinde pek bi meşhur olan yılan oyunu da var pil ömrünü de uzatmışlar..yeni görünümünü beğendiniz mi?

Şahsen Nokia 3310 bir zamanlar severek kullanan biri olarak eskisini daha çok güzel bulduğumu söylemek isterim,evet Nokia 3310'u anımsatan bir tasarım olmuş yeni eklenen özellikler de güzel ama keşke eskisi gibi olsaydı demiyor da değilim..

İnternetsiz,saf bir cep telefonu olarak tasarlanmasını daha çok isterdim.Bu akıllılar beni fazlaca meşgul ediyor çünkü :)

Siz ne düşünüyorsunuz?





OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

26 Şubat 2017

Günlük Hayata Huzur Veren Küçük Şeyler - Küçük Değişikliklerin Etkisi



Esasen hiç birini yapmak zor değil.Evet hayat hızlı,hayat gereğinden ve acımasızca hızlı geçiyor.İnsan kendini belirli şeylere hem odaklıyor hem de zamanla adamış oluyor.İnsanın nefesini dinlemediği bile deli bir gerçektir.İnsan nefesini dinleyemezken tüm dünyanın seslerini nasıl işitebiliyor?

Doğrusu bu inanılmaz bir hal.
Çevrenin etkisi de büyük çünkü ayak uydurmaya sizi mecbur ediyor beni mecbur ediyor,geri çekilmek istediğim zaman da ben dünyalı değilmişim gibi tepki gösteriyor..

Gün sonu günümü gözden geçirirken ''çok yoğun bir gündü ancak ben bugün ne yaptım ki?'diye düşündüğümde yaptıklarımın hiç de bana istediğim derecede katkıda bulunmadığını görüyorum ve nihayet günümün bir kaç anı hariç anlamsız katkısız geçtiğini görüyorum.

Benliğimin ızdırap içinde olduğunu biliyorum,ruhumun bana pek de faydası olmayan şeylerle doldurulduğunun farkına varıyorum,nefesimin sesini duymaz oldum ve bir noktadan sonra sakin bir yeter çıkıveriyor dudaklarımın arasından...yeter...


Modern hayat alıp götürüyor bizi.Biz de ödün vere vere değerlerimizden kese kese ayak uydurmaya çalışıyoruz.

Dur..

Durdur ve dur..diyorum kendi kendime..bu hız nereye kadar.Bu bilgi ve gerçekten gereksiz bilgi bombardımanı nereye kadar..

İşte böyle bir dur anında aynı gün içinde hayatımı farkında olmadan kalabalıklaştıran faktörleri düşünerek farkedilmeyecek derecede hayatımın içinde olanların sesini kestim..uzun zamandır da bir çok şeyin sesini kesmekle meşgulum,huzuru korumak kendimi kaybetmemek adına..

Günlük Hayata Huzur Veren Küçük Şeyler


1-Kapı zilinin sesini kıs.


Evde uyuyan bebek olunca,dışarıda oynayan çocuk olunca,zilin defalarca çalması normaldir..çaladursun istediği kadar ama siren gibi telaşa atmadan evdeki halkı korkutmadan çalması için sesini kısmak çok etkili oluyor.



2-Cep telefonların bildirimlerini kısın veya komple kapatın (benimkilerin tümünü sessizdir).

Sürekli bir uyarı,bir mesaj,bir bildirim.Sürekli.
Elim meşgulken,beynim meşgulken,dilim meşgulken yaptığım işi yarıda bıraktığım,köpükler içinde kaldığım,namazda hata yaptığım çok olmuştur...dolayısıyla cep telefonumun tüm bildirimleri kapalıdır,evdeki herkesin bildirimleri kapalıdır..

Gerçekten acil olan veya bize ulaşmak isteyen ev telefonundan bize kolayca ulaşabilir.Ev telefonunun işlevi budur.
Cep telefonu bireye ulaşmak içindir,bu birey evindeyse ev telefonundan ulaşmak daha mantıklı geliyor bana..


3-Televizyonun sesini kısın/kapatın.


Özellikle de reklamlardan önce televizyon sesinin ciddi oranda yükseltilmesi ev halkının dikkatini hemen televizyona vermesi dikkatinizi çekti mi?

Reklamlardan önce ciddi oranda bir ses artışı var.Bunu nasıl yapıyorlar?
Bir anda reklamlarla ev inlemeye başlıyor..televizyon sesini reklamlarda tamamen kapatmak hatta televizyonu hiç açmamak en güzeli :))
Ben televizyonla hala savaş içindeyim..evin ortasına oturtulmasından yana değilim,evin büyük bir alanını ona ayırmanın da akıllı bir iş olduğunu düşünmüyorum lakin yalnız olmadığım için televizyondan uzak çok istesem de kalamıyorum,kısmen müdahale edebiliyorum bu yüzden bana kalsa evimde televizyon olmazdı.


4-Akşam olunca bulunduğunuz ortamdaki ışık sayısını ve miktarını olabildiğince azaltın


Çok etkili.
Şöyle ki özellikle çocuklar bu durumda akşam vaktinin geldiğini,uyuma vaktinin yaklaştığını böylece anlamış oluyor...sizin özel bir çaba içine girmenize gerek kalmıyor.
Işıklar azalınca anne baba pijamalarını giyince çocuklar da yavaş yavaş hem gevşiyor hem de uyku moduna geçiş sağlanmış oluyor..
Bangır bangır çalışan bir televizyon,tüm ışıkların yandığı bir evde bir çocuğu yatağa göndermek hiç de kolay olmasa gerek...



5-Uyumadan önce mutlaka bir okuyun .

Sessizliğin lezzeti damağınıza yapışır.Okurken kulaklarınız çevreyi tarar.Siz okurken evdeki sessizlik sizi sakinleştirir,aklınızın temizlenmesine yardımcı olur...
Mutlaka bir şeyler okuyun bu yüzden,mümkünse ruhunuzu dinlendirecek bir ayet veya bir sayfa Kur'an'ı Kerimden okumaya gayret edin,bu hem ruhunuza hem gözlerinizin kuvvetlenmesinde hem de evinizin maneviyat havasının artmasına siz fark etmeseniz bile katkıda bulunacaktır.
Uyumadan önce Kur'an okumanın veya din ile ilgili bir şeyler okumanın ciddi oranda insana mana kattığını düşünüyorum çünkü uyumadan evvel beyne yerleşen bu bilgiler gün sonu olduğu için akılda (inşallah)kalan son bilgiler olup sabaha kadar beynimizin bunlar üzerinde veri çalışması yapmasını sağlayacaktır.Bu benim şahsi kanaatimdir.


6-Güzel uyku için uyumadan önce sevdiğiniz parfüm/kokuyu sürün.

Kokunun etkisi tam olarak tanımlanmamış olsa bile insan üzerinde ne denli önem taşıdığını biliyoruz..Uyumadan önce sizi rahatlatacak kokuları tercih edebilirsiniz.Vanilya ve lavanta kokularını çok seven biri olarak uyuduğumuz odada mutlaka kağıt poşetin içinde lavanta tohumları ve vanilyalı mum bulundururum...
Oda kokularından rahatsız olan varsa kendi prafüm veya kokunuzu sürerek bir miktar uykunuzu ve gecenizi güzelleştirebilirsiniz.


7-Doğa ile olan bağınızı sağlam tutmaya çalışın.


Her gün mutlaka biraz yürüyün,bulunduğunuz çevredeki insanlar ile selamlaşın,mutlaka bir insanla selamlaşın.

-Selamün aleyküm,diyen ilk siz olun.
Doğadaki değişiklikleri fark etmeye çalışın,çevreyi inceleyin.Her gün önünden geçtiğiniz ağaca yaklaşın ona bakın,dallarına bakın,üzerinde uçuşan kuşlara bakın,sadece bir dakika sürse bile lütfen doğaya bakın.
Geceleri bir dakikalığına bile olsa pencerenizi açıp gökyüzüne bakın,yıldızlara bakın,nefes alın.Geceyi soluyarak yıldızlara bir daha bakın.Siz bu evrenin bir parçası,sema da sizin bir parçanızdır onu gözlerinizle görün.Gözlerinizden gökyüzünü mahrum etmeyin.



8-Benim zamanım

Gerek yarım saat gerek daha fazla yoğunluğunuza göre mutlaka tek başınıza kalabileceğiniz biraz kendinizi dinleyebileceğiniz,düşüncelerinizi bir düzene koymanıza yardımcı olacak zaman dilimi oluşturmaya çalışın.



9-Misafirler


Misafir ağarlamak elbette ki güzeldir ancak bunun da bir düzeni olmalı.Size uygun olmayan günler/saatlerde misafir ağarlamamaya çalışın.



10-Ailece mutlaka bir öğün yemek yiyin.

Böylece her bireyin hayatındaki gelişmelerden her gün haberiniz olur,herkes sofranın başında olunca da birlikte kaliteli vakit geçirilmiş olur.


Ve düşünün...düşünmeye çalışın.Okuduğunuz haberler,veya telefonunuza gelen mesajlar,gelişmeler sizin için:

Faydalı mı?

Gerekli mi?

Size lazım mı?



Az insan çok huzur sözü ne kadar da yerinde,aklıma hep o gelir..bir çok ülkede daha sade yaşamak,daha az eşya ile yaşamanın ne denli önemli olduğuna dair siteler açılıyor araştırmalar yapılıyor hayatlar gözden geçirilip tonlarca eşya çöpe gidiyor...

Sanıyorum ki bu yıl bu akım Türkiye'ye de uğrayacak,bir çok şey gözden geçirilecek,daha sade yaşam için insanlar almayı değil atmayı tercih edecek (çok çöp çıkacak :)))

Ancak biz müslümanların hayatı zaten daha sade olmalı daha dingin olmalı,evet aktif evet hareketli ama yaşam alanlarımız mutlaka huzurlu olmalı ki mü'min enerjisi depolasın,bir sonraki güne daha enerjik daha dinamik olarak yeni güne başlasın..

Son olarak size Efendimizin(s.a.s) odasını gösteren ve beni çok etkileyen kısa mı kısa bir video ekliyorum..





İki Cihan Serveri, Rabbimizin (cc) Habibim diye söz ettiği, gönüllerimizin güneşi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (sav) yaşadığı ev, muteber kaynaklardaki tasvirler doğrultusunda yeniden oluşturuldu.


Sade yaşam,doğal yaşamdır.
Az insan huzuru çok olandır...







OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

25 Şubat 2017

Bencil Blogger Olmamak İçin 5 Öneri




Bir önceki Bencil Bir Blogger Olduğuna Dair 10 İşaret yayınımda bir çok madde ile bazen bizblogcuların farkında olmadığımız veya bilerek sergilediğimiz bencil davranışları madde madde açıklamaya çalışmıştım.

Eminim ki herkesden önce ben dahil bir çok davranışı gözden geçirmiş bu gzel alemde nasıl gerçekten daha iyi olunuru düşünmeye sebep olmuştur.
Ama bazen insan bunları görmek ister,yazılı olarak çoğu zaman :)

Bencil bir blogger OLMAMAK için güzel basit kolay 5 öneri ile karşınzıdayım.


 Bencil Blogger Olmamak İçin 5 Öneri

1-EMPATİ
Empati kurmak çok önemli,Kendimizi başkasının yerine koyarak bir çok şeyi farklı düşünmemize sebep olacaktır,empati kurarak anlayışlı olmanın ne kadar sağlıklı olduğunu öğrenebiliriz.

2-ÖNEMSEMEK
Sen değil o önemli.Kendi ihtiyaç veya beklentilerimizi birazcık arkaplanda bırakıp yardım için elimizi,dinlemek için kulağmızı okumak için gözlerimizi kullanıp gerçekten önemsediğimizi bu şekilde gösterebiliriz.

3-YARDIM ETMEK
Hep alan değil çoğunlukla vermek için gayret edenlerden olmak.Yardım etmek yol göstermek bilgileri paylaşmak dayanışma içinde olmak.

4-DESTEK DESTEK DESTEK
Dayanışma.
Özellikle yeni gelenlere,yeni yol almaya çalışanlara katkıda ve yardımda bulunmak blog aleminde paha biçilemez bir nimettir.Yardım eden ol,yardım etmek için hazır ol,yardımcı ol.

5-DOST OLMAK
İyi niyetli ol,rekabet elbette gelişim için çok önemli bir faktördür ama insanlığı,nezaketi,yardımı mutlaka önemse ve mutlaka yardım et ki ektiğin tohum bir gün sana meyve versin.


Ekleme yapabilir,fikrinizi bizimle paylaşabilir bu alemde daha insancıl daha kaliteli bir alana dönüştürmekte katkıda bulunabilirsiniz bu yüzden kıymetli görüşlerinizi bekliyoruz..



OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

Senin Blog Yazmanı Çok İsterdim


Eşime;

Gizlilerin en gizlisinden özellerin en özelinden olabilecek bir blogun olsun isterdim.

Okuru olmayan ama yazarı sen olan bir blog.
Kelimeleri senin tarafından seçilmiş,içeriği senin tarafından oluşturulmuş bir blog.

Susuşlarını yine sessizliğinle dile getirdiğin bir alana astığın afişlerin gizlice çektiğin resimlerin olsun mesela.
Veya benim gizlice çektiğin resimler olsun örneğin.Veya başkaca,sence önemli ve kıymetli olan resimler..
Elindeki telefonla haberleri okuduğunu sandığım esnada çocukların güzel anlarını yakaladığın resimler.
Veya okuduğun o haberlerden dikkatini çeken özellikle benimle pek paylaşmadığın önemsemeyeceğimi veya şu anda yoğun veya şimdi sırası değil diye düşündüğüm için göstermediğin notlarını yazdığın bir sayfan olsun isterdim.

Bir çıkış noktası gibi bir blogun olsun isterdim.
Tek okurun olmasa bile bunun bir ihtiyaç gibi kalbine doğsun isterdim.Çok gizli çok saklı çok sen olacak bir blogun olsun isterdim.

Yıllar sonra bana göstereceğin belki de sitemli bir konuşmanın hararetini söndürmek için yazdığın bir yazıyı içeren belki çok mutlu olduğun bir anı kaybetmek istemediğim için not aldığını büyük bir süpriz yaparcasına bana bunu göstermeni isterdim.

Gözlerimin şaşkınlıkla bakmasını fark etmediğim bir çok şeyi kayıt altına aldığını,o bu şu tartışmamızın ardından oturup bana yapamadığın açıklamayı ve iç döküşü oraya yaptığın bir blogun olsun isterdim.

Senin düşüncelerini merak ettiğim için bir blogun olsun isterdim..

Erkeklerin çokça gizlediklerini önemli olup dışa vurmadıkları bir çok duygu ve düşünceleri senin sayende bilmek isterdim,erkelerin düşüncelerini şahsen merak ettiğimden değil,senin düşüncelerini merak ettiğim için bir blogun olsun isterdim.

Herkes kadınların gizemli olduğunu söyler,herkes anneye ağırlık verir,annelerin duyguları annelerin birikimleri annelerin anıları yansır her yerde..ama babalık ve baba olmanın yavaş yavaş bir erkeğin nasıl babaya dönüştüğünü yazdıklarınla göstermeni isterdim.

Bunu senin yapmanı isterdim..Sendeki şefkat alemini sendeki sevgi alemini sendeki sen sendeki ben sendeki biz alemini senin gözlerinden görmek isterdim..

İsterdim ya ..

Senin bir blogun olsun isterdim çünkü ben de her kadın ve her anne gibi babaların içinde yeşeren duyguların hem renkli hem sesli hem yazılı olarak görmek isterdim.

Babaların da bir dünyası olduğunu çocuklar da görsün isterdim,babalarının da bir kırgınlığı(bunun senin sert veya katı oluşundan değil,pek erkekliğe yakışmadığını düşündüğünüz için gizlediğinizden dolayı karanlıkta kalışını bilirim)yazarak resimleyerek göstermeni isterdim.

Akıp giden hayatımızın sessiz yazarı olmanı isterdim,bazen izleyicisi olup gördüklerini yazmanı isterdim..

Süprizin en büyüğü olurdu,hediyelerin en tatlısını dün,bugünden yavaş yavaş hazırlamanı isterdim..


Ben isterdim :)



OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

24 Şubat 2017

Çocuklar İçin Tasarlanmış 9 Muhteşem Ürün

Çocuklar için tasarlanmış bir dünya dolusu ürün mevcut,akla hayale gelmeyecek ürünler,ilginç ürünler,benzersiz ürünler,ürün olan veya olamayan ürünler,saçma ürünler zekice tasarlanmış ürünler...

Çeşitleme artırılabilir ancak o kadar vaktimiz olmayabilir,on adet olmasını isteyip dokuza karar verdiğim aşağıdaki ürünler günlük kullanıma hem daha uygun hem de sağlık için de yardımcı olabilecek nitelikte eh biraz da eğlenceli olanları var ama tabii ki asıl amaç çocuk büyüten gayretli insanlara faydalı olmaları..

En güzelini en sona bıraktım favorim o oldu.!

© Hatch Baby  

Günlük olarak bebeğin ağırlığını ve fiziksel gelişimini cep telefonuna indirilen bir uygulama yardımıyla takip edip kontrol edebilme imkanını sunan bebek alt değiştirme döşeği..doktora gitmeden de annenin bebeğinin gelişimine dair bir çok bilgiye her gün kolayca ulaşması bakımından oldukça güzel bir ürün.




© GoodBaby  

Dört kilogram ağırlığında,katlanabilen kolayca taşınabilen dünyanın en pratik bebek arabası diye buna derim...hem yer tutmaz hem sıkıntı yapma hem de alabildiğine pratik!..




© Temptraq
Ateşi olan bir bebeğin anne ve babalar için ateşi ölçüp takip etmenin ne olduğunu az çok biliriz,kullanımı oldukça pratik olması dışında cep telefonuna indirilen uygulaması sayesşşnde ateşölçer sticker gece boyunca çocuğun ateşini düzenli ve tam olarak ölçerek yükselmesi durumunda anne-babalara uygulama sayesinde haber verip durumu fark etmelerinde yardımcı oluyor.Bu ürünü çok beğendim.




© Vigilant  


Çocukların diş fırçalama derdi her daim bizim derdimiz oluyor genelde doktorlar çelişkili davranıyor bazen çocuk kendi fırçalamalı bazen anne baba dişlerin gerçekten iyi fırçalanıp temizlenmesi için yardım etmeli dedikleri oluyor.
Akıllı diş fırçası Bluetooth teknolojisi ile yine cep telefonuna bağlanarak çocuğun dişlerini fırçalarken doğru hareketleri yaptığı takdirde puanlar kazandırıp diş fırçalamayı tam bir oyuna döndürebilir.




© ThinkGeek  

Sanırım açıklama yapmama pek gerek yok :)




© Boon  

Banyo yapmak oyun demek oyun demekse oyuncak demek minicik küçücük parçaları köpüklerin içinde aramak bazen kaybetmek bazen oyuncakları nereye nasıl koysam ki diye kafa patlatmak demek veya banyoya girdikten sonra banyodan çıkıp oyuncak arayıp evin içinde koşuşturmak demek.
Tüm oyuncakların banyodan sonra kolayca toplayarak,suya tutup kolayca durulayabilir ardından da banyoda kalıp bir sonraki banyoya kadar fayanslara yapıştırarak depolama fikri,süper!



Stroller Bike

Keyifli gezmeler için çok güzel bir ürün daha gördüm,bebeğin kolayca gezdirilmesi ihtiyaca göre bebeğin anneye veya çevreye doğru döndürülebilmesi veya sadece bebek arabası olarak kullanılabilme imkanı var.Çok hoş.




Quinny
Tabii bu da babalar için olsun :)



Pee Pee Teepees
Şu muhteşem ürün erkek bebişlerimizin alt açma esnasında çevreyi nemlendirme :)) niyetiyle yapılan sulama çalışmalarını engellemek için düşünülmüştür...başka söze gerek yok...


OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

23 Şubat 2017

Bencil Bir Blogger Olduğuna Dair 10 İşaret





Sözlük anlamı olarak bencillik hakkında kısa açıklama bu şekildedir:
Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan, hodbin, hodkâm, egoist:.

"Bencildir insanoğlu, bencil olduğu için de yalnız kendi dertlerini düşünür, yalnız onlara inanır."
 N. Ataç.

Her ortam insanın şekillenmesinde katkıda bulunur.
Bir blogger olmak da sürekli şekillenmek demek.Bir blogger olmak demek bir çok davranışı gözden geçirmek yerine göre değiştirmek yerine göre düzeltmek yerine göre vazgeçmek demek...

Sanal alemde beni kimse göremez sanal alemde istediğim gibi davranırım diye düşünen en büyük kötülüğü kendine yapmaktadır zira sanal alemin insanın özündeki bir çok meziyeti meydana çıkarma durumu vardır.

-Ya sanal alemde iyiliğiniz değil de kötülüğümüz su yüzüne çıkıyorsa?
-Bunun meydana gelmesinde ya bizim katkınız büyükse?
-Ya bulunduğunuz ortma sandığımız gibi değilse?
-Ya bunu göremeyecek kadar bencilsek?



Bencil bir blogger olduğuna dair işaretler


1-SAMİMİYETSİZLİK
Sizin bu alemde kim olduğunuz kendinizi nasıl tanıttığınızla anlaşılır.Ancak kurgu üzerine veya taktik üzere yol alımlarında insanın özü sanal alemde daha çok fark edilmektedir.Sizi okuyan her insanın bir hayat tecrübesi bir insanlarla yaşadığı ilişkilerden elde ettiği birikimi vardır,birikim miktarına göre çok veya az anlar,ama anlar.Samimiyeti anlar,bencilliği sezer.

2-YORUM YAPMAK İÇİN YORUM YAPMAK
Blogumuzu önplana çıkarmak için blog blog gezintilerimizde yorum yapmak gayet doğal,olması gereken ve güzel bir davranıştır.
Ancak yorum yapmak için yapılan yorumlar da var.İsteksiz yapılmış yorumlar mecburiyetten yorum yaptığımızı eleverebilir,hissettirebilir,sizi değil,yorum yaptığınız blogun sahibini.
Samimi,konuyla ilgili,kısa olsa bile içinde öz barındıran yorumlar mutlaka takdir edilir,yapmamak bencilliktir.

3-MENFAAT İÇİNDE OLMAK
Yayına aldığımız en son yazıyı tanıtmak bir bloggerin yapması gereken en mantıklı şeydir.Ama her seferinde blog blog gezip bulunduğun blogun son yayınına öylesine yazılmış bir yorum hatta iki kelimelik bir cümle atarak yorumunu yeni yayınıma beklerim/gelmezsen küserim/bak ben yorum yaptım sen de yapmalısın havalarına girmek bencilliktir hatta tehdit bile içerir.
Blogger olmak demek bir çevre oluşturmak gerek demek yani zaman ve emek vermek gerek,kısayoldan sadece blogun görünsün diye veya sadece yorumlarda ismin yer alsın diye yorumlarda yerini almayı tercih edenlerdensen bencil bir bloggersin.

4-EN İYİ BENİM ALGISINA KAPILMAK
Neye göre?
Bizi tam olarak kim tanır bu alemde?
Bu alemdekileri biz ne derece tanıyoruz.
Tanımımızı yapan ektiklerimizdir,yani yayınlarımız blogumuzun içeriği ve kalitesidir.Kendine saygısı olan biraz düşünen blogger hem kaliteli bir şeylere imza atmayı tercih eder hem de kaliteli içerik avcısı olur,olanın da kıymetini bilir okuru olur.
İyi/bilgili/akıllı/güzel olduğumuza biz değil okuyucumuz ve emekle ürettiklerimiz belli eder aksini düşünmek hayal hülya ve tabii ki bencilliktir.En büyük zararı da böyle düşünen görür.

5-YORUMLARI CEVAPSIZ BIRAKMAK-OKURU DİKKATE ALMAMAK
Yorumların yazının en önemli parçası olduğunu düşünüyorum yani bir çok okuyucumun yayının altında yapılan yorumları okuduğunu yaptıkları yorumlardan görünce seviniyorum.Yorumlar yazının devamının okuru tarafından yazılmasıdır bir bakıma.
Yorumlar bloggeri mutlu eder!
Belki de blogger olmanın en güzel yanlarından biri gelen yorumlardır,pek benzeri olmayan bir mutluluktur şüphesiz ancak dört gözle beklenen yorumları onayladıktan sonra hatta yorumun içinde pek yerinde bir soru yer alıyorsa ( ki bu soru senin yazdığın yayın ile ilgilidir yani bizzat seninle ilgilidir)soruyu cevapsız bırakman cevapsız bırakıp zaman ayırmaman yorumu yayına alıp karşılık vermemen de bencilliktir.Yapmayalım bunu.
Sayfasına yorum yapıp cevabı için tekrar tekrar bloguna uğradığım bir kaç blogger olmuştur çok merakla beklediğim cevabı hiç bir zaman alamamak beni o bloga karşı ciddi oranda soğuttuğunu hatırlıyorum.

6-YAYINI TARAMAK
Yayını şöyle hızlıca tarayan veya yapılan yorumlardan kopya çekip yorum yapmak için yorum yapmak da şüphesiz bencilliktir.

7-BEĞENMEMEK
Kendi titiz çalışman ve araştırman veya emeğinin değerini gözünde büyütüp aynı emeği veya daha fazlasını senin dışında başka hiç bir bloggerin göstermediğini düşünmek de bencilliktir.Herkes kapasitesine göre üretir,kimisi dört satır ile kendini ifade ettiğini düşünerek memnun kalır kimisi uzun uzun yazarak.

8-PAYLAŞMAMAK
Bayılıyorsun ama başkası da bayılsın istemiyorsun.
Faydalandım diyorsun ama başkası da faydalansın istemiyorsun oysa ki sanal alemde bir çok bilgi insanlar ve hesaplar arasında paylaşıldığı için sana bana ona ulaşmıştır.İyi bir yayını paylaşmamak sırf bu yüzden saf bencilliktir.

9-ZOR DURUMLARDA HATIRLAMAK
Çalışmayan bir eklenti,hata veren başka bir özellik için kapısını sadece yardım için çaldığın,başın sıkışınca hatırladığın o insan kapıyı çalışından bencil olduğunu anlayacak ve gerçekten ihtiyacın olan yardımı sana ne yazık ki vermeyecek,haksız mı?
Ha bir de yardım ettikten sonra teşekkür etmemek de var dimi,çok ayıp.

10-BENİM DEDİĞİM GİBİ OLACAK
Görmemek,önemsememek.
Kendisi gibi olmayanı dışlamak,farklı olanı tanımaya kendisine şans veremeyecek kadar bencil olan bloggerlar da var.Onların yaptıkları en doğrusudur en güzelidir en mükemmelidir.Ezici gücünü kırıcı tavrını sergileyerek popüler olmayı uman,gerçek hayatta asla sesli olarak vucüt bulmayacak düşünceleri pervazsızca yazarak benim dediğim doğru çünkü ben haklıyım çünkü benim canım yandı çünkü bu acıyı ben yaşadım mantığıyla yol almak hele ki yükselmek ve sevilmek çok zor olsa gerek çünkü bu bencilliğin zirvesidir.



BENCİLLİK
Mutsuz olmak için harika bir tercih!

İnsan olma gereği var olan ve her alemde insanlığını korumaya çalışan,emeğe saygı gösteren,görünümden çok manaya yönelen insan olmak hepimiz için zordur.

Sanal aleme gereğinden önem verdiğimi düşünenler unutmamalı ki biz çocuklarımıza ormandaki ağaçların sayısı göllerin su miktarı ve havadaki oksijen kalitesinden ziyade bir sanal alem mirası da bırakacağız geriye.

İnternet insanın bencilliğini ve narşisizmi besleyen en büyük tehlikedir.Hangi mecrada hangi alemde olursak olalım hangi platformda sesimizi duyurursak duyuralım geriye kalitemiz,geriye ürettiklerimiz geriye biz kalacağız..




OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

22 Şubat 2017

Sevgili Tanrı Sen Zengin Misin Yoksa Sadece Ünlü mü? Çocuklardan Tanrıya Mektuplar - Çok Keyifli

Neşeli çocuk

Çocukların saflığını ve düşünme kabiliyetinin henüz tam gelişmediğini göz önünde bulundurarak sadece çocuk gözlerinizi kullanarak okumanızı rica ediyorum.Tanrı diyor Allah demiyor vs gibi yargıları ve düşünceleri bir kenara bırakın çünkü bunlar çocuk..
Bu yayının içinde bolca masumiyet vardır..ve sorular ve mektuplar ve merak edilenler öyle güzel öyle keyiflidir ki;hayatta aklıma gelmez dediğinizi şimdiden duyar gibiyim,ben bir çok kez öyle dedim çünkü :)



Avrupa ve Amerika’da 2-9 yaş çocuklara Tanrı’ya ilişkin düşüncelerini sormuşlar. Dinsel eğitimin bir parçası olarak çocuklara Tanrı’ya bir mektup yazın ve duygularınızı isteklerinizi anlatın demişler. İşte çocukların kafalarındaki Tanrı olgusuna yazdığı mektuplar ve ardından kitaba dönüşmesi.



Sevgili Tanrı, şu andaki eksiklerimi yazıyorum: Yeni bir bisiklet, bir kimya seti, köpek, film makinesi, beyzbol eldiveni. Hepsini gönderemezsen birazı da olur.
Seni seven Eric ,
-5 yaşında-
Not: Noel Baba’nın olmadığını biliyorum.


***

Canım canım Tanrı,
Astronotları öyle yukarı fırlatip fırıir döndürmelerinden ödüm kopuyor. N’olur onların bizim evin çatısına düşmelerine izin verme.
Dostun Norman
-4.5 yaşında-


***

Sevgili Tanrım,
İnsanların ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine neden elindekileri tutmuyorsun?
Jane –6 yaşında-


***

Sevgili Tanrı,
Lütfen bana bir midilli gönder. Senden şimdiye kadar hiçbir şey istemedim. Bunu da herhalde unutmazsın.
Bruce -4 yaşında-


***

Sevgili Tanrı,
Babam çok aksi. Onu bu huyundan vazgeçirmeni istiyorum. Ama lütfen canını yakma. Sevgilerle.
Martin -5 yaşında-

***

Sevgili Tanrı,
Bulutlardan biri yüzünü öyle korkunç yaptı ki ödüm koptu. N’olur söyle ona bi’ daha öyle yapmasın.
Ellen –3 yaşında-

***

Sevgili Tanrı,
Sahiden var mısın? Bazıları buna inanmıyor: Eğer varsan gecikmeden bir şeyler yapmanda fayda var.
Harriet Ann -6 yaşında-

***

Sevgili Tanrı,
Eğer hiç kimse bilmeyecekse iyi olmanın ne yararı var?
Mark -8 yaşında-

***

Tanrı’cım,
Üst kattakiler durmadan bağıra çağıra kavga ediyorlar. Bence yalnızca çok iyi arkadaşların evlenmesine izin vermelisin.
Nan -5 yaşında-

***

Sevgili Tanrım,
Ne diye bu kadar çok insan yarattın? Başka bir dünya daha yapıp fazlalıkları oraya koyamaz mısın?
J.B. -7 yaşında-

***

Tanrım,
Insanlara ruhları her zaman doğru mu dağıtıyorsun? Yanlış yapabilirsin.
Audrey -8 yaşında-

***

Sevgili Tanrı,
Sen tuhaf ne yaparsan yap herkes hayran oluyor; ama ben ufacık bir şaka bile yapsam yiyorum fırçayı.
Jodie -6.5 yaşında-

***

Sevgili Tanrı,
Bizi hiç merak etme çünkü bizimkiler çok dindar.
Teddy -9 yaşında-

***

Sevgili Tanrı,
Bende senin dışında bütün liderlerin resmi var.
Norman -6 yaşında-

***

Tanrım,
Şişman olunca kimse senin arkadaşın olmak istemiyor.
Billy Jean -9 yaşında-

***

Sevgili Tanrım,
Oğlanlar kızlardan daha mi üstün? Biliyorum sen de onlardansın ama gene de dürüst olmaya çalış.
Sylvia -5 yaşında-

***

Sevgili Tanrı,
Kitabını okudum ve beğendim. Bütün o fikirler nereden geldi aklına?
John -8 yaşında-

***

Sevgili Tanrı,
Zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın, yoksa yanlışlıkla mı oldu?
Norman -4 yaşında-

***

Tanrım,
İncil’de neden hiç karının adı geçmiyor? Yoksa İncil’i yazarken daha evlenmemiş miydiniz?
Larry -6 yaşında-

***

Sevgili Tanrım,
Tamam, İncil’de öbür yanağını çevir dedin biliyorum; ama kardeşim gözüme vurunca ne yapacağım?
Sevgiler,
Teresa -5 yaşında-

***

Sevgili Tanrı,
Tanrı oldugunu nasıl bilebildin?
Charlene -3 yaşında-

***

Sevgili Tanrı,
Senin yaşına geldiğimde tıpkı senin gibi olmak istiyorum. Tamam mı?
Tommy -4 yaşında-

***

Sevgili Tanrım,
Eger Tanrı ben olsaydım bu kadar iyi olmazdım. Bunu aklından çıkarma.
Michelle -6 yaşında-

Çocuklardan Tanrıya Mektuplar adında kitaptan bir kac çevrilmiş resim de mevcut,ki bu da bu yayının içinde yer alsın istedim.


Çocuklardan Tanrıya Mektuplar - Eric Marshall 
BULUT YAYINLARI

Çocuklardan Tanrıya Mektuplar, Tesadüfen karşıma çıkıp bir an önce sahip olmak istediğim türden bir kitap oldu..Siparişi verdim :)

Ancak kitabın içeriğinden kesitler ve resimler eklemeden de edemedim..
Oldukça düşündürücüdür kanımca ve oldukça da keyifli.Çocukların hayata bakış açıları,büyüklere nazaran bazı şeyleri masumiyet nedeniyle nasıl algıladıklarına tebessüm ettim..
Onların dünyasına girmek en saklı ve içten dileklerine şahitlik etmek bence benzersiz bir güzelliktir..


“Sevgili Tanrı, öğretmenim günlerin önce kısaldığını, sonra uzadığını söyledi. Bence artık karar vermelisin.”


Mindy 8 yaşında


***

“Sevgili Tanrı, zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın yoksa yanlışlıkla mı oldu?”
Norma


***

Sevgili tanrı sen zengin misin yoksa sadece ünlü mü. 
Steven

PEKİ YA KİTAPTAKİ O ÇİZİMLERE NE DEMELİ?



“O kadar becerikliysen hadi görelim bakalım oku benim şifremi.” 


Çocuk kafadan uydurduğu kodlamayı Tanrı’dan çözmesini istiyor. Çocuğun küçük dünyasını, üstte kodladığı şeyi altta açıklamasıyla da görebiliyoruz. Sözde Tanrı bu kodu çözerse, yağmur yağdıracakmış ve bu çocuk anlayacakmış. Hâlbuki yanıtı, sorunun içinde vermiş. (: Fakat çocuğun bilimsel düşünmesi gayet tabiî takdir edilmesi gereken bir durum bence. 














Kitap, Bulut Yayınları tarafından basılmaktadır. Kitabı temin etmek için “buradaki” satış sayfasına bakabilirsiniz.

Dilerim keyif almış biraz çocukların dünyasına dalmış ama en önemlisi çocukların içinde nasıl cevherler olduğunu evimizde nasıl bir hazinenin bulunduğunun farkına varmışızdır değerli okuyucularım.


Çocuklarla çocuk kalmanız temennisi ile...




OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

21 Şubat 2017

My Friend Cayla Bebek Dehşet Saçabilir

oyuncak bebek dehşet saçıyor

Bir oyuncak bebek nasıl dehşet saçabilir demeyin.!
Bu bebek çoçuklarınızla veya bizlerle bir insan gibi konuşuyor. Sorulan sorulara cevap veriyor ve daha da fazlası bluetooth ve internet ağları üzerinden yönetilebiliyor.


Amerikan üretim firması Genesis 2015 yılında MY FRIEND CAYLA adında bir oyuncak bebek tasarlayıp satışa sunuyor. Cayla piyasaya çıktığı günden itibaren 1 milyon adet satılıyor.


Benim arkadaşım Cayla'nın özellikleri ise; internete ve bluetootha bağlanıp çocuğunuzun sorduğu sorulara birebir insanla konuşuyormuş gibi cevap vermesidir.

Fakat Cayla'nın yasaklanmasının sebebi ise üzerinde dinleme cihazı, mikrofon ve gizli kamera olmasından ötürü çocuklarımızı ve aile özelimizi riske atıyor.


Almanya Federal İnternet ağının bu oyuncağı yasaklamasının sebebi herhangi bir hackerın veya 10 metre mesafedeki bir insanın bluetooth özelliğiyle oyuncağa bağlanıp çocuğunuzla iletişime geçmesi veya dinleme özelliğini kullanarak evlerin dinlenmesinden ötürü yasaklanmıştır.

Piyasada ki bebekler toplanırken Almanya Federal İnternet Ağı başkanı evlerinizde bu bebekten varsa kullanılmaz hale getirilmesini talep ediyor.


Yasaklanan Bebek MY FRIEND Cayla.


my friend carla



Peki My friend Cayla neden sadece Almanya'da yasaklandı?

Çünkü Almanya'da casusluk gerekçesiyle satılan, evde bulundurulan herşey yasak.
Almanya'da yasalar ve hukuk sisteminde satılan bu tür oyuncaklar veya casusluk yapılabilecek her tür envanterin bulunması ve satılmasının cezası iki yıl ve daha fazla hapisle yargılanmak.

Önceden barbie bebekleri kendimiz seslendirip konuştururken artık oyuncak bebekler birebir bizimle iletişime geçiyor. Tabii ki teknoloji bu kadar ilerlemişken televizyonlara kamera gelmişken, telefonlar gittiğiniz her yeri istemeseniz bile kaydediyorken, evlerimizi bile akıllı eve döndürüp evde yokken evin sıcaklığını kontrol etmek gibi veya eve gelirken çamaşır makinesini çalıştıracak kadar teknoloji ilerlemişken oyuncak bir bebeğin bizimle konuşması o kadar da olağan dışı değil.

Evet teknoloji bu kadar ilerliyor hergün geliştiriliyor hergün farklı ürünler piyasaya çıkıyor.
 Evet bu ürünlerin çıkması ve teknolojinin bu kadar ilerlemesi hayat standartlarımızı bir tık daha yukarı taşısa bile çocuklarımızdan ne isteniyor?


Mutlu bir gün olsun...

Misafir kalemimiz Bol Kahveli'ye kıymetli bilgilerden dolayı teşekkür ederiz..


Dipnot:.Değmesinyağlı blogunda topluma faydalı olacağını düşündüğünüz bir yayını daha geniş kitlelere ulaştırmak hem de bu vesile ile kendi sesinizi/blogunuzu duyurmak için misafir yazarlık imkanı mevcuttur.
Daha fazla bilgi için İLETİŞİME geçebilirsiniz.

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

20 Şubat 2017

Eşim Çalışmıyor



Bu cümleyi duymaktan sıkılan bunalan kadınlar var:''Bütün gün ne yapıyorsun?''.
Bunalım noktasından patlama noktasına gelen bir 'ev hanımı'  olan bayan Ryshell Castleberry Facebook üzerinden şöyle bir şey paylaşır.Elimden geldiği kadar tercüme etmeye çalıştım.


Eşim çalışmıyor.

Paylaşımına psikologda olan bir eşin anlattıklarıyla başlar:


Psikolog (P) ve eş (E) arasındaki diyalog :
Soru (S)

S:Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?
E:Banka memuru olarak çalışmaktayım
P:Peki eşiniz?
E:Eşim çalışmıyor ,o bir ev hanımı
S:Sabahları ailenin kahvaltısını kim hazırlar?
E:Eşim hazırlar,çünkü o çalışmıyor.
S:Eşiniz saatkaçta uyanır?
E:Organize olabilmesi için çok erken uyanır.Çocukların beslenme çantalarını organize eder,onların ne giyeceklerini organize eder,kahvaltı edip etmediklerini dişlerini fırçalayıp fırçalamadıklarını okula almaları gerekenleri alıpalmadıklarıyla ilgilenir.Bebeğin de altını değiştirmek mamasını vermek için genelde erken uyanır.Ayrıca yanımıza alınacak atıştırmalıkları da hazırladığı için erken uyanır.

S:Çocuklarınız okula ne ile gidiyor?
E:Eşim götürür genelde çünkü o çalışmıyor.
P:Çocukları okula bıraktıktan sonra ne yapar?
E:Dışarıda olduğu müddetçe yapılabilecekleri düşünür.Dışaırdayken markete uğrayıp alışverişi yapar,ödenecek faturaları yatırır,Bazen bir şeyler unuttuğu oluyor ve tekrar aynı yere gitmesi gerektiği de olmuştur.
Eve dönünce bebeği yedirmek,altını değiştirmek gerekirse giydirmek ile meşgul oluyor.Bunun ardından kirlileri makineye atar,bulaşıkları makineye doldurur,yıkanmış çamaşırları toplar katlar ütüler dolaplara koyar.Evi temizler,çocuklar için yemek hazırlar çünkü o çalışmıyor.

P:Akşamları eve döndüğünüzde neler yaparsınız?
E:Bütün gün bankadaçalıştığım için tabii ki dinlenirim.

P:Peki eşiniz akşamları ne yapar?
E:Akşam yemeğini hazırlar,sofrayı kurar ardından bulaşıkları yıkar,evi bir kez daha toplar,köpeğin ihtiyaçlarını tamamlar.
Bunun ardından çocukların ev ödevlerine yardımcı olur,ödevin ardından çocukların uyumaları için dişlerini fırçamaları pijamalarını giymelerinde yardımcı olur.
Bebeğin tekrar altını temizler,süt verir(emzirir).Çünkü o çalışmıyor.


Diploma ile ev hanımlığı olmuyor ama ailenin içinde önemli bir rolü vardır ev hanımın.Eşlerinizin,annelerinizin,ablalarınızın,büyük annelerinizin,teyzelerinizin,halalarınızın,kızlarınızın kıymetini fark edin.Çünkü onların yaptığı fedakarlıklara paha biçilemez.

Bu soruyu bilmeyen kadın yoktur:

Siz çalışan biri misiniz yoksa sadece ev hanımı mısınız?

Ama bu cevabı veremeyen kadın sayısı da azdır muhtemelen.

Ev hanımı olarak günün 24 saati evde çalışıyorum.


Çünkü ev hanımı:

Annedir
Kadındır
Evlattır
Alarm saatidir
Aşçıdır
Hemşiredir
Bebek bakıcısıdır
Tamir yapan işçidir
Danışmandır
Psikologdur
Polistir
Güvenlik görevlisidir
Rahatlığı düzeni huzuru sağlama yetkisine sahip olandır


Çünkü ev hanımı:

-Tatil yapmaz
-İzin günleri olmaz
-Gece-gündüz çalışır
-Sürekli görev başındadır
-Ve tüm bu hizmetleri için bir kuruş almaz...

Ev hanımları ailelerin çarkını döndüren enerjidir,bir evin ana motoru düzeni dengesidir.Herşeyin yolunda gitmesi için belki fark edilen belki fark edilmeyen süper güçtür.

Ev hanımları olmasa mutlaka bir şeyler:

Eksik
Kirli

Bozuk
Soğuk
Yarım
Huzursuz
Ütüsüz
Tamirsiz
Malzemesiz
Dengesiz kalır...

Tüm bunların yanısıra daha da büyük bir gerçek var ki onu da lütfen göz önünde bulunduralım..yukarıda yazılanları ev hanımları dışında yapan çok kıymetli bir kitle daha var onlar da ÇALIŞAN KADINLARdır...




Ellerinden öpülesi,çiçek verilesi,birazcık dahi olsa yükü alınası,avutulası sevilesi kadınlarımız tuz gibi lezzet ve anlam katar hayata...küçücük bile olsa bir papatya saklansın elinizde sırtınızın arkasında..


Tuza sahip çıkalım çiçek almayı unutmayalım beyler..ha bu yayını da paylaşalım inşallah :)

Çiçekli bir gün olması dileğiyle...

Önemli not:Bu blogda yer alan yayınlar başka alanlarda izinsiz kullanılamaz.Kısmen aktif link içerme şartıyla alıntı yapılabilir.

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

17 Şubat 2017

Hediyeleşme Etkinliği Eşleşenler Listesi (Gruplar)



Hayırlı sabahlar sevgili arkadaşlar Hediyeleşme etkinliği için grup eşleşmeleri tamamlandı çok şükür her ismin içinde link mevcut kolayca ulaşabilirsiniz, gruplarımız aşağıdadır herkes eşine hemencecik koşup ulaşsın haberini versin önümüz de haftasonu eminim hediye paketimizi hazırlamak için geniş vaktimiz deolacaktır inşallah.

Bugün evimizi şöyle bir dolaşalım,sevdiğimiz ama kullanmadığımız cici bir eşyayı bulup içine şeker mi olur lokum mu olur veya her hangi başka bir şey mi olur orasını hediyeyi hazırlayacak olan kişi bilir koyup paketimizi hazır ediyoruz ilk fırsatta da inşallah mutlu etmek adına postanenin yolunu tutuyoruz,anlaştık mı?

Güray Oğul & sessizkaldım


Katılmış olan tüm arkadaşlara çok teşekkür ediyorum hemen  Bir Tatlı Huzur  blogunun kapısını çalmaya gidiyorum :)

Güzel geçsin gününüz..


OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

15 Şubat 2017

Hediyeleşme Etkinliği Katılımcılar Listesi


Hayırlı sabahlar sevgili arkadaşlar,HEDİYELEŞME ETKİNLİĞİNE katılan arkadaşların listesini bir önceki kayıtların içine de bakarak hazırladım olur da içinde ismini göremeyen veya henüz katılamayan arkadaşlar varsa bugün de katılabileceklerini belirtmek istiyorum listemizdeki tüm arkadaşlara ayrı ayrı teşekkür ediyorum...evvela tüm katılımcıları görelim bu yayının yorumlarına da katılımcı olabilirsiniz.

Allah nasip ederse de Cuma günü eşleşen arkadaşların listesini hazırlayıp yayınlayacağım..
Şirin ve tatlı samimi ve sıcak,heyecanı belki pulunda belki varsa fiyongunda olmadı paketin kendisinde olan güzel bir etkinlik olmasını dilerim!

Postacı sadece bir paket değil,yeni bir dostuğun başlangıcını,hayırlı bir insanla yollarımızın keşismesini,ahirete kadar sürecek kardeşliklerin kapılarını aralama vesilesi olur inşallah buyrun arkadaşlar:

Sevgiler :)

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

14 Şubat 2017

Hama Boncuğu - Diziyoruz/Asıyoruz


Hama Boncuğu pek bi popüler oldu bu yıl evimizde,diğer evlerde de denk gelip görmüştük ancak ilgi alanımıza henüz girmeyi başaramamıştı..
Bu sene oldukça merak sardık,renkli renkli boncuklar aldık...şekil şekil kalıplar bulduk,dizdik dizdik biriktirdik...genellikle yuvarlak,yıldız ve kalp şeklini tercih ettik..

Anahtarlık,toka vs gibi aksesuarları yapabilecek kadar deneyimli değilizancak elimizden bu gelir..
Gelenler ile de mutlu olduk ellerimizi biraz daha geliştirdik birazcık oyalandık bolca boncuk kaybettik veya sağdan soldan süpürge makinesi ile topladık.
Anne sıkıldı daha sık süpürge makinesini çıkartıp süpürdü..

Aaa boncuklarımız azalmış!

Ama olsundu,istediğimiz kadar hoş vakit geçirdik hatta yaptıklarımızı hediye ettik,ütüledik ipliğe bağlayıp penceremize astık.



Minikten kurtardıklarımızı da daha fazla kayıp vermeden penceremize astık..









Amaca ulaşılmıştır!
Sıradaki :)



Hama boncuğu ile ilgili çok geniş ve güzel anlatımlı bu postu tavsiye ederim:Mutluluğun Pixel Hali - Hama Boncuğu


OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ: