17 Şubat 2016

Benim Memleketim''Kabristan''




“Lezzetleri acılaştırıp onları mahveden ölümü çokça anın.”

İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, Medine ehlinin mezarlarına uğramıştı. Mezarlara yüzünü çevirerek: "Esselamu aleyküm (selam üzerinize olsun) ey kabir halkı! Allah sizi de bizi de mağfiret buyursun. Sizler bizim seleflerimizsiniz. Biz de arkadan geleceğiz" buyurdular."

Tirmizî, Cenâiz 59, (1053)

Almanya'da bulunduğum yerde kabristan göremedik..

Çocuklar ile kabir ziyareti yapmayı çok istedim bu yüzden..ve gittik güneşli bir günde altını bilmeden görünen kısmı ile ölüm ve hayatın sonunu gösteren o alana...kızım sordu:Anne burada kimimiz var..

Hepsi din kardeşimiz kızım..yakın arkabalarımızın kabirlerine gittik sonra,biraz Kur'an okudum,biraz dua ettik..çocukların mezarlıklar ile ilgili yorumları hem ilginç hem düşündürücü..onlarla ilgili yazmak istemiyorum yorumları bende kalsın ama sorularını buraya aktarmak istiyorum..




Ölüm sebebini sordular ilkin,ardından kaç yaşında öldüklerini,mezarın altında ne yaptıklarını,ne kadar bir süre orada durduklarını..soramadıkları çok şey vardı belli ki ama bir çocuğun kendini ifade etme gücü ne kadar olabiliridi ki..bir sessizlikleri vardı acaip,nasıl davranacaklarını bilemeden sürekli mezar taşlarını okumaya çalıştılar..ve sonra yine sessizlik..gün güneşli gökyüzü maviydi selvi ağaçları upuzun serin tatlı bir rüzgar esiyordu ama etkilendikleri her hallerinden belliydi..az soru sordular,çok düşündüler..



Söyleyecek söz çok ama söyleyecek dilde kuvvet yok..


Bizim bu diyarlarda canlılar dışında ölülerimizin de olduğunu bilsinler görsünler istedim..canlılara çikolata gofret götürüldüğünü gördüler,ölülere ne ikram edilir ne getirilir onu da bilsinler istedim..minik avuçlarını açıp bildikleri duaları okudular..yüzlerine sürdüler..

Mezarlıktan çıkana dek tarif edemediğim bir hal içindeydiler..ölümden bahsettik,ölüm meleğinden bahsettik..mezarları kazan kişiden,kazma küreklerin depolandığı minik kulubeden..merakları şaşırtıcıydı..biz bunları merak ediyor muyuz?



Bizimle alakası yokmuş gibi davranıyoruzbazen,kazma kürek neyimize,mezarı kazan adam kimdir,evi nerdedir,normal sıradan bir insan mıdır hatta aramızda yaşar mı sorularını kaç kez sorduk kendimize..kaç kez böyle biriyle karşılaştık..

Kaç kez ölü yıkayıcı gördük mesela..bunları hep uzağımızda tutmayı sistem haline getirdik sanki..sanki bizimle ilgisi olmayan şeylermişcesine izole ettik hayatımızdan onları,oysa ne de gerekli ne de önemli şeylerdir..biz hiç ölmeyecekmiş gibi davranıyoruz..bize mezar,bize kefen,bize musallat taşı gerekmeyecekmiş gibi hala yaşamaya devam ediyoruz..ne yazık ki..


Günler sonra bir takvim yaprağında karşıma çıkan  hadis..



Değmesin Yağlı Boya
Değmesin Yağlı Boya

Değmesin Yağlı Boya bir hayat blogudur yani hayatta ne varsa burda da vardır.Konular özenle seçilir güvenle okuyucularıma sunulur çoğunlukla da hepimize iyi gelir,yayınlar özgün ve orjnaldir kopya yapılmaz yapılmasına rıza gösterilmez :)

3 yorum:

  1. Es selamu aleykum...En sevdiğini, sevdiğinle sınamak gibidir ölüm. İçine, yakan sıcak birşeyler aktığını, boğazında nefes almanı engelleyen düğümü hissettiğin andır ve daha fazlası sevdiğinin ölümü. "inna lillahi ve inna ileyhi raciun" diyebilirsen nur, diyemezsen zebanidir belki. Belki de en güzel hakikat, hakikate doğru. Kabristan ziyareti çocuklarla yapılabilecek en yerinde sıla-i rahim. İnsanı hafifleten, sakinleştiren..Allah ziyaretinizi kabul etsin. Geride kalanlara bereket ve hayr olsun dualarınız...

    YanıtlaSil
  2. Ne güzel etmişsiniz Basel'de kimsesiz Türk'lerin mezarlarına mezar tası seçip takmıştık çocuklarla daha sonra Diyarbakır'da gitmiştik Kabir ziyaretine. Tabi bizimkiler daha kücük anladıkları kadar işte. Allah kabul etsin

    YanıtlaSil
  3. "Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?.." Rabbim cümlemize hayırlı ömür, güzel ölüm versin. Hassasiyetiniz çok yerinde. Çocuklar ölümle hayatın iç içe olduğunu bilmeli.

    YanıtlaSil