24 Şubat 2016

Nihayet Evdeyim!


Saatler süren bir yolculuğun ve hemen hemen bir aya yakın bir tatilin nihayet sonuna gelinmiş oldu blog..nasıl yorgun olduğumu sen düşün..


Bir çok vasıta kullanarak ulaşabildim evime,araba,otobüs,tren,metro ve uçak bir tek gemi ve uzay mekiği kullanmadım :)
Tebrik edilecek çok yanı var bu yolculuğun..biri bebek iki çocukla ikinci seyahat edişim..en kolay nasıl olur neyi nasıl yapsam daha az sıkıntı çekerim düşünceleriyle yola çıkmama rağmen çocukla seyahat etmenin sürprizlerle dolu olacağını hesaba katmayı belli ki unutmuşum..

Elhamdulillah..evimdeyim her şeye rağmen..

Giderken bir başka zorluk gelirken bir başka..anne olmak gerçekten zor zanaat..
Kızmayacaksın,sabredeceksin,gerekirse ekspres çözümler üreteceksin çare bulacaksın ayakta kalacaksın,boş bir mideyle çoğu zaman..

Zorlandım evet..yolculuk boyunca kısıtlı alanlarda oturmayı ve bulunmayı reddeden bir bebek ile zorlanmamak ne mümkün..hele bir de yolculuğun sonunda bebeğin diş çıkartmış olduğunu görünce insan eyvah ki ne eyvah demek ki çektiğimin bir payı da bu dişlere bağlı diyebiliyorsun!..

Ah sırası mıydı diş çıkarmanın hem de arka dişleri çocuğum?..çıkarmış işte çocuk..


Türk Hava Yolları ile uçtuğum için bir kez daha çok mu çok memnunum..tavsiye edilir..bir çok sebepten dolayı THY yolları ile uçmayı tercih ediyorum..hosteslerimiz bir başka nazik,personel bir başka candan ve anlayışlı..Türkçe konuşulan her yer güzel değil mi?

Atatürk Havalimanı ne kadar da kalabalıktı..sağda solda çöpler gördüm..hiç hoşuma gitmedi..havalimanı çalışanları yetişemiyor temizlemeye anlaşılan..bir kalabalık bir kalabalık...kalabalıktan dolayı uçak kaçırmışlığımı hatırladım...yedi aylık hamile üstelik..hangi köşede çöktüm kaldım o zaman hatırlamıyorum ama bu kalabalık insana bir çok şey kaçırtır :)


Bulutların üstünde de olmak güzel..çocuklar uğraş olarak boyama veya ön koltukta giderken de gelirken de oturan başı kel adamın kafasına dokunmaya çalışmakla meşguldu..her seferinde mi ön koltukta kel adam oturur şansıma?..oturabilirmiş demek ki..

Hem yorgun hem mutluyum..evime geldim,farklı bir yoğunluğa geldim,rutinime döndüm dün market alış verişimi de yaptım..insan adapte olmakta zorluk çekiyor,bunu anladım..artık kurulu bir düzenin var dedim..ev bulamayan onca aileyi düşünürsem senin rahat bir evin var dedim,şükredebileceğim yüzlerce şey gördüm..neden görmezdim eskiden...yani bir ay öncesinden?

Gidip görmek istediğim bir kaç insan var mesela burada..Geldim ben! diye mesaj atabildiklerim var..görmekten mutlu olacağımı bildiğim insanlar..


Beni görünce mutlu olan çocuklarımın arkadaşları var...Karabiber(alt kattaki küçük Bulgar kızı)bir tutam çiçek toplayıp getirdi bugün..nasıl mutlu olmam..Bu çiçeklerin adını sordum,bilmediğini söyledi..Ben de bilmiyorum,ama hissettiğim duyguları tanıyordum..mutluluk!

Yanımda nehir var..buna şükrettim mi?
Başımın üstünde yine mavi bir gökyüzü var..buna şükrettim mi?
Dün yağmur yağıyordu,sabah yağmur ile karışık parça parça kar atıyordu..evim sıcak ve çocuklarım üşümüyordu..buna şükrettim mi?..

Ne vardı başka aklımdan geçen şükür sebebi olarak..

Uçak..
Uçmayı nasip eden insanlara ilham eden Allah'a hamd olsun...kısa bir sürede evime ve sevdiklerime güvenli bir şekilde ulaştığım için..şükrettim mi?

Elhamdülillahi Rabbil Alemin...şükredecek ne çok şey var..

Evi de temizlemişler biz geliyoruz diye,yemek de yapmışlar..bir güzel telaş,çığlıklar sarılmalar....incelemedim..neyi nasıl yaptıklarına bakmadım..takdir ettim mutlu oldum hissettiğim mutluluğun içinde yüzdüm gün boyunca....emek vermişler..şükürler olsun..temiz bir sofraya,temiz bir yatağa girdim..hamd olsun..

Anne olmak ne kadar güzel bazen..çocukların kalbi kalbine bakar direk..ne yansıtırsan onu alırlar..gülümse..

Şükredecek çok şey var..şükretmek lazım..ayağımıza,elimize,yüreğimize..zorluklara direnen ve üstesinden gelen direncimize azmimize ve sabrımıza,şükretmek lazım..artırmak için bu nimetleri..

Eli parmağı tırnağı garanti bilmemek lazım..gözü ve kapağını,bebeği ve ışığını sıradan görmemek lazım..binlerce milyonlarca fonksiyon ile donatılmış olan gövdemiz yüreğimiz ve varlığımız için şükretmek lazım..oturduğumuz yerde bile milyonlarca nimetler içindeyiz..görmek lazım..

Şükredecek çok şey var özlediğim şeylerin sayısı da çok..
Arabamı da nasıl özlemişim tahmin etmiyordum..ve sürekli sürerken dinlemeyi sevdiğim ritminden hoşlandığım bu şarkıyı. özledim..sabaha da yakışır bu ritim hani ;)



DİPNOT:
Tatil boyunca bir çok yayın girdim bir çok yorum da aldım bu yayınlara..henüz yorumlara dönüş yapmış cevaplamış değilim..takip ettiğim güzel blog arkadaşlarımın bloglarını da cepten blogger'in gösterebildiği kadarına bakabildim..sizi izlemeye çalıştım hepinizi özledim..geldim gördüm okudum,gelişmeleri az çok biliyor ancak fazlaca ve istediğim kadar vakit ayıramadım..telafi etmek dileğiyle uğrayan yorum bırakan hal hatır soran özelden mail atan tüm arkadaşlarıma candan teşekkür ederim..








tamamını gör
PAYLAŞ:

22 Şubat 2016

Bir Güzel Hediye


Eczanede çalışan bir tanıdığım..Yunanlı bir bayanın kahve fincanını görmektesiniz..
Eczaneye her gidişimde fincanın güzelliğinden bahsederdim,nerden kaça aldığını sorardım..hep aklımdaydı gidip almak ama fırsat bulamadım kı..kaldı öylece..eski bir şeye benziyor oluşu eski emaye eşyaları andırıyor oluşu hoşuma gidiyordu..


Eve dönüş günüme bir gün kala tekrar eczaneye gitmem gerekti..fincanı yine gördüm,içinde bayanın kahvesi vardı..hemen hemen yarılamıştı...

Senin şu güzel fincanın yok mu..dedim..

Bayan yanıma geldi,fincanı aldı yıkadı kuruladı havlu kağıda sarıp bana uzattı..

Al..hediyem olsun!..dedi..

Ama olmaz ki..

Ama oldu ki..,dedi..

Tombik güzel yüzüne baktım,gözleri ışıl ışıl..eminim benim de gözlerim o an öyleydi..o hediye etmenin mutluluğu ile parlıyordu ben hediye almanın mutluluğu ile..

Böyle saf ve güzel insanlar var işte dünyada.

Hediyeleşelim mi biz de..güzel bir fincan bir miktar kahve gönderelim mi birbirimize ?..

Kaç kişi ister?







tamamını gör
PAYLAŞ:

17 Şubat 2016

Benim Memleketim''Gökyüzü ve Dağlar''


Objektifim en çok gökyüzünü sever..


Günler azaldıkça..daha fazla gökyüzü daha çok mavi hapsetmek istiyorum içimde..



Ölecek gibi hissediyorum..Sahte bir dünyaya gidecek gibi hissediyorum,ne zaman bu kadar hassaslaştım ben..,burdan ötesi yalan gibi hissediyorum..Jim Carrey'in bir filmi (Truman Show) gelir aklıma hep Almanya'da gökyüzüne bakınca..elimi uzatsam,gökyüzüne dokunsam,dokununca da kaşıt gibi yırtılsa,yırtılınca kağıt kendimi memleketimde bulsam..bir oyundur yaşadığım desem,oyun bitti buraya kadarmış desem..



Neden..

Memleket dışında hayat yok mu sanki..gökyüzü,mavi yeşil yok mu sanki..
Ama aynı değil işte..
Aynı değil ki..

Vatandan ayrı olmak ve ayrılmak bu kadar zor geliyorsa insana bu dünyadan ayrılmak nasıl gelecek acaba..

tamamını gör
PAYLAŞ:

Benim Memleketim''Bahçe Güzelleri İle Yaprak Sarma Tarifi''


Babanneler torunların hatrını zor kırar..hayırdemek nerdeyse imkansız..yaprak sarma isteyince benim kız,babanne kolları sıvadı hemen..


Çok tecrübeli,yemekleri her daim lezzetli olmasına rağmen,üç gelin almış olup en küçüğü ve sonuncusu olan bana yine de tarifi soracak kadar iyi bir insandır babannemiz..tevazunun kazandırdığı tatlılık..


Tarifimiz defalarca denenmiş olan bir tarifti..Mutfak Sırları sitesinden..

Malzemeler:

250 gr taze yaprak
300 gr kıyma
2 adet orta boy kuru soğan
1 çay bardağı pirinç
1 karışık (domates biber karışık ) salça
yarım demet maydanoz
1 çay kaşığı karabiber
2-3 yemek kaşığı sıvıyağ
tuz

Sosu için:
1 adet domates rendesi
yarım çay bardağı sıvıyağ
tuz
2 su bardağı su

Yapılışı:

Taze yaprakları kaynattığınız suya 4-5 dk. yatırın, rengi hafifçe değişen yaprakları süzgeçe alarak süzün.
Pirinci sıcak suda ıslattın 30 dakika kadar bekleyin ve süzün.
Soğanı ve maydanozu yemeklik doğrayın.
Pirinç, kıyma, soğan, salça, tuz ve baharatları geniş ve derin bir kaba alın ve yoğurun.
Asma yaprağını avuç içinize alın (mat ve damarlı kısmı size doğru bakmalı), içine bir tatlı kaşığı kıymalı harçtan koyarak sarın.
Domateslerin kabuklarını soyun. Sıvıyağda soteleyin suyunu, tuzunu ekleyerek karıştırın ve 2-3 dakika daha pişirerek ocaktan alın.
Sarmaları boşluk bırakmadan tencereye dizin. Domatesli sosu üzerine dökün.
Pişme esnasında yaprakların açılmaması için üzerine porselen bir tabağı ters çevirerek kapatın.
Orta ateşte suyunu çekip pirinçler şişinceye kadar kapağı kapalı olarak pişirin.
Yoğurtla birlikte sıcak servis yapın.



Babanne ile kızım yaprak sarmaları saradursun..ben yine fırsat bulup kaçtım bahçeye..





Kışın bahçe yaza nazaran daha fakir olur ama yine de bir kaç güzellik mevcut..










Dedeler de torunlarına hayır diyemeyenlerdir bu arada..bkz:daha ilk günden gece karanlıkta kurulan salıncak..





tamamını gör
PAYLAŞ:

Benim Memleketim''Gün Doğumu-Şafak Vakti''



Sabah ezanıyla açılıyordu gözlerim..her yer ıslak sisten dolayı..sonra yavaş yavaş açılmaya başlardı gökyüzü,göstermek istercesine çevredeki tüm güzelliği..ah negüzel sabahlar bunlar,canlı olmak böyle sabahlarda ne kadar da güzel..


Dağ görmenin mutluluğu,dağ havasıyla gelen esenliğin benzersizliği..sırtımda siyah hırkam,elimde makine ile ıslak toprağa batan terliklerimin ıslaklığına aldırmadan..


Dağların eteklerine yerleşen bulutlar..çöküşleri ana kucağına yaslanmış çocuğa benzerdi sanki..


Yüreğim şen terliklerim ıslak kahve suyum kaynamaktaydı bu dakikalarda..


Zeytin dalları da ıslaktı..güneş yavaş yavaş gülümserken dallarının arasında yeni güne merhaba dedim bir kez daha..


..doğunca güneş göğe yükselen bembeyaz pamuk bulutların altında ..


Annemin ellerinden mis gibi kahvemi yudum yudum bitirmek üzereydim..çocuklu olup da çocuk gibi hissetmek ne kadar güzel..memleket anne şefkati gibi,şefkat memeleket toprağı,kucağı,göğü bulutu rüzgarı ve güneşi gibi..




tamamını gör
PAYLAŞ:

Benim Memleketim''Kabristan''




“Lezzetleri acılaştırıp onları mahveden ölümü çokça anın.”

İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, Medine ehlinin mezarlarına uğramıştı. Mezarlara yüzünü çevirerek: "Esselamu aleyküm (selam üzerinize olsun) ey kabir halkı! Allah sizi de bizi de mağfiret buyursun. Sizler bizim seleflerimizsiniz. Biz de arkadan geleceğiz" buyurdular."

Tirmizî, Cenâiz 59, (1053)

Almanya'da bulunduğum yerde kabristan göremedik..

Çocuklar ile kabir ziyareti yapmayı çok istedim bu yüzden..ve gittik güneşli bir günde altını bilmeden görünen kısmı ile ölüm ve hayatın sonunu gösteren o alana...kızım sordu:Anne burada kimimiz var..

Hepsi din kardeşimiz kızım..yakın arkabalarımızın kabirlerine gittik sonra,biraz Kur'an okudum,biraz dua ettik..çocukların mezarlıklar ile ilgili yorumları hem ilginç hem düşündürücü..onlarla ilgili yazmak istemiyorum yorumları bende kalsın ama sorularını buraya aktarmak istiyorum..




Ölüm sebebini sordular ilkin,ardından kaç yaşında öldüklerini,mezarın altında ne yaptıklarını,ne kadar bir süre orada durduklarını..soramadıkları çok şey vardı belli ki ama bir çocuğun kendini ifade etme gücü ne kadar olabiliridi ki..bir sessizlikleri vardı acaip,nasıl davranacaklarını bilemeden sürekli mezar taşlarını okumaya çalıştılar..ve sonra yine sessizlik..gün güneşli gökyüzü maviydi selvi ağaçları upuzun serin tatlı bir rüzgar esiyordu ama etkilendikleri her hallerinden belliydi..az soru sordular,çok düşündüler..



Söyleyecek söz çok ama söyleyecek dilde kuvvet yok..


Bizim bu diyarlarda canlılar dışında ölülerimizin de olduğunu bilsinler görsünler istedim..canlılara çikolata gofret götürüldüğünü gördüler,ölülere ne ikram edilir ne getirilir onu da bilsinler istedim..minik avuçlarını açıp bildikleri duaları okudular..yüzlerine sürdüler..

Mezarlıktan çıkana dek tarif edemediğim bir hal içindeydiler..ölümden bahsettik,ölüm meleğinden bahsettik..mezarları kazan kişiden,kazma küreklerin depolandığı minik kulubeden..merakları şaşırtıcıydı..biz bunları merak ediyor muyuz?



Bizimle alakası yokmuş gibi davranıyoruzbazen,kazma kürek neyimize,mezarı kazan adam kimdir,evi nerdedir,normal sıradan bir insan mıdır hatta aramızda yaşar mı sorularını kaç kez sorduk kendimize..kaç kez böyle biriyle karşılaştık..

Kaç kez ölü yıkayıcı gördük mesela..bunları hep uzağımızda tutmayı sistem haline getirdik sanki..sanki bizimle ilgisi olmayan şeylermişcesine izole ettik hayatımızdan onları,oysa ne de gerekli ne de önemli şeylerdir..biz hiç ölmeyecekmiş gibi davranıyoruz..bize mezar,bize kefen,bize musallat taşı gerekmeyecekmiş gibi hala yaşamaya devam ediyoruz..ne yazık ki..


Günler sonra bir takvim yaprağında karşıma çıkan  hadis..



tamamını gör
PAYLAŞ:

10 Şubat 2016

Benim Memleketim''Antikacılar-Eskiciler''




Bu şehrin ihtiyaç duymadığı bir şeydir saat..
Kendi dokusu,kendi zamanı mavcut çünkü..


İroni..
En güzel saatleri de burada bulabiliyor insan..


En güzel dikiş mankenlerini,en güzel biblo balerinleri en güzel begonvil çiçeklerini(Begonvil Sokağı'na selam ederim bu noktada)..plastik olarak değil..kumaştan ve el işçiliğiyle üretilmiş olandan..





Seç,beğen al..




Birbirinden şirin küçük hediyelik eşya dükkanlarının dışıda içi de çok güzel..





Hediyelik eşya satanlar dışında küçük cafeler de var..


Küçük cafelerde kendini bir eve misafir gitmiş gibi hisseder insan,sıcacık köşeler sıcacık yüzler..


Köşeni seçersin,kahveni söylersin..nereye gidersen git kahvenin en güzelini bu şehirde içersin..hele bir de mevsimlerden ilkbaharsa buradaki gibi manzaralarla karşılaşırsın..


İskeçe böyledir
Biraz hayal biraz rüya
Seç birini gir içine
Orada,son nefesine dek yaşa..

tamamını gör
PAYLAŞ: