29 Ekim 2015

Güvercin



Bir güvercin konmuş cami şadırvanına..ipeksi boynu güneşten aldığı ışıkla pırıl pırıl, bir aşağı bir yukarı inip çıkmakta..
Suyun yansımaları birleşiyor boynundaki ışınlarla..yansıyor suya güvercinin boynu,güvercinin gözleri,yansıyor suya güvercinin gagasını suya dalıp çıkarışı..
Su içiyor güvercin..etrafı kalabalık,taşkın bir kalabalıktan ibaret.
Görmüyor güvercin,görse de aldırmıyor yani biliyor ki yalnız değil ama susamıştır..güvercin bozmadan istifini bakışını sudan ayırmadan aldırmadan gelip geçenlere devam ediyor suyu içmeye..

Güvercin gizliyor asılında yaptığı işi çünkü güvercin;suyun üzerindeki güneşi içmektedir budur asıl niyeti..içtikçe yudum yudum içiyor ışığı,içiyor güvercin güneşi ..

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

24 Ekim 2015

Saçımın Dökülmesi Nasıl Durdu?

DİKKAT:BU YAZI REKLAM ÜRÜNÜ DEĞİLDİR!

Bu yayını pazartesi hazırlamayı düşünüyordum aslında..ama bazı şeyler beklememeli..Saçı dökülen birini düşünün veya şöyle diyeyim..sizin hiç saçınız döküldü mü?
Ciddi bir dökülmeden bahsediyorum..mevsimlik veya bir ürünün yan etkisi olarak meydana gelen bir saç dökülmesi değil..
Saçınızı yıkama isteğini hatta suya dokunma fikrinin dahi kabus olduğu bir saç dökülmesinden bahsediyorum..dertsiz kul yok dünyada..uzun zaman saçlarım döküldü uzun zamandır bir çaresini aradım durdum.Sonuç,sıfır.
Bitkisel kürler,eczaneden alınan ilaçlar vs hiç biri fayda etmedi..Saç diye bir şeyler vardı artık bende de ama açılabilecek taranabilecek türden bir şey değildi..
Normaldi bu yaşadığım..aylar süren stres yıllar süren bir bekleyişin ve gel gitlerin meyvesiydi eh bir de arada bebeğim de olunca saçlarım iyice beni terk etmeye karar vermişti..Giriş uzun gelebilir size hatta okumadan ÇARE NEDİR hadi anlatsana dediğinizi hissediyorum..



Çare resimde gördüğünüz kürdü sevgili okuyucularım..kuaför tavsiyesi üzerine eşimin eve getirdiği bu ürünü kullandığım ilk gece pek de ümitli değildim sonuç beklemiyordum açıkçası..Saçlarımın dökülmesi durmayacak diye o kadar inandırmıştım ki kendimi bu duruma alışmaya zorluyordum kendimi.Ama saçsız kadın olur mu hiç?..hem de daha henüz kırk yaşına girmeden!..çok acı verici bir çok sevinçten bir çok günlük alışkanlıklardan soğutuyor insanı..
Resimde gördüğünüz ürünlerin meyvelerini daha ilk kullanımda gördüm.Evet faydasını gördüm.
Kullanımın ardından elimi saçlarıma attığımda elime artık saç telleri gelmiyordu yani dökülme durmuştu,daha ilk kullanımda..faydası olacak gibi demiştim ama hala endişelerim vardı..


Evin her yerinde saç tellerim,mutfakta bile buzdolabında bile saç telime rastadığım oluyordu..insanı hele bir bayanı acıtan inciten bir durum bu,çok yaşadım nasıl bir duygu olduğunu biliyorum,çaresizlik gibi bir şey.
Saçlar dökülüyor ve sen bunu önleyemiyorsun,kendini yıkamayı dahi göze alamıyorsun,saçlarındaki açılmayı gördükçe moralin bozuluyor başını sürekli bağlamak zorunda kalıyorsun sabah yatağından kalkınca yatağından saç tellerini toplamak zorunda kalıyorsun.Dökülen bir daha geri gelmiyor üstelik bunu bile bile saçlarını çöpe atıyorsun!
Ağlıyorsun küvette biriken saçlarına bakınca,göz yaşı dökemeden ağlıyorsun..elinle toplayıp istemeye istemeye atıyorsun..ve azalıyor ve azalıyor..

Atmıyorum artık ve saçlarımın güçlendiğini görebiliyorum tabi yıkama esnasında yine hafif bir dökülme meydana geliyor ama eskiden döküldüğü gibi değil biraz da mevsimden olabilir veya henüz kullanım süresi tamamlanmadığındandır diyorum.Çok faydasını gördüm,benim gibi saç dökülme sorunu olana şiddetle tavsiye ediyorum..Saçlarımın ön kısmı iyice açılmıştı ..henüz 1.5 aydır kullanıyorum bu ürünü..boşalan ön taraf var ya,yeni saç ile doldu..büyük bir huzur ve büyük bir mutluluk..banyodan çıkıyorum saçlarımı kurutuyorum düzleştiriyorum hatta zamanı gelince boyuyorum(gördüğünüz ürün boyalı saçlar için olanıdır)..
Maliyeti biraz yüksek gelebilir,set 3 adet üründen (sampuan-saç kremi-dolgunşlaştırıcı köpük)'ten oluşuyor devamında da saçı nemli halde iken kendisine tamamen vurulduğum muhteşem serum geliyor..

Ürünler hakkında internette biraz araştırma yaptım,kullananların düşüncelerini görüşlerini okudum..şahsen bu ürünleri kullanmanızı denemenizi önerebilirim..ürünler indirime girmiş buradan inceleyebilirsiniz:LOREA'L SERIOXYL 

Maliyeti biraz yüksek gelebilir eşim indirimsiz fiyatla almıştı ama değer..,set 4 adet üründen (sampuan-saç kremi-dolgunşlaştırıcı köpük)'ten oluşuyor devamında da saçı nemli halde iken kendisine tamamen vurulduğum muhteşem serum geliyor..

Dilerim faydalanırsınız dilerim saçı dökülen bir insana bile şu anda hissettiğim gibi hissetmesine rahatlamasına vesile olurum..

Güzel geçsin gününüz..

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

23 Ekim 2015

Bu Bir Lezzet Sırrıdır


Kıymalı kır pidesini severek yiyoruz..oldukça da güzeldir...ilk deneyip sofraya koyduğum günden beri evde pişen yemeklerin favorilerinden oldu diyebilirim..ve zaman geçtikçe el alıştı..örneğin ilk yaptığım gün mutfak un içinde olmuştu dünyanın bulaşığı çıkmıştı..bu nasıl bir şeydir yaa bir pide için bu kadar zahmet bu kadar eziyet çekilir mi demiştim :)
Tabii ki el pek yatkın değildi..ama zamanla yapa yapa bu tarifin hem zahmeti azaldı hem de tadı gitgide düzeldi..
Tarifini kaç kişiye verdiğimi hatırlamıyorum..ancaaak çakallık yapmışım farkında olmadan ;) tarifi verdim vermesine lakin her seferinde bilerek bir malzemeyi vermekten çekindim..sır değildi ama çekinmiştim vermeye..oysa ne zaman kır pidesi yapsam ben bu malzemeyi koymadan edemiyordum,tadı bi başka güzel oluyordu çünkü!


Bahçede yetiştirilen biberler renk renk boy boy yamuk yamuk olurdu bazen..ve bunların taze oluşları bir şekilde onları kullanmaya nerdeyse mecbur ediyordu beni..elimdeki kızartma olmaz dolması yapılmaz tüm biberleri alıp rondoya koyup bir güzel çektim..elde ettiğim yeşil püreyi kır pidesinin kıymasına kattım..


Lezzet patlaması oldu desem yeridir..pidelerime doyum olmadı..o günden bu yana ne zaman elimde biber olsa boyu rengi fark etmeden rondoda çekilir dondurulur veya kullanılmak üzere dolaba alınır..


Böylece biberler değil istenmeyen mutlaka olması gereken bir malzeme oldu evimizde..kıymalı iç kullandığım bir çok yemeğe ne zaman kattıysam lezzeti bir başka olmuştur..


İmam bayıldı,fırında beşamelli kıymalı sebze,fırında kıymalı makarna gibi bir çok yemekte kullanıyorum..bir kısmını yakın zaman içinde kullanmak üzerebuz dolabına,miktarı fazlaysa donduruyorum..


Biber deyip geçmeyelim..geçmeyin ;)
Bu yeşil püre var ya..yemeğe katılınca ellerini yersin :)


OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

21 Ekim 2015

Tasarım Sever Tasarım Öneririm - matbuu.com


Güzel anılarım güzel günlerim ve bunların yanısıra güzel çalışmalarım var ;)
Tasarım ile ilgili titizliğimi az çok fark etmişsinizdir bunun yanısıra yaptıklarım dışında benimle aynı alanda olan veya ilgi alanıma giren tasarım ile ilgili tasarımlar ilgimi çeker zaman zaman ilham sebebim olmuştur .

Sizinle çok güzel bir site paylaşmak istiyorum ..Burada bir çok ürün var bir çok yeni fikir bir çok kolaylik bir çok özel anlarımızı bir anlamda hapsedip canlı tutacak binlerce fikir var..

Tasarım meraklısı iseniz (benim gibi)kendi çalışmalarınızı veya arzu edilen görseli kullanarak cici kahve kupaları şirin anahtarlıklar masa saatleri mousepad'lar gibi günlük olarak elinizin altında sizin seçtiğiniz yani bir bakıma özelleştirilmiş  objeler tasarlayabilirsiniz.

Evimde kullanmak üzere veya hediye edilmek üzere bir çok şeyi özenle seçmek istiyorum..küçücük bir şey olsa bile farklı olmasını istiyorum..bazen hızlı yaşam buna izin vermiyor bu durumda iki tık ile hazırlayabilleceğim kısa sürede elime ulaşacak çözümler isterim..bahsettiğim sitede hediyelik de var daha kurumsal ihtiyaçlar için çözümler var.

Takvim,broşür,kartvizit gibi isterseniz kendi el emeğiniz ve zevkinize göre bir çok ürün üretebilirsiniz..

Çok sevdim!


Göz atmanızı öneririm zira ürünler ve sayısız seçimleri bu siteyi favori sitelerimiz arasına katmaya yetiyor.

Bookmark mutlaka ;)

Tasarımı sever biri olarak ve tasarım hayatımın bir parçası olduğu için bu yeteneğimi daha geniş kitlelere ulaştırmada da bana imkan veriyor..yani matbuu.com bana bir mağaza açma imkanı dahi veriyor..ilk firsatta bu guzel hizmetten de faydalanmak istiyorum..

Mutlaka ziyaret edin..

Siteyi incelediğimde oturma odam için istediğim resmi tablo yapabileceğimi de görünce hele fiyatları da inceleyince çok sevdiğim tablonun karşımda durduğunu nerdeyse görür gibiyim :)




OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

15 Ekim 2015

Yorumlara YANITLA Ozelligi Nasil Eklenir?

Selamunaleykum sevgili dostlarim..BLOG TASARIM kategorisinden zaman içerisinden bir çok resmin hesabımdan silinmesi sonucu bir çok yayıngörsel içermemekteydi..bir çok kişi bu yayınlardan faydalanamıyordu haliyle..yavaş yavaş tüm görselleri yeni resimler ile düzenlenecektir.

Mailime gelen bir soruyu gorsel olarak yayinlamak istiyorum bugun eminim bir cogumuz bu sorunla karsilasmistir..dilerim istifade eder faydalanirsiniz..
Konumuz yorumlarin YANITLA seceneginin her blogda olmamasi..
Yorumlarin konumu itibariyle meydana gelen bir haldir bu..cok nadiren de sablondaki aksakliklar veya hatalar olasi kaymalar yuzunden YANITLA butonu goruntulenmiyor hatta bazen goruntuleniyor olmasina ragmen calismiyor olabilir..
Insallah asagida yorumlama seceneklerini nasil degistirebilir yorum kutusunun konumlanmadirilmasiyla yanitla seceneginin nasil aktif hale ve gorunuyor olabilecegini izah etmeye calisacagim..
Postlarindaki yayinlara yanit yazamayanlar dikkat :)




1:Bir kac adimda hemen ayarlanabilir hemen cozulebilir bir durumdur YANITLA secenegi..evvela KUMANDA PANELImizden AYARLAR diyelim..


2:Ayarlar'a gelindiginde YAYINLAR VE YORUMLAR diyelim..


3:Karsimiza yukaridaki gorseldeki gibi secenekler belirecektir..Yanitla butonu olmayanlarin muhtemelen isaretlenmis olan secenegi ACILIR PENCEREDIR biz bunu YERLESIK yapalim..


4:Boylece yukaridaki goruntude oldugu gibiblogunuzda yorumları yanıtlama ozelligi eklenmiş yani aktif hale gelmiş olacaktir.



Bu kolay ayarin ardindan siz de yorumlariniza yanit verebilir okuyucularinizla bizzat sohbet etme veya sorularini cevaplama kolayligina erisebilirsiniz canlarim..

Dilerim istifade edersiniz..

Sevgilerimle..

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

13 Ekim 2015

Blog Tasarım-Kendin yap:Ortalama Kodları

Zaman zaman blogumuzda yeri gözümüzde pek hoş durmayan detaylar olur..Kayıt başlığı,kenar başlıkları gibi özellikleri ortalamak için kodlardan yardım alabilir görsel olarak pek  fark edilmese de bu küçücük değişiklikler blogumuzu daha profesyonel gösterebilir..
Aşağıda yer alan bir çok koddan faydalanabilirsiniz dostlar..

ÖNEMLİ NOT:Blogger CSS bölümünden eklenen kodlar çalışma süresi boyunca kaldırılabilir,harici hazır şablon kullanan ve kodları b:skin bölümüne ekleyecek olan arkadaşlar ŞABLONLARINI YEDEKLEMEYİ lütfen ihmal etmesinler..

BLOGGER HAZIR ŞABLON KULLANANLAR İÇİN:


İlgili kodları KUMANDA PANELİ>YERLEŞİM>Şablon tasarımcısı>CSS Ekle bölümüne ilgili kodu yapıştırarak kod aktif hale gelebilmektedir.


BLOGGER HARİCİ ŞABLON KULLANANLAR İÇİN ŞABLON KODLARINDAN ]]></b:skin> KODUNU ARATARAK BU KODUN TAM ÜSTÜNE İLGİLİ ORTALAMA KODUNU EKLEYEBİLİRLER.




ANA BAŞLIK(header)RESMİNİ ORTALAMA KODU

#header-inner img {margin: 0 auto;}


BLOG BAŞLIĞI ve BLOG TANIMINI ORTALAMA KODU

#header-inner {text-align: center;}


YAYINBAŞLIĞINI ORTALAMA KODU

.post-title {text-align:center;}


YAYIN TARİHİNİ ORTALAMA KODU

.date-header {text-align:center;}


KENAR EKLENTİ BAŞLIKLARINI ORTALAMA KODU

.section-columns h2, #sidebar-right-1 h2, #sidebar-left-1 {text-align: center;}

KENAR EKLENTİLERİ ORTALAMA KODU(tümünü)

.main-inner .column-left-inner, .main-inner .column-right-inner {text-align: center;}

MENÜ (tabs-sayfalar)ORTALAMA KODU

.PageList {text-align:center !important;}
.PageList li {display:inline !important; float:none !important;}

YAYIN ALT BÖLÜM ORTALAMA KODU(yorumlar-sosyal paylaşım butonları vs..)

.post-footer {
text-align: center;
}


Daha fazla bilgi veya yardım için yorum kutusunu kullanabilirsiniz..Konu ile ilgili olmayan sorularınızı SORU SOR bölümüne iletebilirsiniz..

Sevgilerimle ;)

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

12 Ekim 2015

Gece yazıları-Kaç para?


Saat 23:28
Zarardayım.

Görünmeyen duvarlar içinde insanlar.
Bugün birinden duydum,kendi kulaklarımla duydum.
Dünya için deli gibi koşuyoruz,dedi.

Her an dolu her an bir mesguliyet her an bir hareket her an bir gelişme.

Dünya için koşuyoruz.
Ben koşmak istemiyorum blog.

Çok basit şeyleri arzuluyor ruhum mesela mesela avucumu açıp şu pis pis yağan yağmur damlalarını an be an izlemek istiyorum.
Bana dokunduklari anı görmek istiyorum.
Baştan sona bir film izlemek istiyorum belki de sonunda biraz ağlamak istiyorum ama filmden dolayı içimde kalanlardan veya benimle olmayanlardan dolayi değil .
Sonra?

Sonra müziği son ses açıp Chopin'in Waltz'ını dinlemek istiyorum.
Topuklu ayakkabı giyip o topuklarin sesini duymak istiyorum.
Rüzgar saçıma dokunsun her saç telimin içinden geçen rüzgarın sesini duymak istiyorum.
Arkadaşım arasın bana mutlu bir haber verip mutlu olduğu icin ben de mutlu olmak istiyorum
Nehir dibimde,koca yaz boyunca bir sabah bile çok erken saatlerde henüz daha nehrin üzerinden dağılmamis sisi göremedim onu görmek istiyorum.
Pencere arkasından değil,sisin içinde nehrin kıyısında o manzaranın gizemli ve genelde melankolik takılan kadını yani gibi yani oyle gibi bir parçası gibi olmak istiyorum.

Bunların ücreti nedir?
Kaç para eder bunlar?
Toprağa çıplak ayak ile basmak kaç para,yağmurda islanmak kaç para,rüzgara dokunmak kaç para,kaç para eder bir sabah ve kaç para eder sessizlik?

An kaç para eder?
Ya çok ucuz olduğu için önemsemedim,ya da çok pahalı ücretini veremedim..

İstediğim kadar sallayamadım kızımı .
Salıncak hep bahçede asılı.
Bu alışma ve sindirme süreci bir an evvel geçsin istiyorum.

Derin bir nefes alayım yutayım her şeyi alışmış olayım bu evin kapısını özlemle açayım özlemle gireyim yağmurdan kaçıp ona sığınayim..

Kaç para bunlar?
Parayla mı bunlar..
Parayla değil işte bunlar..

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

9 Ekim 2015

Mutlu Ev Mutlu Gün Mutluluk Gel


Nerdeyse eminim,her kadın bunu yapar.
Banyoya her girişte onu kullansam veya sadece abdest almak için girsem mutlaka bir yerleri silerim.Küçücük bile olsa bir düzeltme bir temizlik yapiyorum.Banyonuz bizim banyo kadar hareketli bir yer ise gereklidir bile bunu yapmak diyebilirim.Ayağımla yerdeki halıları düzeltirim,dış fircalarini yerine koyarım veya açık kalan dış macununun kapağını kapatırım havlular temiz mi koklarim sağ taraftaki abdest için sol taraftaki genel kullanım için mor renkli olan Bahar kızın ve Zeynep bebeğin havlusudur kimse kullanmaz onları.

Böyle küçük işler kimse görmez kimse bilmez diye düşünüyorum ama kadın yanımız rahat etmiyor her banyoya girişimizde bazen çöp poşeti ile çıkarım,bazen tuvalet kağıdı ile küvetin etrafını ya da ayna dolabının raflarini pencere kenarındaki tozları silerim.

Aslında konu banyodaki ekspres temizlik seansalari değildi ..misafirim gelecek bu gün,uzaktan misafir ve bizim için önem taşıyan insanlar.

Eşimin annesi babası ..önceden annem babam gelmişti bu sefer eşimin anne babası gelecek.

Her ne kadar kısmen bile olsa yaşadıklarımızı anlatmış olsak bile bizi görmeye geldiklerinde her şeyin yerinde ve guzel ama bir o kadar da dogal olmasını istiyoruz.Onlar gelecek diye bir yerleri göstermemek bir şeyleri gizlemek yok.

Var mı bir eksiğimiz yatak yorgan yastıklar yeterli mi herkes için.Önemli olan bunlardir.
Nerde yatirirsak daha rahat edip bizim günlük hızlı tempomuza engel hissetmeyecekler ve tam ortasında kalmayacaklar bu karmaşanın.

Ne yemek yapsam?
Yanına tatlı da yapsam mi hangi tatlı ?
Makine bulasik dolu kahvaltıdan kalanlar yıkanmalı bir de.
 Ekmek yeterli mi ekmek alalım mi kızlar ne giyecek o elbiseye uygun temiz çorap var mı ütü nerdeydi saat kaç oldu namaz gitmesin vakit daraldı mi ne kadar zamanımız var  çıkarken çöpleri at ayakkabıları düzelt kapı önü kalabalık olmasın rahat geçsin valizler ..

Bebeği nereye koysam nereye biraksam ki kapıdan girer girmez bebeği görsünler?nerdeyse yedi ayını dolduracak altı adet dişi çıktı yerde suruklenip ilerliyor ne kadar büyüdüğünü görsünler bebek onları uzaktan görsün o görüntü tüm ayrıntıları ile hafızasında kalsın kazınsın daimi olsun unutulmasin.

Çalsın zil sonra,sonra mutfağa gidilsin son kez yemeğe bakma bahanesi acaba nasıl olmuş koltuk örtülerini duzeltmedik oraları kalsın olduğu gibi kalsin evimiz,ev biz koksun temizlik yapmadık normal her günkü gibi topladık eşyaları makinedeki çamaşırları astık çiçeklerim var o yeter..çiçeklerimi görsünler istiyorum nasıl güzeller nasıl başka yerde de toprak olunca yetişir hayat yol alır bilsinler istiyorum.

Bizi de iyi görsünler ne çektik bilmesinler eksiklerimizi bilmesinler özlemine bunlar eklenmesin kimsenin kapı açılsın anne gelsin ışık saçsın baba gelsin umut saçsın bebek babanneyi dedeyi,babanne dede bebeği görsün kan dokunsun kan ısınsın can yatışsın sancı azalsın sofra kurulsun yemek yensin gözler birbirini görsün tekrar hatirlansin tekrar yaşasın yaşansın. .Aile ev kan bağları can bağları Allah bağları yuva yemek yürek ..

Heyecanlıyım ..
Bekliyorum..

..velhamdulillahi rabbil alemin .

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

Sonbaharın Bir Cuma Günü


Yeşil sarı ve kahve,ağaç ve dalı,mavi ve göğü..seması ve bulutu,kuşu ve rüzgarı her an O'nu tesbih ediyor..baktım ve bakınca gördüm ki:


Yeşilken sararmak solmak da var..birilerinden sonra ayrılmak da birilerinden önce gitmek de var bu dünyada..




Topluluk içinde bir bütünün parçası olmak da var tek başına habersizce yok olmak da..bütünlüğün bir parçası giderse bütün ne kadar bütündür artık?


Ağaç yaprağını döktüğü ve hafiflediği sürece yaprak ne kadar yaprak,ağaç ne derece azalmıştır..ne derece uzaklaşmıştır ağaç olmaktan..


Yapısı,kimyası,yaradılışı gereği bir yerlerden bir yerlere gidenleri gördüm..nerden biliyor ayakları bir arada salisiye farkı ve aralığı ile hareket ettirmeyi,nerden biliyor yönünü,nerden biliyor yiyeceğinin nerde olduğunu,nasıl buluyor onu?
Koysan bu tırtılı alıp başka bir alana,bir süre sonra gitsen yanına bulabilecek misin onu bıraktığın noktada?
Düşün..
Bulup yönünü gidecek..bulup yönünü uzaklaşacak..ve bunu ona kim nasıl ilham ediyor gördüm..



Yaprak bilir mi yeşilliğini,kırmızılığını fark eder mi?..bilir mi sıraya girmeyi,sırası gelince dalı terk etmeyi..?
Bu kusursuz ayarlar,bu muhteşem senfonide hiç biri abes iş yapmadan ahenk içinde yaratılıyor,yaşıyor ve ölüyor gelince zamanı..
Kimilerini gözler görür,görenlerin güzelleştirir anını..kimilerini göz görmeden yok olup giderler..hiç fark edilmeden çürüyüp kaybolurlar..



Amaç nedir..neden kimsenin görmeyeceği bir şeyi yaratır Allah deme..o uzak dağlardaki kardelen ve dağın ince pırıltılı kar tanesi insan gözüyle karşılaşmadan yok olup eriyor gidiyor..
Gidinceye dek de tesbih ediyor Rabbini..kimsenin onayını,kimsenin takdirini ummadan gözetmeden..


Hakkını verelim her canlının,her yaprağın gözlerimize ilişen her canlının..görevi var yolu var ilmi var..tüm bunları veren biri var..

"Peygamberlerden birini bir karınca ısırdı. O da (öfkelenerek) karıncanın yuvasının yakılmasını emretti ve yakıldı, Allah Teala Hazretleri ona şöyle vahyetti: "Seni bir karınca ısırmışken, sen tesbih eden bir ümmeti yaktın."

HAYIRLI CUMALAR..

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

8 Ekim 2015

Senden Özür Diliyorum Blog-Çünkü Güzel İnsanlar Var


Merhaba blog.
Seni ihmal ettim yine,ihmal etmekle kalmadım büyük denecek kötülükler ettim sana,alınma.
Senden çok kendime ettim.
Ettiğini de bulur insan,buldum.
Önce sana seslenmek ve sana yazmak istiyorum.
Önce sen ve ben.
Başladığımız yerden,yol aldığımız yerden ve vardığımız noktaya değineceğim.Bunu birileri okur belki,okuyacaktır ama sana çok emeğim geçtiği için evvela seninle konuşmak istiyorum.
Sevgili blog.
Sen ve ben biriz,ayrı olamadık ayrı kalamadık..daha bir kaç hafta evvel seni yok etmek istedim,evet yine.
Seni sildim tüm sosyal hesapları kapattım.Sana çıkan tüm yolları kapattım tüm köprüleri yıkmak istedim kısaca.
Seni kapattım ve hayatıma sensiz devam etme kararını aldım sandım.
Sandım.
Çünkü bu senin silinme süresi boyunca benim kafada çok şey değişti ve bir çok şeyi gözden geçirdim.
Önce kendimi ve ne istediğimi vs gibi şeyler düşündüm.O gün kendimi ciddiye seni hafife almıştım,nihayetinde seni silmiştim sen artık yoktun.
Hodri meydan istediğim gibi ölçtüm biçtim kısaca.
Ardından senle beraber gelenleri,gidenleri kısaca seninle beraberken kazandıklarımı ve kaybettiklerimi düşünmeye geldi sıra,sırada bu varmış demek ki,düşündüm bunları da.
Sonra sessizlik oldu blog.
Büyük sessizlik,kafayı patlatan türden.
Kalp sessizliği.
Seni silmiştim sensiz devam etmeye karar vermiştim bi güzel gitmiştim,aferin bile dedim bana.
Kızma.
Ama sen kızdın blog.
Sen kızdın ve görüyorum ki benden intikam bile almaya başladın..alma blog alma.
Sen benim eserimsin sonuçta bak kitaplara yazarlarından intikam alıyorlar mı,bak resimlere ressama pusu kuruyorlar mı,hayır.
O zaman ne?
Alma intikam..bi dinle.
Ben anlatayım,sen dinle.
Kimse yok nasılsa..herkes gitti.
Kaldık sen ve ben yine başbaşa..ilk günkü gibi.
Ben seni çok sevdim blog,bu çok önemli..ileride yazacaklarımdan dolayı bir özür babındadır bu sözüm tut aklında.
Seni çok sevdim..
Çünkü sen bir çok güzelliğe vesile oldun.
Güzel insanlar tanıdım,onlara kalbimden gelenleri gösterdim ve onlar bunları sevdiler,benimsediler.
Faydalandığım bir çok şeyi onlara da anlattım faydalandırlar.Senin asıl var olma amacın tam da buydu işte blog.
İnsanlar..
İnsanların içine çıkmayı pek seven biri değilimdir değildim olacağımı da sanmıyorum bu yaştan sonra..ama senin sayende insanların önüne varlığım ve statüm ile değil kalbim ile çıkmama sebep oldun.
Bunu senin sayende yaptım..
Durum böyle oldu..kalbim ile yola çıktım ve kalbimde yeni yeni odalar inşa ettim ve biliyorsun ki bu odalarda çok kişi kaldı her biri kalanlara özel ve mahsus oldu.
Çok kişi geldi geçti.
Daha dün yüreğimi yıllar sonra bile tekrar ısıtan ve gözlerimin gülmesine sebep olan bu güzel insanlardan biriyle konuştum.O da seni seviyor,öyle dedi.
Neyse blog bak..bu gelip giden insanların tümü iyi değildi,safsın sen de yüreğim gibi.
Biri çok ciddi hasar verdi.
Bana.
Bu hasar sana da yansıdı ve bu hasar kalbimin odalarında yer açtığım diğer güzel insanlara da yansıdı,onlar da yaralandı blog.
Gerçekten.
Öyle oldu.
İçine ata ata cesetlerle doluyor bir süre sonra insanın yüreği.
Kalp mezarlık mı ki cesetlerle dolsun,değil.
Odaların birinde biri vardı blog..en güzel odamı ona ayırmıştım daha doğrusu,çok uzun yazılır bununla ilgili,yazılır ama değdiği takdirde,değmiyor yazmayacağım uzun uzun.Kısacık bir kaç satır yazacağım.
En güzel odama yerleştirdiğim bu insan kişisel hırsı kıskançlığı hasedini tatmin etmek için ve benim onu çok sevdiğimi bildiği için bir bakıma seni de beni de kullandı blog.Kullandı diyorum çünkü tatmin olduğu an attı beni hayatından.Bu kadar temiz ve öz anlatıyorum sana,attı.
Hiç bir şey yaşanmamış gibi hiç bir şey yokmuş gibi.
Şimdi ben sana bu kadarını yazayım sen bu kadarını bil dedim ya değmiyor anlatmaya ama zamanında çok önemliydi onun mutlu olması için insan kalbi dahi kırdım ben blog,insan kalbi dahi.
Gitti bu insan hayatımdan ve kalbimdeki odası yok oldu.Dozer geçti üstünden.
Mavi boncuklar saçmaya devam ediyor,dünya tatlısı maskesini takıp insanlar içinde binbir perde ile örtmeye çalıştığı kibir ve hasedi örterek iyi biriymiş gibi hayatını sürdürmeye çalışıyor.
Ama öyle değil blog.Vebal diye bir şey var bilir misin..Vebal altında kalınabiliyor sonra düşünüyor insan ya neden benim istediğim gibi olmuyor veya neden dualarım kabul edilmiyor.
Sen git evvela yıktığın kalpleri onar.
Durum böyle blog..Bu birinci sebepti seni boşlamama ve yok etme eyleminde bulunmama..
Çok şükür ki iyi insanlar var çok şükür ki zorluklar var çok şükür ki aşılmak için bekleyen dağlar ve zor patikalar var..
Aştım geldim geçtim geldim ulaştım geldim..

Çünkü güzel insanlar var.
Çünkü güzel insanlar var blog.Burdalar..Bu alemde sana kalbiyle gelen ve seni seven insanlar var.
İnsan sevdiğini değil,onu seveni elde tutmaya çalışmalı ve onu seven için çırpınmalı bence.Sevdiğini tutmaya çalışmak ve onun için ödünler vermek onun için bir şeyler yapmak bencilliktir ego tatminidir.
Bizi sevenlere bakalım.Bizi sevenlere bakıyorum.
Pırlanta gibi yürekleri var.Evet çoğunun kalbinde çizikler var senin benim kalbimdeki çizikler gibi ama bu çizikler onların pırlanta olmadığı anlamına gelmez.

Senden özür diliyorum blog.
Senden özür diliyorum okurum..ve varsa kırdıklarım ve varsa bana karşı bir küslüğü bir gönül koymuşluğu olan.

Hayat sandı ki insan zayıf ve hayat sandi ki insan tecrübesiz.
Hayat bizi korkutmak istedi.
Çeşitli bir post oldu bu blog.Ne ararsan var türünde ve tadında..Tadını çıkar.Bu gün ne usluba bakıyorum ne imlaya.
Çeşitli bir post bu blog.Senin postun,benim blogum.


Evim çok uzaklardak aldı blog.Bu bana çok acı verdi,hala kendime gelmiş değilim.Eşyalarımı dahi ben çıkartımpaketleyemedim,sağ olsun yakınlarım yığmışlar bir odaya.Yıllarca emek verdiklerim yığılıp kalmış bir odada.Kitaplar nevresim takımlarıyla üst üste bir arada.
Resimlerini çekip gönderdi oğlum.Kahroldum blog.
Sonra birdaha baktım resimlere,benim telefonumdakilere değiliorada o eşya yığınının o ömür yığınının resimleri yoktu,silmişti kaldıramadım blog.Oğlumun telefonundan bir kez daha baktım o yığına.
İşte hayat bu insan bu.Yıllarca didinkilerin ve emek verdiklerin sen gidince bir köşeye yığılabiliyor,senin değer verdiklerin birilerinin sadece eşyası olabiliyor hatta yağmurda bırakılanlar bile olabiliyor.Dünya malına üzülmeyeceksin tenezzül bile mümkünse etmeyeceksin yolcusun bunu biliceksin aklını başına alacaksın dünyaya çok yatırım yapmayacaksın blog,bunu anladım.


Geldimsonra başka diyarlara.Ne ezan var ne sela blog.Hiç biri.Sabah olmuş mu öğlen yaklamış mı anlayamıyorsun blog.Günün uzun bir dilimi gri oluyor kış mevsiminde.Yazları ise delirtecek kadar sıcak.Eşya var ama ikinci el,zaman içinde bütçemize göre yenilerini alıyoruz onların yerine,kolayca kırılıyor dağılıyorlar çünkü ne de olsa ikinci el eşya adı üstünde..Almışız masamızı yatağımızı çocukların yataklarını masalarını vs..tanıdık akraba dost bir avuç insan kalbiyle koşmuş işlerimize.Sen bunları bilmiyorsun tabi,anlatmadım blog.Bir tek bunu anladım.Mültecileri çok sevmek lazım.Ensar olmak lazım blog.Suriyelileri duydun gördün haberlerini.Onları çok sevmek lazım çok şefkat göstermek lazım blog.Onlar da ben gibiler hatta benim kadar şanslı değiller blog.

Her biri sana yukarıda da yazdığım gibi kalplerinde odaları olan insanlar.Duygu odası,sevgi odası,çocukluk odası,komşu odasıiana odası,baba odası,hatıra odası,sevinç odası,umut odası,düş odası.
Böyle sayısız bir çok oda düşün her mültecinin içinde.Gttikleri yerlere topraklara götürüyorlar bu odaları onlar sadece mülteci değil.Onlar çok odalı bir ev.Bir hayat blog.
Bazı odalar ise geride kalıyor,onları kalbinde götüremiyorsun,secde ettiğin topraklar mesela,dizlerini vurduğun sokaklar,sallandığın ağaçlar.Hayat blog,hayat.

Çok dolu beynim.Sana filtreden geçirmeden yazalıne uzun zaman olmuş blog.Kimse yok sesini çıkarma dinle yeter ki.

Mülteciler dedim onlar güzel insanlar.Çok sevap ile geldiler,çok sevelim onları bizim olsun sevaplar blog.Melekler bakıyor melekelr kayıtta.


Yağmurunu sevmedim buranın.Sessizce yağıyor.Ne gök gürültüsü ne şimşek çakar burada.Böyle pis pis yağıyor.Yağmur sesi iştahını kabartmıyor yani insanın,ıslanası gelmiyor çıkıp yürüyesin gelmiyor.Zamanla sevilir belki ama şimdilik sevmiyorum onu blog.Bir de başladı mı yağmaya günlerce.Çürütmek istiyorsun insanı sanki.Resmi kuşu da karga.Her çatıda bir karga.Ne ölmüşse artık.Bekliyor hep karga çatıda.Üf..karamsarlık istemiyorum.


Yol bilmez dil bilmez insan zor olur.Çocuklarım hastalandı doktora götüremedim.Ne dosta ne komşuya hadi doktora gidelim çocuğun ateşi çıktı diyemedim.Mahçup hissettim kendimi blog.Ağrı kesici verdim duş aldırdım ateş düşürücü verdim iyileşti bir kaç gün sonra çocuğum,ateş düştü blog.


Buradaki ilk bayramın sabahından bahsedeyim mi sana,bahsedeyim blog.
İlk bayram sabahını tarif edemem aslında sana.Sela okunmadı mesela sabah ezanından önce,bizim oralarda okunurdu ama buraları bizim oralar değil ki.Düşük maneviyatı,alimi evlayası olmamış buranın belli ki.Batıya işte bu yüzden neden özenir bazıları gerçekten anlamıyorum ben,kapasitem bu kadar anlamıyorum belki onların vardır bir bildiği,onları da hor görmemek lazım blog.
Memeleket acısı ve hasreti diye bir duygu varmış blog,onu da tattım sonunda.Özlenen bir şeyin olması güzel,özlem güzledir blog.


Keşif devam ediyor.Tırtıl gördüm dün.Sarı renkte.Sen hiç sarı tırtıl gördün mü blog?Çekmiştim resmini ama eklemeyi ihmal ettim.
Bir çok gzelliğin peşine düşme kararı aldım,her fırsatta nehrin kıyısında veya küçük ormanların içinde buluyorum kendimi.Ruhumu atabileceğim en güzel yerlerden biri oldular.
Çok şey birikti çok şey yaşandı.
Hayat her gün yeni baştan tanıtıyor kendini.Tanışmak ister misin dahi demiyor.Patavatsız hayat.



Yeni bir hayat yeni bir ülke her şey yeni blog.Burası da yeni çalışma masam.Bazen dikiyorum bazen yazıyorum bazen tasarım yapıyorum.Bir hırsızım var dadandı yaptıklarıma çalıp duruyor bu yüzden sana bile göstermiyorum yaptıklarımı artık blog.Anladın sen.
Odam çoğunlukla mavi objeler içeriyor.Mavi mumluklar mavi süsler mavi nevresim takımı.Denize bakan bir odam var ama penceresinden dışarıya baktığında görünen sadece yeşil bir nehirdir aslında.Nehri Yahudi mahkumlar kazmış blog.Hitler zamanında.Allahım insanlar neler yaşamış insanlara insanlar neler yaşatmış.


Canım blog.
Sen ve ben.
Başkaları gelir görür mü bilmiyorum.Korkuyorum da bir şeyler beklemeyi artık.Daha çok ben vereyim diyorum.Ben kaybettiklerime alıştım ve bunu kontrol edebilirim bunu kaldırabilirim diyorum ama insanların bize kaybettirdikleri daha ağır oluyor sanki blog.Bizi sevenlere bak blog.Onların gözlerine bak.Çok güzel insanlar onlar.
Onlar gerçek onlar ahirette bile bizimle olmak isteyen insanlar.Sevelim onlar blog.Sevelim ve burada olmaya devam edelim,kalalım blog ne olur kalalım istiyorum.Sevenler için kalalım.Bizi sevenleri tercih edelim,bizim sevdiklerimizi değil.

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

6 Ekim 2015

Ceylan


Bu gün çok yoruldum,diyerek omuzlarımdan çıkartıp mutfak önlüğümü sandalyenin üzerine attım...göğsümü kabartarak tezgaha baktım..yıkamış olduğum bulaşık miktarı oldukça fazlaydı..genelde yıkanan bulaşığın iki katıydı hatta..
Tepsisi tavası tenceresi derken bulaşık makinesinin deterjanı da bitmişken hepsini elde yıkamak kaçınılmaz oldu ama çok şükür ki nihayete erince rahatladı içim..
Sabah kaçta uyandığımı hatırlamıyorum,oldukça erkendi..hala karanlıktı dışarısı..

Gün aydınlanınca ve güneşli bir gün olacağını görünce siyah -beyaz olarak iki makine çamaşır yıkadım..sonra evi kopmle dışarıya boşaltarak tavan köşeleri dahil derin bir süpürme faslı ummalı bir toz alma merasimi ve itinali bir pas pas ile öğle ezanını karşıladım..ardından yemek ardından sofra kurmak..sonra yine bulaşık..çocuklarımın istekleri..derse yardım oyuna yardım alt katımızda bulunan teyzeme kulak kabartarak her seslenişinden merdiveni inip çıkmalarımlaakşam oldu..
Bir kahve daha içilir diyerek balkonda oturdum uzun uzun..kanım çekilmiş ellerimin parmaklarımın arasında yorgunluk vardı..

Akşamdan sonra zil çaldı..misafirlerim gelmişti..her ne kadar koltuğa aşık mecnun Leyla'yi seyr eyler gibi uzaktan baksam da uzanıp dinlenmek artık olabildiğince imkansızdı..
Hazırda hiç bir şeyim de yoktu..
Koları sıvadım,açma yapmaya karar verdim..1 saatte kabaracaktı hamuru 30 dakika da pişme süresi bu arada çay da demlenecekti ama hamurdan hemen sonra kahve ikram ettim..mutfağa her girişimde tezgahın üzerine dayanarak ''Neden bu gün'' sorusunu sordum durdum kendi kendime..gözlerim hala koltukta..boş olmayan koltukta..

Misafirlerimin yanına gittim sohbet edildi gelişmelerden bahsedildi hamur kabardı Sevgi yine mutfağa girdi..
Açmaları şekillendirdim tepsiye dizdim yumurta sarısını sürerek fırına verdim..bir yandan kaynayan çay suyuna çayı ekledim sıcak su ile tozunu almak için yıkadım demlenmeye bıraktım..

Tekrar misafirlerimin yanına giderek olabildiğince nazik,medeni sakin davranmaya çalışarak sohbete devam ettim..yorgunluktan bedenim titriyordu..mutfağa gitmek için ayağa her kalkışımda aniden kararıyordu gözlerim..

Açmalar pişmiş servis edilmiş çaylar 2-3 kez tazelenmiş meyve faslına geçilmiş saat 23:00'u bulmuştu..
El ayak çekilince çocukları anca yataklarına yerleştirerek uyku moduna sokabildim..dizlerim titriyordu..

Işıkları söndürerek yatağıma uzandım..
Sırtım ağrıyordu..genelde yattığım pozisyona geçip yatamıyordum..sırt üstü bacaklarımı uzatıp ellerimi karnımın üzerine koyarak odanın sessizlik ve karanlığından geçen günü düşündüm baştan sonra..

..yorgunluktan dolayı gözlerim kapanmış uyumuşum..

Köydeki evimizde kocaman duvar süsleri vardı..genelde güzel manzaralardı bunlar,bilmiyorum adı neydi onların..hiç sormadım da..
Bir pınarın başında su içen iki ceylan vardı manzarada,yemyeşil ağaçlar vardı etrafta..ceylanların gözleri simsiyahtı..

Karşı duvarda ise küçük bir levha vardı..üzerinde sadece bir söz yazılıydı..birden ceylanlı duvar süsü duvardan aşağıya indi,düştü..
Odadaki bütün eşyalar gitti..pencerenin iki kanadı açıldı rüzgar esti soba tütmeye başladı..o kadar çok tüttü ki oda duman içinde kaldı..hiç bir şey göremiyordum hiç bir yeri belirleyemiyordum..kimseler de kalmamıştı odada..

Bütün bu karmaşanın ve duyduğum heyecan ve korku içinde karşı duvarda duran levhadaki yazı odadaki rüzgardan dolayı sallanmaya başladı ..sallandıkça yere indi tozlar dumanlar daha da çok artarak ayaklarımın üzerine düştü..

Daha sonra ne oldu bilmiyorum neler yaşandı hatırlamıyorum..hatırladığım tek şey levhadaki yazı..

Bu gün Allah için ne yaptın?

İrkilerek yataktan kalktım..rüyaymış,hayır hayır kabusmuş meğer..çok şükür..
Hatırlamaya çalıştım..ceylanları,aniden açılan pencere kanatlarını dumanı ..hiç biri korkutmadı aslında..

Ayaklarımın üzerine düşen levhadaki yazı dışında..

Yorucu bir günün sonunda,eve hizmet çocuklara hizmet misafire hizmet edeyim herşeye yetişeyim derken..

En önemlisini unuttum...

Sahi ben gün Allah için ne yaptın?..  

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ: