8 Ocak 2017

Sarah Kay : Bir Kızım Olursa



Tüm Annelere & Tüm Kadınların İçinde Hiç Büyümeyen Kız Çocuklarına

Bir kızım olursa, Bana anne yerine, B Noktası diyecek, Çünkü bu şekilde, ne olursa olsun en azından her zaman bana ulaşmayı başarabilir. Ve güneş sistemini avcunun içine resmedeceğim, böylece tüm evreni öğrenmiş olacak "Ah, ben bunu avcumun içi gibi bilirim." demeden de önce. Ve bilecek ki, hayat acımadan yüzünün ortasına vuruverir, ayağa kalkmanı bekler ve bu sayede midene de bi yumruk indirebilir.

Ancak rüzgar seni sarhoş ettiğinde ciğerlerin havanın tadını ne kadar sevdiklerini anlayabilir. Tam burada acı var yara bantları ya da şiirin iyileştiremeyeceği. Ve Süper Kahramanının gelmeyeceğini anladığı ilk anda, bilecek ki, pelerinini tek başına giymek zorunda kalmayacak. 

Çünkü ellerini ne kadar açarsan aç, iyileştirmek istediğin acıyı yakalamak için hiç bir zaman yeterince büyük olmayacak. Emin ol, denedim. "Ve bebeğim" diyeceğim ona, "burnunu havada tutma öyle. Bu numarayı ben de denedim, milyonlarca kez hem de. Sadece duman kokusu almanı sağlar onu takip edersen de yanan bir eve ulaşırsın, ya yangında herşeyini kaybeden çocuğu bulup kurtarmaya çalışırsın, ya da yangını başlatan çocuğu bulup onu değiştirmeye çalışırsın." Ama biliyorum ki hep bildiğini yapacak, bu yüzden ona hep destek sağlayacağım çikolata ve yağmur çizmeleriyle. 

Çünkü çikolatanın tamir edemeyeceği hiçbir üzüntü yoktur. Tamam, belki de bütün üzüntülere iyi gelmeyebilir, ama tam da bu yüzden var yağmur çizmeleri. Çünkü izin verdiğinde yağmur yıkayıverir tüm hüzünleri. Ondan tabanı camlı teknesinden aşğıdaki dünyayı izlemesini isteyeceğim, ve mikroskopla incelemesini insan zekasının ucunda var olan galaksileri, çünkü annem de bana böyle öğretmişti, böyle günlerin olabileceğini. ♫ Böyle günler gelecek, demişti annem. ♫ 

Ellerini yakalamak için açıp da yakaladıkların sadece yara izleri olduğu; telefon kulübesinden çıkıp uçmaya çalışırken kurtarmak istediğin insanların aslında pelerinine basanlar olduğunu farkettiğin; çizmelerin yağmurla dolup da, dizlerine kadar hayal kırıklığına gömüldüğün günler.. 

İşte böyle günler aslında teşekkür etmen gereken günlerdir. Çünkü dalgaların kumsalı öpmekten vazgeçmeyi reddetmesinden daha güzel birşey yoktur, kaç defa yıkıp geçtiği mühim değil. 

Rüzgarla bazen kazanıp, bazen kaybedeceksin. Yıldızlarla yeniden başlamayı öğreneceksin. Bir dakikada silinip giden topraklara inat, aklın zemine sağlam basacak, hayat denen komik yerin güzellik zeminine. Ve evet, güven duyma skalasında oldukça safım. 

Ama kızım bilecek ki bu dünya şekerlemeden yapıldığı için çabucak parçalanabilir, ama dilini çıkarıp da tadına bakmaktan korkmayacak. "Bebeğim," diyeceğim ona "unutma, annen bir savaşçıydı, baban da bir savaşçı, ve sen de minicik ellerin ve koca gözlerinle daha fazlasını isteyen bir kızsın." Unutma ki iyi şeyler hep üçtür, kötü şeyler de öyle. Ve hata yaptığında her zaman özür dile. Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme. 

Sesin kısık olabilir ama şarkı söylemeyi bırakma. Ve sana kalp acıları bıraktıklarında, kapının altına savaş ve nefret attıklarında ve sokak köşelerinde ellerine kötümserlik ve yenilgi tutuşturduklarında, işte o zaman, onlara, gidip annenle tanışmalarını söylemelisin.



Translated by Diba Szamosi
Reviewed by Sancak Gülgen

Kaynak:Egoistokur
Değmesin Yağlı Boya
Değmesin Yağlı Boya

Değmesin Yağlı Boya bir hayat blogudur yani hayatta ne varsa burda da vardır.Konular özenle seçilir güvenle okuyucularıma sunulur çoğunlukla da hepimize iyi gelir,yayınlar özgün ve orjnaldir kopya yapılmaz yapılmasına rıza gösterilmez.Blogumu oku,sana da iyi gelecek:)

4 yorum: