25 Kasım 2016

Hediye Header -Bedava Blog Başlık Resmi


Günümüz mübarek olsun arkadaşlar/kardeşlerim/dostlarım...
Biraz mutlu etmek adına biraz kolaylaştırmak adına biraz da elimin ve gözümün sadakası ve paylaşmak adına bir kaç adet blog header başlık resmini sizinle paylaşıp hediye etmek istiyorum inşallah beğenir ve istifade edersiniz..

Görseller örnek olduğundan bunların içinden beğendiğinizi resim ile yazılacak blog adını mail olarak degmesinyagliboya@gmail.com adresine gönderip talip olduğunuzu belirtmenizi istiyorum ..bu şekilde kimin hangi resmi istediğini kolayca bulmam ve kısa sürede hazırlamam bakımından kolaylık sağlayacak...

Size hediye etmek istediğim blog başlık resim veya diğer adıyla header'lar aşağıdadır buyrun:











Bu görseller arasında özellikle beğendiğiniz varsa resmi indirip mailime göndermenizi rica ediyorum,haftasonu hazır edip talibine ulaştırılacaktır inşallah.

Sevgiler 💕

tamamını gör
PAYLAŞ:

23 Kasım 2016

Yapraklar - Acı Miktarınca Güzellik


Dünya üzerinde bunca güzellik olduğu sürece düşünmeden edemiyorum...
Bunca güzellik acılarımızın yatışması için mi..
Rabbimizin yarattıklarına bakarak acıdan biraz olsun kalbimizi uzaklara daldırmak için mi herşey..
Tefekkür sırf bu yüzden sevap olabilir mi..
Yeterli çünkü küçücük bir detayın insanın kalbini onarmaya..
Bu kadar güzellik acıların büyüklüğünü de simgeler..zıt bir anlam,derin bir mana olarak bakabiliriz bazen..
Ne kadar acı varsa dünya üzerinde bir o kadar da güzellik vardır..
O güzelliklere bakarak tefekkür etmekte çok sevap vardır..
Rabbimizin yarattıklarında mutlaka bilemediğimiz akıl erdiremediğimiz hikmetler vardır..







Bakabilelim..
Anlayabilelim..
Mütevazi olalım..
Şımarmak,bu toprak üzerinde azgın davranmak olmaz..
Çünkü bu toprakların altında,Peygamberlerin,evliyaların kıymetli bedenleri bulunmaktadır..


Sakin..
Vakarlı bir şekilde yaşamak gerek..

Güzel geçsin ömrünüz..
Günaydın..








tamamını gör
PAYLAŞ:

19 Kasım 2016

Zamanın Kıymeti


Hızlı geçen günlerin hesabını tutmak ne mümkün..haftalar değil aylar su gibi akar oldu,gündem sürekli gün içinde defalarca renk değiştirir..peki bu hal bize ne sağlar,ne katar...

Düşünmeye biraz vaktimiz var mı?..


Buhari Sahih'inde;
''Aziz ve Celil olan Allah,altmış (60) yıl yaşatıp ölümünü geri bıraktığı kimsenin (kendisini tanıması hususunda)hiç bir özrünü kabul etmez.

Allah Resulü (s.a.s);

''Allah kendisine altmış (60) yıl ömür verdiği insanın özrünü kaldırmıştır..

Açıklamamız gerekirse,dünya üzerinde altmış yıl boyunca yaşamış bir insanın Allah'ı tanıma ile ilgili vereceği hesapta özrün kabulu olmayacaktır..

Günlerimizin su gibi aktığı bu devirde belki geçen zaman belki geçen mevsimleri pek önemsemiyoruz,biran duraksayıp yaşımızı düşünürsek,aynı anda bir de çocukluğumuzdan bu güne ne kadar bir zaman geçtiğini düşünürsek,çocukluğumuzun bizden hayalen ve anı olarak çok uzak olmadığını ancak çocukluk ile bugünkü bizim arasında onlarca yıl olduğunu fark edeceğiz.

Sonuç?

Zaman su gibi akıyor.Durdurulamaz.

Alimlerin Gözüyle Zamanın Kıymeti incecik yüzyirmibeş(125) sayfalık bir kitaptır.
Tavsiye üzerine temin edip okumak istedim.Kitap bir süre elime geldi sayfaları aralandı hızlıca göz gezdirildi ama kalbimi açıp da okuyamamıştım.

İnce olmasına rağmen derin bir kitap olduğu anlaşılıyordu ve ben yaz günlerinde kitap okumak için pek fırsat bulamadığım için okumayı sonbahar veya kışa ertelemiştim.

Kitabı bitirdim.Tam olarak hazmettiğimi söyleyemem.

Kitabı birkaç satırda anlatmak benim gibi cahil,bilgisi az bir insan tarafından kitaba tam bir zulüm olurdu.Büyük İslam alimlerinin eserlerini yazdıkları dönemlerden ve zamanı nasıl değerlendirdikleri ile ilgili açıklayıcı noktal ve kıssalar içeren bu kitabı okumak bile belirli bir seviye ve kapasite gerektirir.Okunmasına okunur,okuruz biz çünkü.

Anlayacağımızı sanarak okuruz,bize mutlaka hitap ettiğini düşünerek okuruz ama şu var ki kıymetli bir kitabı çünkü bu çok kıymetli bir kitaptır,anlamak için hak ettiği ruh hali ve kalp rengini bile henüz yakalayamamış derecede toyuz.

En son ümit ölür,ümitvar olmak gerek diyerek kitabı tavsiye edip sarsıcı ve düşündürücü olan bu eserin her müslümanın evinde olması gerektiğini vurgulamak isterim yine de.


KİTAPTAN ALINTI EKLEMEDEN OLMAZ HANİ..

Salih bir zat olan Halife Ömer ibn Abdulaziz de (allah ondan razı olsun) şöyle demiştir:

''Gece ve gündüz,bedenin üzerinde kendi fiillerini icra ediyorlar(seni yaşlandırıyorlar).Sen de onlar üzerinde düşen vazifeni yap.''


Hasan-ı Basri:

''Ey,Ademoğlu!Sen günlersin.Bir gün geçince bir parçan gidiyor demektir.''


Düşünceni mühim olmayan ile meşgul ettiğin takdirde,mühim olanı hakir görmüş olursun.Batıl yolda sarf ettiğin malı hak yolda sarf etmek istediğinde çoktan elinden çıkarmış bulunursun.Ahlakı eksik kimselerle ilgi ve alaka gösterdiğin zaman,zora düştüğünde faziletli kimselere teveccüh göstermemenin sıkıntısını çekersin.İhtiyacın dışındaki şeylerle gece ve gündüzünü meşgul etmen durumunda ihtiyacın olanı bir köşeye itmiş olursun.

Hayatımın çok yoğun ve günlerimin çok hızlı geçtiğini yazmıştım yazımın başında.Bu hal kitabı okumadan evvel bana sıkıntı,yer yer sitem etmeme sebep oluyordu.Çocuklar var,yapmak istediklerimi yapamıyorum ki yapmak  istediklerim sadece kendime kısa bile olsa bir zaman dilimi ayırmak),elbette onlara öncelik tanımalıyım başka bir seçeneğim zaten yok diyerek erteliyordum her şeyi ve ertelemeye de devam ediyorum hala..öyle olmalı,şimdilik en azından...

Ve anladım ki;çocuklarımla koşuşturmacam olmasaydı ben şahsım adına nefsani şeyler ile ilgili ve içiçe olacaktım.Keyfim için yapıyor olacaktım bir çok şeyi hatta bunu artırmak ve bu alanda daha da keyif alıp nefsimi daha da çok tatmin etmek için çocuklarımın eve gelişinden dahi hoşlanmayacaktım veya zamanımın çabuk geçtiğini düşünecektim..

Oysa,çocuklarımla ilgilenmek ahiret hesabımı kolaylaştırıyor.
Gün içinde ''ne yaptın?'' sorusunun cevabını hazır bulunduruyor.Meşguliyetimin ne olduğu ortada,vucüdumu ve aklımı hangi yönde kullandığım da açıklanmış olurica inşallah.tüm kusur günah ve hatalarıma rağmen.

Allah'a hamd olsun ki bu kitap sayesinde bunun biraz daha farkına varmış oldum hayır tam olarak değil tam olarak anlamak için gerçek anlamda durmak ve düşünmek gerek ki bu nimeti günbegün kaybediyoruz,çocuklarımın biraz büyümesi için dua eden ben bu günlerde onların bana ihtiyacı olduğu için Rabbime şükrediyorum zamanın ve çocuk olmaları biraz daha sürsün diliyorum.Çocuklar büyüyünce daha verimli hem dünya hem ahiretim için faydalı işler ile ilgili olmak bu devirde zor olacağı için şimdiden ileride neler yapılabilir sorularının cevabını aramaya başladım.

Bu yayın yarımdır,eksiktir,kitaba da yazarına da yazık etmiştir belki ama bir ucundan ben tutmak istedim bir diğerinden de zamana değer verip değerlendiremeyen canlar tutsun...bu zaman ve bu telaşe içinde ben bu kadarını yapabildim..

Bereketli olmasını dilerim...




tamamını gör
PAYLAŞ:

16 Kasım 2016

Telefonumdan Notlar #6



Telefonumdaki not defterine şunu yazmışım:

İnsan içinden görür,içinden duyar,içinde nelerin olduğu,nelerin göründüğünü sen fark ediyor musun?.
Ömrün var evin çocukların eşin dostun ama bunlardan sana ne kadarı geri geliyor çoğalıyor fayda ediyor?
Her şey imtihandır diyen Rabbinden fazlasını biliyor olabilir misin?
Bak her şey imtihan,kapıyı açışın bile imtihan.
Çarpmadan açmalısın sessiz kapatmalısın kapatmak da yanlış bir tabirmiş kapı kapatılmaz,örtmelisin,çevreye rahatsızlık vermemelisin bunları yaparken varlığın gövdendeğil,ahlakın önplana çıkmalı,nefsin çıkmamalı nefsinin hoşlandığı şeyler çıkmamalı,çıkmamalı vs vs ne yazıyorum ben.

:)

Telefonumdan notlar#6.


Çok şey birikmiş aktarma zamanı,biraz düşünme biraz tebessüm etme zamanı :)



İki yıl boyunca ikinci el olarak alınan ev eşyasını yavaş yavaş değiştirme zamanı yaklaşmakta,ikinci el olduklarından değişmeyecekler,yavaş yavaş dağıldıkları için değişecekler,belirtmekte fayda var..


Eşyaların değişmesi yapılacak ikinci iş aslında,onun öncesinde zeminlerin laminat ile döşenme niyeti var...yerler taş olduğundan kışın oldukça soğuk oluyor..resimler eşyalar veya genel olarak odanın dekorasyonu için kaydedilmedi.


Laminatı seçme işi bana bırakıldığı için bir çok resim kaydettim haliyle,bir çok şeye uyumlu olsun istiyorum,eşim beyaz tonlarda olmasından yana bense çok koyu ahşap bir desen istiyorum ama..


Koyu zemin demek nerdeyse her lekeyi göstermesi demek,her gün silinmesi benim bir el beziyle evin içinde dolaşmam demek iki küçük çocukla gereğinden fazla ev için pervane olmak enerji sarf etmek demek diyerek ben de seçimi beyaz zeminden yana kullanacağım diye düşünüyorum..eşyaların hizmetçisi olmayı sevmem onlar bize hizmet etmeliler..




Halılarımız Shaggy halı,yani içinde ne ararsan var,bakımı,yıkanması tam bir sıkıntı,süpürmek yetmiyor,balkondan aşağı şöyle bir güzel silkelemek yasak,iğne olur başka bir şey olur içine kaçar görmek imkansız,asla almayın,çocuklu bir aile iseniz sakın almayın...bu tarz halıları yeni çıkmış olmalılar,çok çok beğendim..





INSTAGRAMDAN SEÇMELER



Dini paylaşımları olan hesapların içinde bu tür reklamların yer alması hiç hoş değil,yorumum bu kadar.







Düşündürücü güzel paylaşımlar..

Almak istediğim bir güzel kitap:




İnsanların günahları, ayıpları ve çirkin halleri mânen pis ve necis şeylerdir. İnsandan iki çeşit necaset zuhur eder: Maddi necaset, manevi necaset. Kişi maddi necasetten nefret eder, iğrenir. Hastalıkların teşhis ve tedavisi dışında ve o da yüksek ücretler mukabilinde olmak şartiyle hiç kimse başkalarının maddi pislikleriyle ilgilenmez, onları kurcalayıp karıştırmaz.

Ne yazık ki, durum mânevî pislikler yani günahlar için öyle değildir. İnsanlar başkalarının o türlü dışkı ve fışkılarıyla nedense çok ilgilenirler. Muhakkak ki, bu büyük bir ahlak ve karakter noksanlığının tezahürüdür. Başkalarının günah ve ayıplarını kurcalayan insanları tezek böceklerine benzetirsek hata etmiş olmayız.

Gıybet İlleti
Ubeydullah Küçük
Bedir Yayınevi

Kaynak:İktibas

Güzel geçsin gününüz :)


tamamını gör
PAYLAŞ:

15 Kasım 2016

Acil Un'a İhtiyaç Var Arkadaşlar


Suriyedeki kardeşlerimiz için ekmek üreten fırınlarda un stokları bitmek üzere.

5TL çok değil,onların ihtiyaçlarına koşmak bizim gelecek ihtiyaçlarımız için Allahtan bir nevi yardım ve yatırım yapmak anlamındadır.
Onlar için olmasa bile kendimiz için yapalım,gücü yetmeyen bu yayını paylaşabilir yapabileceklere mesajın ulaşması için katkıda bulunabilir.

5TL çok değil

UN Yaz 3072'ye Gönder 5TL Bağışta Bulun

tamamını gör
PAYLAŞ:

Arko Krem Nerde Kullanılır?


Türkiye'nin en klasik en eski ürünlerindendir Arko krem,bilmeyeni yoktur,hatta öyle bir yer etmiş ki nerdeyse tüm kremlerin adı Arko'dur...

Şu yarama ne iyi gelir,ne sakinleştirir,tahriş olmuş teni ne yumuşatır soruların cevabı:Arko sür'dür..

Kulladığım bebek pişik kremi İzmir'de çabuk bitince Arko krem de olur tavsiyesi üzerine bakkala gidilip krem alındı..

Tatil boyunca da sadece o kullanıldı..eve geldiğimizde içinde hala krem vardı,bir an evvel bitirmek istesem de bitiremedim,bereketli de çıktı :)

Memnun kaldım,demem o ki henüz biilmeyen varsa veya keşfetmeyen/denemeyen,uzaklarda aramasın özellikle bebekli anneler,bebeğin pişiğini önlemesinde bakkalda bekleyen bir kurtarıcınız var..

Kullanmakta olanlar varmı?

Hangi amaçla nerde kullanırsınız soruların cevapları sizde olabilir..
Bilginizi paylaşıp zenginleştirmeniz dileği ile...

Güzel geçsin gününüz.



tamamını gör
PAYLAŞ:

14 Kasım 2016

Yaprağın Cesedi



 Bir sonbahar yaprağı o yaprağın cesedidir ve ne çılgınca bir şeydir ki biz bu cesetleri seviyoruz!
Mehmet Murat İldan
Yaprağın Cesedi

Sonbaharın bu narin cesetleri bu kadar güzel ve hayran bırakacak derecede bizi etkiliyorsa insan cesedi de güzel olabilir ölünce,geçiş kapısı olan mezardan Ahiret alemine açılınca,tekrar dirilince,güzel bir insan..nasıl yaşarsa öyle ölür,nasıl ölürse öyle dirilir ya,güzel olmamız için çaba sarf etmemizi dilerim ardından da güzel ölmemizi daha güzel bir cesete dönüşmemizi...






tamamını gör
PAYLAŞ:

13 Kasım 2016

Peynirli Poğaça - Tarifi Kaç Kişiye Verdim Bilmiyorum


Zaman geçtikçe el alışır bir tarife,zaman geçtikçe biraz değişir de o tarif..
Defterden baka baka defter bile değişir zamanla,daha çok lekesi olur mesela,biraz daha çok yağ damladığını görürsün,tarif defteri değil de tepsi gibi olur,anı taşır..

Üzerinde yemek hazırlama esnasında bir şeyler damlamamış tarif defteri var mı bilmiyorum...ne kadar özensem de tarif defterlerimde mutlaka anı lekeleri olur...lezzet damlaları diyelim onlara :)

Tarif defterimde küçük bir yer alan ama gönülleri fetheden poğaça tarifimi eklemek istiyorum bugün.Yumuşak mı? diye soracak olursanız..evet çok yumuşak..
Lezzeti nasıl diye soracak olursanız,zararlı derim...zararlı çünkü ilk ısırıkta poğaçan sıcaksa kaybedebilirsin kendini,nefsine yenik düşersin.

Demli çayın olsa bile karşında ondan içmeyi bile ihmal edersin...bazı lezzetler var ki klasiktir ve klasik oldukları için bizimle özdeşlemiş mutfağımızın bir parçası olmuştur..

Sürekli yaptığım,ikram edildiğinde mutlaka tarifini verdiğim veya o an istenmese bile sonradan bir şekilde tarifi isteyenler için poğaça tarifimi buraya ekleyip,tekrar tekrar yazmak istiyorum..resimli de olur böylece..yani,görselli vermece :)


MALZEMELER:

2 su bardağı ılık su (sıcağa yakın değil soğuğa yakın olsun)
1 1u bardağı sıvıyağ
4-5 çorba kaşığı tereyağ
1,5 (bir buçuk) paket kuru maya
1 çay bardağından bir parmak eksik şeker
1 yumurta ( beyazı içine sarısı üzerine )
1 tatlı kaşığı tuz
6 veya 7 bardak un (aldığı kadar)


İÇİ İÇİN:
Her tür beyaz peynir kullanılabilir kaşar peyniri de olur ikisi bir arada da kullanılabilir..


YAPILIŞI:

Tuz ve un hariç bütün malzemeleri geniş kapaklı bir kaba alıp iyice karıştıralım,tuzu ekleyip ununu da verdikten sonra ele yapışmayan bir hamur elde edelim.

Kabımızın üzerini kapak ile kapatalım,elinizde şeffaf folyodan varsa kabın içindeki ısıyı dengeli tutması için kaplamanızı tavsiye ediyorum.

Hamurumuzu dinlendirelim,iki katından daha fazla olacaktır bu aşamada hamurumuzdan yumurta büyüklüğünde parçacıklar kopararak yuvarlak bir şekilde açalım (fincan tabağı kadar),içine beyaz peynirli harçtan koyup dıştan içe doğru yoğurarak altına gelecek ekleme yerleri iyice kapatarak yağlı tepsiye dizelim..

Bu şekilde tüm hamurumuzu şekillendirdek sonra üzerine yumurtamızın sarısını sürerek çörekotumuzu da serpelim bolca..

Fırına göre pişirme süresi değişir,sıcak bir fırına gerek duyar,çabuk kabarıp piştiklerinden yanma ihtimali yüksektir fırınınızı çok yüksek dereceye almayın..

Lezzetli bir tarifi verdim,keyifli de bir şarkı paylaşmak istiyorum sizinle:


Nikos Vertis • An eisai ena asteri

Keyifli dinlemeler,poğaçayı yapacak olanlara da afiyet bal olsun,sevdiklerinizle olsun.


NOT:tarif sevgili Ayşe Alkan'a aittir ben ek olarak tereyağını ekleyip maya miktarını artırdım biraz ;)


tamamını gör
PAYLAŞ:

8 Kasım 2016

Sonbahar Resimleri #3



Doğaya bırakıyorum kendimi..zaman yok oluyor sanki..kimsecikler gelmez aklıma.
Ne evim ne çocuklarım ne öğle yemeği derdim.
Açlığım arkaplanda,serin havanın bedenimi hafiften titreterek silkelemesi bile etkilemiyor,etkilemiyor üşüyen parmaklarımı,etkilemiyor ıslanan ayakkabılarımı..

Doğaya bırakınca kendimi,gerisi yok oluyor..detayların içinde kaybolmak gibi bir güzellik var bu dünyada..gerisi teferruat oluyor bazen..dalıp dalıp gidesim var,dalıp dalıp gidişlerim var..her şey bir yaprağa yaklaşmak kadar güzel,o yaprağı anlamaya çalışmak kadar güzel..say ki dünya üzerinde ne dert var ne tasa..tek sıkıntım o yaprağa yakın olmaktır o anda..

Soğuklar iyice bastırdı..Münih'e ilk kar düştü bile..kış kapıda..bu sonbahar çektiğim son resimler yayında..















Oraları çok güzel deme,sizin oralar da güzel,vardır bir güzellik mutlaka..


Dur..sen de dur birazcık,dur bir dakika..bak etrafa.
Sadece buraları değildir güzel olan,haksızlık etme Allah'a..bir yeşil yaprak bul,bir çiçeğe bak..
Yok mu etrafında küçük bir çiçek,bir saksıcık yok mu yakınlarında..

Varsa yaklaş ona,bak ona..doğa küçücük bir saksıda bile güzel..toprak olan her yer güzel..sen de topraksın,bedenin topraktır,baksana..



tamamını gör
PAYLAŞ:

7 Kasım 2016

Sun Express İle Uçmak


Ailece İzmire gitme haberi evdeki herkesi heyecanlandırdı..
Yıllarca görmediğimiz akrabaları görmek,yedi kuzenlerden dördünün ilk kez dünya gözüyle görüşme gerçeği çocuklara sevinç duyguları yaşattı..

Biletlerimizi çok erken aldık bu yüzden.
Altı kişilik bir aile olduğumuzdan daha uygun fiyata bilet baktık,Sun Express ile uçamaya karar verdik.

Genelde biletleri Türk Havayollarından (THY) alıp her seferinde rahat rahat yolculuk ederdik,bu sefer nerdeyse gelenek haline gelmiş bu durum değişti.

Uçuş günü tüm kontroller yapıldıktan sonra uçağa geçildi.Uçuşun çocuklarla daha rahat geçmesi için ve sıkılmamaları için boyama yapmaları için kalemler,masallar,küçük oyuncaklar almıştık. Nasil olsa ikramları  olur  diye yiyecek içecek  olarak hiç bir şey almadım.

Uçağa biner binmez benden alınan ilk su şişesi aslında bu firmadaki anlayışın habercisiydi.

Hostes hanım suyu elime verdiği anda '2 euro lütfen ' dedi.

Uçuş gerçekleşince hostesler atıştırmalık ve içecek satışı için koridoru işgal edince çocukları tuvalete götürmek nerdeyse imkansızdı.Üç saatlik bir uçuş nerdeyse bitmeyen satış ile devam etti.

Önce atıştırmalıklar,ardından içkiler ve hediyelikler diyerek,yolcuların yerlerinde durup hava şartlarını sebep göstererek kemerlerini bağlı tutup yerlerinden kalkmamaları için sık sık anonslarda bulundular.

Altı adet kaşarlı simit yanına da birer içecek ek olarak iki küçük şişe su bize nerdeyse 50 euroya mal oldu kısaca.

Koltukların birbiriyle olan mesafenin çok az ve dar oluşu,koltuk cebinde bir dergiden başka hiç bir şeyin olmayışı oldukça sıkıcı bir yolculuk geçirmemiz için yeterliydi.


Ailece uçak kullanarak yolculuk yapacak olanlara tavsiyem bu firmadan uzak durmaları ya da evden mutlaka yiyecek bir şeyler hazırlayarak yola çıkmalari olacak.

Anlayışı sadece ticaret olmuş alışveriş yapmak dışında yolcuyu görmemeleri bir suyu dahi ikram etmemeleri sayısız uçak seferi yapan biri için oldukça şaşırtıcı bir durumdur.

Kemerlerinizi bağlı tutmak ve size satış yapma gayesi dışında başka bir emelleri olmadığını bildirmek isterim.

Mümkün mertebe bu firmadan uzak durun veya paranız olmadan uçmayın.




tamamını gör
PAYLAŞ: