4 Ocak 2017

Şükrü Dede


Her namaz vaktinde gün boyunca tarla ve hayvanlarla başını kaşıyacak vakit bulamayan bir insanın ezan sesiyle bambaska bir hale burunup secdeye varması nasıl bir şeydir acaba hiç merak ettiniz mi..

Elleri bütün gün toprak ve çamura su ile gübreye karışmış,çatlamış yer yer kesilmiş olan bu insanlar eve gelir gelmez raftan indirerek mushafı bir sayfalık okuma vakti bulabiliyor okuyabiliyorlardı..böyle insanları çocukluğumda gördüm..

Kulaktan dolmaydı din ile ilgili bilgileri oysa..ama öylesine derindi ki saygıları..öylesine derindi ki dine karşı tevazuları.

Sabahtan akşama kadar dünya işleriyle gövdenin bitap düşmesi onları ne namazdan ne Kuran'i Kerim'den yaklaşmaya engeldi..

Ezan okundu mu günde bir kez akan çeşmenin başından ayrılıp abdest alarak secdeye varır ibadetlerini herşeyden üstün tutmalarına şahit oldum...

Sıcak suyun dahi lüks sayıldığı evlerde,banyo gibi bir mekanın bulunmadığı,tuvalet ihtiyaçlarını karşılamak için icin evden metrelerce uzaklaşmaları gereken bir ortamda sabahın kırağı düşmüş toprağı donmuş bir vaktitte uyanarak buz gibi soğuk bir su ile abdest aldıklarını gördüm.

İnandıklarına asla ispat aramadıkları ..onlara anlatılanları duydukları gibi kabul etmeleri..tertemiz bir niyet ve büyük bir aşk ile Allah'a,Onun kurallarına Peygamberlerinin hadislerine ve kıssalarına kalben inandiklarını gördüm.

Babannemin kaldığı eve yakın Şükrü dedemiz yaşardı,balkonlar birbirine bağlıydı evlerinin..köyde kitapları ellerinden düşürmeyen  tek insandı tanıdığım insanlar içinde..yeri her zaman başkaydı bu yüzden..

Şükrü dede okuyabildiği için okuduklarını çevredekilerle paylaşır anlatırdı..bazen defalarca aynı kıssayı anlatmaktan çekinmez yorulmazdı.

Hatrımda güzel anlatımı ile kalmış içime kazınmıştı.

Şükrü dede hala yaşıyor ben büyüdüm o daha çok yaşlandı..koyde bulduğum ganimetlerden biriydi benim.için.

Artik çok yaşlıyedi üstelik,çocukları onu yanlarına Istanbul'a almayı uygun bulmuştu..doğrusu da buydu..

Sonbaharda köye geldiğini duyunca kaybolan bir hazineyi tekrar bulmuş kadar mutlu oldum..hemen ziyaret edelim dedim..

Ziyaretine gittik..her zaman bulunduğu evinde,odasında..tavana yakın eskimiş kitaplarla dolu rafları bulunan duvarların arasında ilmin çiçekler açtığı o eve gittik.

Yaşadığına,iyi olduğuna o kadar çok sevindim ki..odasına tekrar girmek.o mavi boyalı duvarların kabarmış yorulmuş oluşuna rağmen yıkılmadan durduklarını görmek mutluluğumu artırdı...gözlerimdeki sevinci kendisi de fark etti..benim kim olduğumu anlaması bayağı bir zamanını alsa da..






Değmesin Yağlı Boya
Değmesin Yağlı Boya

Değmesin Yağlı Boya bir hayat blogudur yani hayatta ne varsa burda da vardır.Konular özenle seçilir güvenle okuyucularıma sunulur çoğunlukla da hepimize iyi gelir,yayınlar özgün ve orjnaldir kopya yapılmaz yapılmasına rıza gösterilmez.Blogumu oku,sana da iyi gelecek:)

7 yorum:

  1. Sevgiyi,hoşgörüyü,güzel dinimizi en iyi anlayan insanlar onlar. Şükrü dede gibi insanlara ihtiyacımız var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Saf temiz ve pazarlıksız bir dünyaydı o dünya sanki...Rabbim sayılarını artırsın.

      Sil
  2. Öyle güzel anlatmışsın ki yazıyı defalarca okusam sıkılmam

    Babaannemi ve dedemi hatırladığımda aklımda kalan en önemli şey namazlarını asla kaçırmamak için gayret etmeleri idi.



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de aklıma hep babannem ile dedem gelir.

      Sil
  3. Yine bir nefsi muhakeme dersi..
    Varolun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlara ihtiyacımız var gibi hissediyorum,Allah razı olsun siz de var olun.

      Sil
  4. Rabbim sayılarını artirsin.şukru dedelerin.umarım bizde gösterdiğimiz çabayla ve özenle onlar kadar olamasakta torunlarimiza güzel birer örnek olmayı basarabilelim

    YanıtlaSil