30 Kasım 2015

Gece Yazıları:Geçmişte(Follon)

Resim sevgili Heybemde Fotoğraf Blog Sahibesi Ebrar Yıldırım Hanimefendiye Aittir..


İnsan olmak gibi bir şarkı bu.
Sözlerini içeren videoyu görmemiştim henüz..
Ama etkilenmiştim sözlerinden,ses tonundan.
Kendinden bir şeyler bulmak gibi,bulduğunu asla asla bırakmamak gibi.
O benim veya o benimdi veya o benimdir der gibi.
Seni sahiplenir gibi.
Sen onu sahiplenmeyi arzular gibi.
Nefes alıp verememek veya son nefesini bir ömür içinde tutmayı istemek gibi.
Hayat gibi
Akışı gibi
Sana bakışı gibi
İlk kez hayatınagiren
Sonsuzadek gidenin ardından bakmak gibi.
Gönül yarası gibi
Hep yerinde sayan biri gibi veya kaçışı bitmeyen bir yürek gibi.
Kısrak bir tay gibi
İnce bir yağmur gibi.
Doğmak gibi
Ölmek gibi..
Nesin hayat..
Ucuz bir kadın mı yoksa kıymetli bir gerdanlık mı..
Şeffaf bir düş yoksa derin bir uyku mu?
Derinlik uzaklık veya nefes kesecek kadar bir yakınlık mı....diye yazmış ve taslak olarak kaydettim bu yazıyı..

Dinleyin..





Bu gün sözlerini de içeren videosunu gördüm,sözleri zamanı anlatıyor,cümleler bir şeylerin çalındığını anlatıyor ..çaldırmak isteyen insanları anlatıyor,sergilenmek isteğimizi anlatıyor,özgürlüğümüzü sere serpe gözler önüne sunma arzumuzu anlatıyor.
Böylesine basit bir melodi ve kuvvetli cümleler eşliğinde.
Biliyor musun..
Bizden bizi çaldılar..çaldırdık kendimizi.Uyan.
Biz açtık kapılarını kalbimizin.
Kimse çalmadı oysa kapıyı..biz açtık.

Gelin,girin bizi görün dedik,kıymetsiz bir şey varmışcasına içinde kalbimizin.
Özgürlüğümüzü biz teslim ettik sisteme.

Sistem..
Ne ki sistem..fark ettik mi..edemedik..ama benimsedik ve can attık sistemin bir parçası olmak için.
Yarış atı gibi koşturduk çocukları bir diploma bir kağıt parçası peşinde.Arabamız yeni olsun,yaması olmasın çorabımızın,penceremizden rüzgar girmesin istedik..her şeyi dışaırda bırakıp sterilize bir ortama soktuk kendimizi.
Hayatsız ve anlamsız..
Evdeki hatıra ve anı,yaşanmışlık dolu kahverengi eşyalarımızı buz gibi soğuk beyaz eşyalar,tahta odun bile olmayan sıkıştırılmış mdf suntalar ile değiştirdik..

Desenli çiçekli perdeleri eski zaman perdesi dedik indirdik camlarımızdan..oysa kendimizi indirdik edep,öz,kişilik ve varlığımız tahtından..

Şimdi ehrkes aynı..her şey nerdeyse aynı..
Aynı evler aynı düzenler aynı giysiler aynı saçlar aynı yüzler aynı gözler..
Düşünmez mi insan..herkes aynı ise,bunları ilham eden ve sürükleyen kaynak da aynı olmaz mı bu durumda?

Zamanı yok ettik..zamansızlık içinde çırpınıyoruz şimdi..
Bir zamanlar zaman olduğu için insandık,insansızlık içinde bunalıyoruz şimdi..


Dinledikçe benimsiyorum,dinledikçe etkisi altında aklıyorum.
İster gündüz ister gece.
Mesela bu vakitte..Kasım gecesi pencerem açık,kahvem yanımda..



OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

Şu Kahverengi Battaniye



Uğruna ne kavgalar,ne savaşlar verildi senin.
Senin için kaç kez birbirine girdi çocuklar ve kimbilir sen kaç kez sinir ve öfke dolu bakışlarıma maruz kaldın.
Cansız bir maddesin özür dileyecek bir yanın yok duyguların yok ne sözden ne tavırdan anlarsın amma bu denli etkili oluşunu neye borçlusun söylesene bana..

Acaba zamanla sökülen ve inatla dikmemek için direndiğim kenar kumaş türünü mü seviyor çocuklar..acaba o kenarları parmakların arasına almak nasıl bir duygu nasıl bir his uyandırıyor diye sorsam sana cevap verir misin?

Kahverengi battaniye..
Şu kahverengi battaniyeden kurtuldum artık burada kendisi yok yeni yastıklar yeni yorgan yeni battaniyeler alındı,onlar sevilir,oldukça şirin oldukça yumuşaklar dedim..ama olmadı..

Yunanistandan gelen eşyaların içinden çıkıverdin bir kabus gibi uyandı tüm duygular tüm hatıraları çocukların ve yine aynı durum tekrar farklı bir ülkede de yaşandı sayende..

Kahverengi battaniye benim!
Kahverengi battaniye benimdir bana ne!..

Bana ne asıl..asıl bana ne dedim içimden..yırtılsan,parçalansan asıl bana ne dedim ama hep içimden..artık..
Dışımdan söylediklerim nasıl ki etkili olmadıysa içimden söylemek ve söylenmek de etkili olmadı tabii ki..

Ortadan ayırsam olur mu?
Hayır..
Peki birlikte örtünseniz nasıl olur?
Hayır..
Peki bir battaniyeyi iki kişi bunlar yapılmadan nasıl paylaşabilir sizce?
Cevap yok..
Kahverengi battaniye benim..
Yok kahverengi battaniye beinm..

Çeyizimden kalma evliliğim süresince kullanılmış yılda belki de beş kez makine yüzü su yüzü görmüş olup incelmesine rağmen hala kıymetli hala değerli..

Son bir çare olarak kahverengi battaniyeyi yok etme kaldırma unutturma gözden ırak tutma eylemim kendisini yorgan kılıfı içine koymak oldu.

Kullanan kim mi oldu..
Ben..

Kahverengi battaniye ortadan kalkınca kavga da bitti gürültü de..
Kahverengi battaniyeye ne oldu diye soran oldu mu?
Oldu..

Battaniyenin kenarları sökük,dikilecek..
Dikilene dek yorgan kılıfında duracak..taa ki çocuklar çocukluktan çıkana dek..

Ki o zaman dahi paylaşılamayacak battaniye bilirim..ama paylaşılabilecek duygular ve anılar olacak,tartışmaların tatlı hatıraları canlanacak..

Kahverengi battaniye böylece biz var olduğumuz sürece ve belki de daima hayatımızda olacak..
Bi şekilde..

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

26 Kasım 2015

Kadraj:Martılar


Bu pazar..Hava soğuktu..Kar habercisi türündeydi soğuk..evde durulacak gibi değildi yine de..


Parmaklarımız donacaktı belki ama evde biriken ekmekleri sahiplerine ulaştırmak istedik..


Şehrin nehrinde..nehrin kıyısında..Ördekler,kuğular ve martılar yaşar..


Kahven hazır değil mi Calomado..Bu kareler sana özel,senin için..


Objektifin sadece sahibine gösterdiği büyüdür resim..bir çok şeyi yakalayabilirsin,anı,ışığı,zamanı..ama duyguyu yansıtamazsın her zaman..bu anın inanılmaz bir büyüsü bir ışığı vardı..


Öyle soğuktu ki bir de hava..kuşlara baktıkça hayranlığım arttı..ben zorlukla tutarken makineyi onlar çılgınlar gibi etrafımızda uçuşup durdu..Büyülü bir andı dedim ya..martılar benim gibi şikayet etmedi soğuktan..havadan veya mevsimden..gökle bir oldular su ile bütünleşip bir yükselip bi alçaldılar..
Kanatlarında görkem,çığlıklarında zikir vardı belki de..Onlar ne muhteşemdiler..


Alıp götürmek istiyorum seni gel!..der gibiydi çığlıkları..
Nereye!
Nereye gidebilirim,yok kanadım..önümde nehir sağımda köprü arkamda cadde nereye giebilirim,yok kanadım!
Gel!
Gel,,der gibiydi kanatları..
Gel!



Ben onlarla gidemedim..eşlik edemedim..soğuktan sudan mekandan kopmaktan korktum..


Ama onlar öyle değildi..Doğanin içindeki hakimiyetleriyle beni mest ettiler..





Yüzleri..yüzlerindeki o masum ifade..çocuk gibi desen değil,kuş gibi desen o da değil..

Daha uzun süre kalınırdı..o denli soğuk olmasaydı..
Arabaya sığındık..kimin daha özgür olduğunu görür gibiydim..ben doğada bile istediğim gibi hareket edemiyor istediğim süre kalamıyordum..kuşları kıskandım desem doğruluk payı var bu sözümde..ama kıskanmak gidiyor bi süre sonra..çünkü bu yaratıklar muhteşem ve kusursuz olan Allah'ın eseridir..
SubhanAllah..

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

19 Kasım 2015

Ayşe Nine'nin Odası


Bazı insanlar vardır ki adını bile yazmayı bilmezler.Hayatında hiç bir yazarın kitabını okumamış,hayatında hiç bir yabancı yeri görmemiş,hayatında sürekli durak olmuşlardır.

Bazı insanlar vardır ki çocukluğumuzdan beri bildiğimiz ve yeri ne yaz ne kış değişmeyen dağlar gibidir.Hep bilindik yerde..bazen karlı,bazen sisli,bazen yemyeşil bazen gri..

İçleri derin..sorsan sana izah edemez bunu.İçleri ilim,sorsan nerden öğrendiğini bilemez.
İçleri insan,içleri saflık içleri kalp yürek,gözlerinden fışkırır yaşam sevinci.

Ayşe nineden bahsedeyim mi size..
Ayşe nineden bahsetmek bir borç gibi ne zamandır yüreğimde.

Ayşe nine seksensekiz yaşındadır.
İki kız iki erkek olmak üzere dört tane çocuğu vardır.
Yunanistanın bir köyünde yaşar..köyün her tarafı dağ evler serpiştirilmiş vaziyette cami ortadadır.
Tepecikler üzerinde kurulan bu köyün her tepesinde bir kaç adet ev bulunmaktadır..insanlar sanırsın ki iletişimi tepeden tepeye seslenerek kurmaktadır.
Ezan okununca tüm tepeler ve tepelerinde arkasında yer alan yüce dağlarda yankılamaktadır.

Ayşe nine hocaların ismini çoktan unutmuştur,bazen kendi çocuklarına bile ''Sen kimin çocğusun?'' diye sormaktadır.

Dört çocuğu olmasına rağmen tek başına yaşamaktadır..Evi alçak,musluğu yok,betondan yapılmış bir çeşmede abdest almakta bulaşığını yıkamaktadır.Mutfak diye tanımayabileceğim ortam çocuklarından veya komşularından getirilmiş farklı farklı dolaplardan iki adet yük denilen sandıklar üzerinde yer alan misafirlerine ayırdığı yatak yorgan bir de buzdolabından oluşmaktadır.

Yerler taş olduğundan halı üstüne halılar yer almaktadır..duvarları taştan olan bu ev iki alandan oluşmaktadır..biri geniş hem mutfak hem oturma bölümü olan yer biri de yukarıda resimlediğim küçücük odadır..

Bu küçücük odanın tavanı kapısı penceresi normal boylu bir insanın dimdik ve rahat hareket etmesini engellemektedir.Pencere nerdeyse yerden başlar,yağlı boya ile her yıl neşeli bir renge boyanmaktadır..bazen açık sarı,bazen toz pembe,kimi zaman gök mavisi,kimi zaman fıstık yeşili.
Rengin güzel oluşu yeterli oluyor demişlerdi..cama veya perdeye yakışması hiç önemli olmasa gerek ki asla bunların bahsi geçmedi...

Sobası odun yakar,maşası sobasının altında durur,maşanın yanında porselen içinde çiçek deseni olan bir küllük bunun yanında da odunları durur..

Odanın içinde kapının tam arkadasında yer alan hamam da mevcut..içini açıp bakmadım,nasıl olduğunu suyu nasıl taşıdığını bilmiyorum..bir odada yer alan hayatın büyük bölümlerini herkes görebiliyor sanırsın belki ama insanın dili bu tür soruları sormayı bırakın,o tarafa o gözle bakmayı dahi ebepsizlik sayıyor..

Evin genelinde din iman ve Allah var..duvarlada sadece seccadelere ayrılmış askılık..yatağın başında Kur'an çantası,çocuklarının Türkiye ziyaretlerinden getirdikleri altın yaldızlı levhalar..çoğu solmuştur,bir çocuğun camı badana günlerinde muhtemelen çatlamıştır ama levhalar hem içeriği bakımından hem getirenin hatrına duvarda asılı,gönülde sevgiyle tutulmaktadır..

Ayşe nine gece sabahtan ayrılırken uyanır..kendisi anlattı..
Anlat dedim,günün nasıl geçiyor,tek başına neler yapıyorsun..korkmuyor sıkılmıyor musun?..televizyonun yok..tuvaletin bile evin dışında çakmabir kapı ile kapanmaktadır..

Korkmuyorum..perdelerim kalın olduğu için erken uyansam bile ışığı yakıyorum neden korkayım ki..etrafımda melekler var,korkulmaz ki.

Gözümü açtığımda saatin kaç olduğunu bilmiyorum..zaten gözümün bir tanesi beni bıraktı,sadece biriyle dünyayı görmekteyim,olsun..yıllarca gördüm bunaşükür biri bile yeter bana..dedi..

Dışarıdan odunlarımı akşamdan eve alıyorum..hava kararmadan..sabah oldukça karanlık olur,tuvalete gitmek için çıkıyorum ama ışık yeterli değil odunları alıp taşıyamıyorum,bu işi henüz dışarısı aydın iken yapıyorum.
Sobamı yakıyorum,abdestimi alıp sobamın yanına oturuyorum..hocayı bekliyorum..

Hoca sabah ezanını okuyana kadar tesbihimle tüm duaları bildiğim tüm duaları defalarca okuyorum,kaç kez okuduğumu bilmiyorum..yavaş yavaş aydınlanmaya başlayınca cihan ezan vaktinin yaklaştığını anlıyorum..namazımı kılıyorum..aydınlık odaya girmeye başlayınca ekmeğimi yoğuruyorum..acıkmış oluyor bir şeyler yiyorum..

Allah komşularımdan razı olsun..evlerine bakıyorum..erkekler çıkınca şu sopayı alıp yavaş yavaş komşularıma gidiyorum..bazen karşı tepeye çocuklarımı görmeye gidiyorum..bazen onlar geliyo..en son kim gelmişti hatırlamıyorum..

Komşularımla eğleniyorum,bana iyi davranıyorlar..eşimin hürmeti hala var..eşimin adıyla bana hitap ediyorlar..Hasanın karısı..

Saçları daima çılgın bir kızıl renkte,kınalı..gözleri masmavi,teni pamuk..Hesap sormuyor,kimseye kırgınlığı kalmamış,kırıldıklarını unutmuş..bir tek Cennete gitmek istiyor,bir tek bunun derdiyle yanıp tutuşuyor..seksensekiz senedir bu ümitle yaşıyor..

Hasanın karısı Ayşe nine..


OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

17 Kasım 2015

Kivi-Avokado-Mango/Kolayca Temizle&Süper Maskeler Yap!


Kivi çok lezzetlidir!..Hele mangoya şahsen bayılıyorum!...ancak bu iki meyveyi temizlemesi yok mu?..nerdeyse işkence gibi ve tabi ki bazen o meyveleri yememem için en önemli etken meyvelerin kabuğundan temizlenmesidir.
Bu gibi yumuşak ama çok lezzetli meyveleri kolayca sadece bir bıçak ve bir bardak ile nasıl temizleyeceğimizi gösteren bir video keşfettim!..Bloguma eklemeden olmazdı zira gerçekten hem hızlı hem pratik!

Görsel temsilidir-Resim kaynak:http://nutritionstripped.com/


İzleyin:



Süper değil mi?
Özellikle ve özellikle de avokadolu maskeler için süper bir yöntem..maskeleri çok besleyicidir ve önerilen şey avokadoların olgun olanını kullanmaktı..ama o avokadoyu dağıtmadan nasıl kullanabilirdim ki?..diye düşünüyordum..

Avokado demişken saçları müthiş besleme ve parlatma özelliği vardır avokadonun ve kuru ciltlere de bu yüzden çok iyi geliyor..internette bir çok tarife rastlamanız mümkün..yöntemi öğrendik bir kaç maske de eklesem onları da bu yöntemin altında bulundurmak iyi olur diye düşünüyorum:




AVOKADO



SAÇLARI İNANILMAZ DERECEDE YUMUŞATIP PARLATAN AVOKADOLU SAÇ MASKESİ!

Saçlara uygulanmış hali oldukça mide bulandırıcı olabilir ancak sonuç muhteşem!..

MALZEMELER:

1adet çok olgun avokado
1 kahve fincanı hakiki zeytinyağı (başka yağ türü olmaz)
1 çorba kaşığı limon suyu

YAPILIŞI:

Malzemelerin tümünü bir kaba alıp karıştırın.
Karışımı saçınıza uygulayarak 20 dakika kadar bekletin..bildiği üzere bone vs gibi şeylerle de sarabilirsiniz..

20 dakika sonra saçınızı yoğun bir şampuan ile yıkayın..saç kremi de kullanabilirsiniz.
Hepsi bu..
Tesettürlü olduğum için saçlarımı gösteremiyorum ama mutlaka bu maskeyi yapmanızı öneriyorum..



KİVİ



YOĞUN NEMLENDİRİCİ ETKİSİ OLAN KİVİLİ YÜZ MASKESİ-KURU CİLT VE KİŞ MEVSİMİ İÇİN!

MALZEMELER:

1 adet olgunlaşmış kivi
1 çay kaşığı süzme yoğurt(ev yoğurdu varsa tercih edilebilir)
1 çay kaşığı hakiki zeytinyağı

YAPILIŞI:

Malzemeleri homojen bir kıvam elde edene kadar karıştıralım..Maskeyi yüzümüze uygulayarak 15 dakika kadar bir süre bekleyelim..sonucuna hayran kalalım!


 YAĞLI CİLTLERE ÖZEL MASKE

MALZEMELER:

Yarım çay kaşığı badem yağı
1adet olgunlaşmış kivi
1 çay kaşığı bal


YAPILIŞI

Tüm malzemeleri yine aynı şekilde homojen bir kıvam elde edene dek karıştıralım.
Maskemizi 15 dakika boyunca yüzümüzde tutalım.Maskenin içeriğinde bal olduğundan maskeyi uygulayınca uzanmamızda yarar vardır.


Biraz egzotik biraz bize yabancı olan bu tür meyveleri sürekli başka daha sıcak ülkelerden temin ederiz genelde bu yüzden ağacı nasıldır ham halindeyken nasıl görünür merak etmişimdir hep..siz de merak ettiniz mi hiç?..kivi veya avokado ağacının görünümünü..


Avokadonun ağaç üzerinde henüz olgunlaşmamış hali..


Burada da olgun ve güzel bir avokado görüntüsü mevcut..Avokadoyu evde de yetiştirebiliriz ancak oldukça zordur diye okumuştum ama imkansız değil..


Dalında henüz olgunlaşmamış kiviler..


Dalında toplamaya hazır olgun kiviler..

Bu yayın nasıl bir yayın oldu böyle..:))

Sevgiler herkese..


OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

13 Kasım 2015

Annelik Sanatı Adem Güneş


Kıymetli pedagog Adem Güneş'in ikinci kitabını dün gece bitirmiş oldum..daha evvel de bu yazımda Adem bey'in akıcı ve sade kelimelerden oluşan cümleleri ile okuyucuya verdiği mesajları,yönlendirmeleri sıkmadan yorulmadan takip edip okuyabileceğinizi yazmıştım..

Çocuk eğitimi veya terbiyesi siz hangisini uygun görüyorsanız olabildiğince zor bir alandır..benim için dünyanın en zor şeylerden biridir..
Adem Güneş gerek anlaşılır yazma şekli ile gerek verdiği örnekler ile size bu zor alanda yardımcı olmaktadır..Kitaplarının her zaman faydasını gördüm görmekteyim..okumaya da devam edeceğim kendisini..

Bu güzel insanın pedagog olduğunu kitaplarından anlamanız mümkün olmuyor pek..bir büyük gibi ilim sahibi  biri gibi,sizinle çay içer gibi,seve seve yormadan incitmeden size akıl vermekten çok yardımcı olur gibi hissedeceksiniz..

Annelik Sanatı kitabında yine anneliğimi,evdeki düzenimizi,davranışlarımızı gözden geçirmeme zaman zaman durmama düşünmeme sebep oldu..kitabın nasıl bittiğini anlayamadım..biraz daha kalın olmasını istedim ayrıca..ancak eminim ki bu kadarını sindirmek bile belki aylar belki yıllar sürebilir..

Kitaptan kaleme aldıklarım aşağıdadır ..bu satırları özellikle yazmak istedim ki;belki başka bir yerlerde paylaşılır belki farklı mekanlara aktarılır belki daha çok kişiye ulaşır..



-Şayet çocuk yalnız başına bir odaya atılıyor ve orada tek başına uyumaya alıştırılıyorsa,gözlerini karanlığa açtığında,korkuyla kapatıp annesine olan ihtiyacını ağlayışlarla belli ediyorsa annesi de odasına alışması için bu ağlayışlara karşlık vermiyorsa..

-Ya da çocuğun sevgiye ihtiyaç duyup anne kucağını istediği anlarda,anne ''kucağıma alışmasın'' diye çocuğunu bağrına basmıyorsa..

-İlgiye ihtiyacı olduğu anlarda,çocuk,anne ilgisinden uzaklaştırılıyor ve ''İşim olmasa ilgilenirdim'' bahanesine sığınılıyorsa..

-İşte bu takdirde,çocuğun ruhu korku ve endişeyle şekillenecek,henüz adım attığı dünyada annesine sığınma ihtiyacı bir anlam ifade etmemiş olacak;böylece iç dinamikleri gelişemeyecektir..

-Baba ne kadar güçlü,kuvvetli ne kadar varlıklı ve servet sahibi olursa olsun,anne babayı evin otoritesi olarak kabul etmedikten sonra baba,baba olamaz.

-Eger anne de baba gibi otorite görevine soyunursa ailenin duygu pınarı kapanmış olur.
O takdirde sevgi ve şefkate ihtiyaç duyan çocuk,bu ihtiyacı kimden giderecek?


Altını çizdiklerimden bir kısmını da resimledim..isterseniz her birine tek tek resmin üzerine tıklayarak bakabilirsiniz..



yourimagetitle
Altını Çizdim-1
yourimagetitle
Altını Çizdim-2
yourimagetitle
Altını Çizdim-3

yourimagetitle
Altını Çizdim-4
yourimagetitle
Altını Çizdim-5
yourimagetitle
Altını Çizdim-6

Annelik eğitimi veren ne yazık ki hiç bir yer yok..anneliği tam anlamıyla size öğretecek sizin canınızı yakacak hatalar önleyici hiç bir ilaç yöntem de yokken dünyaya sağlıklı ve güzel bir insan bırakmak,dini anlamda Allah'a kulluk edecek bir can bırakmak işimizi oldukça zorlamaktadır..Cennet ucuz değil işte..buradan dahi anlayabiliriz bunu..
Hiç bir kadın anneliği dört dörtlük yapamaz..nacizane öyle düşünüyorum ..kitapta doğal annelik bölümü var orada bir çok mesaj bir çok ipucu mevcut..ümit vericidir hepsi..

ANNELİK SANATI

Annelik bir sanattır..peki sanat nedir..?

Sanat bir kişinin duyguları ile beceresini birleştirip ortaya yeni bir ürün çıkarmasıdır.


Bunun içini doldurmak..zor..sanatçı olmak kalbimiz ve becerilerimizle yola çıkarak yeni bir ürün çıkarmak(ürün kelimesi çocuğa yakışmaz ama ansiklopedik tanımı bu olduğundan yine bu kelimeyi kullanıyorum)kısaca ortaya kişiliğimizi,birikimlerimizi,neler yaşadım ne anladım,ne algıladım ne eledim ne kaldı avucumda aktarayım eylemidir belki de..ama en güzellerini vermek şartıyla..alıştırma tahtası olarak değil,hayallerimizi çocuğumuz gerçekleştirsin diye değil,bu hiç değil..

Hayallerimizi gerçekleştirebilecek bir tek kişi olabilir ancak..o kişi de tabii ki kendimiziz..hayallerimizin peşinden koşacak olan biziz çocuklarımız değil,onların kendi hayallerii olacaktır..

Daha iyi çocuklar için daha iyi anneler gerek..belki vicdanı daha yumuşak şefkati daha bol anneler gerek..
Yayınım biraz acele ile hazırlandı ..kusuruma bakmayın bu gün çok enteresan bir gün geçiriyorum..

Son olarak kitap içinde geçen ve çok hoşuma giden bir söz ile size veda etmek istiyorum...





Çocuk,çocuktur ve çocuklar annelerini üzerler..






OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

10 Kasım 2015

Benim De Bir Arabam Var ve Ben Onu Sürebiliyorum-Gelişme#1


Evet oluyormuş .
Ama pratik yaparak.
Pratik yapa yapa her gün olmak üzere kısa mesafeleri araba ile gittim ..yanımda sürekli birileri vardı.
Bu bana hem güven verdi hem de bazen stres yaptı.
İyi niyet ile birileri anlattı uzun uzun kaldırıma çok yanaştığımı..
Nasıl stres yapmamam (!)gerektiğini .
Stresime stres katıldı kulaklarımda tıkandı hiç bir tavsiye/öneri/çözümleri duymaz oldum.Böyle oluyorum stres yapınca.

Bir hafta olmuş ilk yayını gireli ..tam bir haftada bugün ilk kez araba ile tek başıma iki çocuk ile üstelik marketten eve gelebildim.

İki kez tek başıma da park ettim bu arada..birincisi markete gitmek için yakın bir park yerine ikincisi de eve geldiğimde bizim park yerine..park yerimiz sıkıntılı bir yerde yandaki araba da son model bir Mercedes olunca kendimi daha çok kısıtlanmış hissediyordum çizer zarar veririm korkusuyla.

Hamdolsun rahat bir şekilde kızlar ile birlikte yola çıktım yol ağzına çıktım caddeyi kontrol edip trafiğe girdim..

Bu ilk yalnız sürüşümden evvel kuzenin kızını okuldan ben aldım bugün tabii yolu bilmediğim için yanımda kuzenim vardı ama bir yandan trafiğin daha yoğun olduğu bir bölgede sürmüş olmam bunun yanısıra daha süratli bir şekilde sürmem gereken bir yola girmiş olmam da hem bir ilk gibi hem de güzel bir deneyimdi..

Hafta boyunca gittiğimiz mesafeler kısaydi belki ama faydasını arabayı bugün tek başıma aldığımda anladım ..

Kısa mesafeler
Trafiğin az olduğu bölgeler.
Mümkünse evin çevresi veya mahalle içinde.
Her gün mutlaka arabaya binilirse ve kullanılırsa sürücü(ben gibileri:sürmek kim ben kim)diye düşünenler için çok faydalı olacağını düşünüyorum.

Mahalle içi sürmek yabancılık çekmemek demek.
Yakın çevrede olmak da aynı şekilde.
Her gün bulunduğum yerler olduğundan bu yerleri araba ile bağdaştirabildim.Bu arabayı hayatıma katma ve ona alışmak demektir.

Hevesim olabildiğince arttı..reflekslerimi daha fazla kullanabiliyorum..park ederken manevralar ilk günlerdeki gibi sıkıntı vermiyor yanımdan geçen büyük araçlara olan korkumu atamadim bir tek dilerim o da zamanla hallolur..

Heyecanlıyım ..arabada dinlemek için parça listeleri oluştururken yakaladım kendimi..

Arabanın içinde neler olmalı yanımda neler bulundurabilirim planlar ve küçük hayaller..

Türk Kahvesi alabilirim pik nik tüpü de olabilir su eksik olmamalı namaz kilabilmek için su geçirmeyen bir kumaş da edinmek lazım kizlar icin giysi alabilirim yedek vs gibi küçük planlar küçük hayaller..

Önümüzdeki günler daha iyi olmayı ümit ediyorum..

Evet araba ve ben..Bu iki kelimeyi bir cümlede kullanmayan ben artık araba sürebiliyorum diyebilirim..

Bu gerçeği benimsemek bu yeniliği hayatıma katmak ve bir çok sürücülerin dile getirdiği:Araba sürmek bir özgürlük türüdür düşüncesini ve görüşünü bizzat yaşamak istiyorum ..her ne kadar özgürlük arayışı içinde olmasam da istediğim yere gidebilmek alışveriş poşetlerini elde taşımadan eve getirmek bile bunu yapmam için güzel bir sebeptir.

Hadi bakalım ..
Kemer bağla,koltuğu ayarla,aynaları kontrol et,debriyaj ve frene aynı anda bas arabayi çalıştır vites gir el frenini indir ve bismillah...


OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

8 Kasım 2015

Patatesli Pişi/Ev Halkını Kovma Taktiği/Ev Perişan Halim Yaman



Şu Almanya'ya geleli neleri öğrenmek zorunda kaldım,gurbet mi büyütür insanı yoksa şartlar mı bilinmez ama anne olunca çok şey değişir insanın hayatında.Hazır olarak yediklerinin bir çoğunu bizzat kendin yapmak da bunlardan biridir işte :)


Şefkatli yumuşak ışınlarını,hareketli ve heeeer daim gürültülü evimize indiren güneşli bir günden merhaba!
Hava miiiiis evim çok pis!..ciddi anlamda evim pis..


Bir bardak koyacak yer bulana ödül var!..evim dergilerden çıkmış gibi değil bu resim onun kanıtı..asla mükemmel değilim bu da onun kanıtı..belki ekrana farklı yansıyor hayatlarımız..sebebi ise hayatımızın en doğal halini bilinçli olarak gizlememizdir..ama bu davranış bir çok insanın üzülmesine kendini kıyaslamasına ve nihayetinde hayatından memnun olmamasına sebebiyet veriyor..kendimden bilirim..bunasebebiyet veren hesabını da verir vebali de var cezası da var..üzmeyelim insanları..nasılsak öyle olalım,insanlığımızı gizlemek insanlığımızı alır.

Bakın işte..Yağlı Boya'nın mutfağı..
En doğal haliyle üstelik..yani perişan..

Günlerden bir gün mutfağımın bize teslim olmuş hali..bu görüntü herşeyi anlatıyor..hareket berekettir evet ama bunun yanı sıra hareket bulaşıktır,tozdur,karmaşadır,çamaşırdır,isyandır veya tam tersi sal suya gitsin halidir..suya saldıklarım da intikam alıyor elbette zamanla..bu ev çok pis hava çok çok mis dediğim gibi ve mutlaka ama mutlaka bu gün bu ev pis kalmayıp temiz olmalı!..


 Oyunların sonu gelmez,yeri mekanı asla tahmin edilmez..her yerde oyanınır her yer itina ile dağıtılır..oyuna müsaittir..sahiplenilir ve oyunun tadına varılır..hal böyle olunca bu canları rüşvet ile evden atmak lazım..kibarca yani :) bu bir taktiktir..aşağıda da çok sevdiğim bir lezzeti paylaşarak rüşvetlerin en güzelini vererek ev halkını sokağa atma yöntemini paylaşmaktayım..


Patatesli pişi..ama nasıl lezzetli..ve evet biraz zahmetli..yapıyorum ama çünkü seviyorum ve evdekiler de seviyor ..tavsiye ediyorum..Pazar günleri ev hanımları pek iş yapmak istemez bilirim ama mutlaka pazar günleri kahvaltıda farklı bir şey olsun isterler dimi..bu güzel bir tariftir..evet dediğim gibi zahmetli ama güzeldir yine de..


MALZEMELER ŞÖYLE:


Hamuru için :

1 paket yaş maya
75 gram eritilmiş tereyağ
Yarım çay bardağı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı kakule (toz halinde )
250 ml ılık su
1 adet yumurta
4 buçuktan biraz fazla un

Hamur malzemeleri:Hacer Eraslan hanımefendiye aittir.Tarif çok başarılı bir çok yerde kullandığım olmuştur,ayrıca favorimdir.

İÇ MALZEMESİ ŞÖYLE:

4 adet orta boy patates(haşlanmış vaziyette)
Yarım çay kaşığı pul biber
1 çorba kaşığı domates salçası
1 çay kaşığı kuru nane
1 çay kaşığı kekik
1 çay kaşığı tuz
1 soğan
Arzuya göre beyaz peynir veya kaşar peyniri veya her ikisi(zevkinize veya evdeki malzemeye göre)

İçi bana aittir.

HAMURUN YAPILIŞI:

Yoğurma kabın içine su, şeker ve maya konup maya eritilir. Un hariç diğer malzemelerde eklenip karıştırılır. Un yavaş yavaş ilave edilip, yumuşak bir hamur elde edilir. Üzerine bir bez örtüp 20 dakika mayalanır.


İÇİN YAPILIŞI:

Soğanı pembeleşinceye dek kavurun ardından salçayı ekleyin ocağın altını kısarak yarım kahve fincanı su ekleyin..ardından baharatları ekleyin.
Patatesleri rendenin kalın tarafından rendeleyin..salçalı karışımı patateslere ilave edin.
Bu kadar.

ŞEKİLLENDİRME VE SON AŞAMA:

Hamurdan yumurta büyüklüğünde parçalar alarak yuvarlayın..küçük bir merdave yardımı ile çay fincanı tabağı şeklini vererek hamurun ortasına içinde koyarak hamuru kapatın...
Bir yandan kızarmış yağın içine hamurlarımızı kızartalım diğer yandan da yeni hamurlar şekillendirip malzemeyi bu şekilde bittirelim.


Havlu kağıta alalım pişileri..ardından da sofraya sunalım..mis!
Yanında kaşar peyniri çok yakışıyor..veya sevdiğiniz ne varsa..
Aileniz yakışır,sevginiz yakışır..katınve sunun...ardından heeeeerkes evden gidince keyif çayınızı içebilirsiniz veya benim gibi kolları sıvayıp bir yandan da Sezen Aksu'yu son sese yakın açıp belki Firuze belki Arka sokaklarda diyerek temizliğe girişin..
Kolay gelsin..afiyet olsun..
Ev bekliyor..Sezen bekliyor..

velahamdülillahi rabbilalemin..

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

6 Kasım 2015

Film Gecesi:En İyi Teklif/The Best Offer


THE BEST OFFER-EN İYİ TEKLİF

Geçen hafta tam da film izlemek istediğim bir anda karşıma çıktı bu film..Yunan kanalında izledim altyazılı olarak..böylece olabildiğince sessiz izledim..pek keyifliydi..ekranın başından ayrılamadım..

Film hakkında düşüncelerim ise bu şekilde:

Yüzünü göstermek istemeyen agorafobi hastalığı olan genç güzel bir bayan..duvar arkasından konuşma faslı ve yavaş yavaş gizemin artışı..

Duygular para paralar duygular ile içiçe..İnsanoğlu para için herşeyi herşeyi de para için verebilir göze alabilir..kanıtı ..daha fazla söz filmi de bozar senaryoya da kurgusuna da ihanet olur.

Gizemli bir o kadar da heyecan verici..sakin bir o kadar da merak uyandıran .
Film kelimesinin içini dolduran bunlar sadece filmlerde olur ama acaba gerçek hayatta da yaşanır mi ki diye düşündüren türden ..
Yönetmenin ustalığı önplanda,izleyiciyi kendine bırakmadan nefessiz izletiyor filmi..

Uzun zaman film izlemeyeni de etkiler sık sık film izleyeni de..sanat bol miktarda..Aşk dozunda ..Filmin en önemli malzemesi oysa..sanat kadar güzel bir tablo kadar büyüleyici bir kadın ve kalbini hiç bir kadına kaptiramayacak kadar akıllı ve ukala orta yaşlı zengin bir adam.

Güzel işlenmiş en zor izleyiciyi dahi tatmin edecek yapıya sahip bir film..tarzı olmayanların dahi sonuna kadar izleyeceği bir film.Favorim oldu diyebilirim,daha ilk dakikalarda üstelik.Bu bir başarıdır..bu gece film izlemek isteyenlere şiddetle tavsiye ederim..filmin sonuna doğru çok az müstehcen sahneler var,hatırlardan anılardan kesit görevini görmekte..bundan dolayıyanınızda çocuk olmadan izlemelisiniz..

Fragman

En iyi teklif:Fragman...izlenebilecek en iyi filmlerden,izleyecek olanlara iyi seyirler..

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

Kadraj:Sonbahar/Sarı Sapsarı Yapraklar


Aç çalsın bir yandan-güzel bir sonbahar müzik/videosu


Hırsızlık yaptım..Sonbahardan çok şey çaldım..haberi yok
Dökülen yaprakları ganimet bildim,attı nasılsa diye içime aldım hepsini,gizledim her acımı her bir yaprağın altına..kimse bilmiyor..ve hapsettim onları zamanın donduğu bir anda..



Dışarıya her çıkışımda yaprakların hücmüne sonbaharın ''İlla İlla Beni Gör''deyişlerine maruz kalıyorum..sevemeden göremeden edemiyorum..telefon veya makine hangisi yanımdaysa resmini çekiyorum..poz ver bana..



Yaşanmışlık ve yaşamı yansıtan karelere dayanamıyorum..güzel insanlar bu evlerde yaşarlar..Şu çamaşırlar şu çanaklar estetik değil biliyorum ama burada hayat var diyecek başka ne olabilir?..


Kahvemi alıp henüz dahabuharı gitmemişken sıcak sıcak içebileceğim bir köşecik keşfettim..bunalınca buraya atıyorum kendimi,çoğu zaman çocuklarla..
Ne olurdu yanımda olsaydın..yakın bir yerlerde kalsaydın..arasaydım sen çıkgeldeseydim..sonbahar dışarıda biz yanyana.
Seviyorsun kendini biliyorum,en çok kendini herşeyden daha başka,ben de öyle ama..seviyorum seni herşeyden daha başka..




Koşmayı seviyorum..her hafta koşmak için plan yapıyorum,henüz koşmuş değilim..koşanları izliyorum gıpta ediyorum ve yineliyorum:Bu hafta koşmaya başlayacağım..


Çok ayrı düşenler var etrafta..hem ağacından hem hemcinsinden ayrı..çifte ayrılık....



Kaldırımlar böyle..filmlerdeki gibi değil,hayattaki gibi..basamıyorsun yapraklara..ayakkabının ucuna alıyorsun alabildiklerini ve kısa bir süreliğine dahi olsa onlarla yürüyorsun..




Belli değil nasıl yaşadığımız 
Boşuna dönüyor yel değirmeni 
Düşünceler yorgun, hayaller yalnız 
Bu mevsim, bu mevsim ağlatır beni 
Mum aleviyle söndü varlığımız 
Şu hava bambaşka, şu koku yeni 
Bu mevsim, bu mevsim ağlatır beni 

Ümit Yaşar Oğuzcan


Yeşil ördek inmiş suya..



Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; 
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler. 
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; 
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.


Necip Fazıl Kısakürek








Vefasız..


Sisli günler olur veya geceler..çıkmak için can atıyorum..hem sis hep sonbahar hem sarı sarı yapraklar..kulakta bir şeyler olsun çalan elimde kahvem duman duman..
Eh işte..o şimdilik biraz zor..biraz ulaşılmaz birhayal gibi ama hayali bile güzel..kurdum,mutlu oldum..


OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ: