19 Kasım 2015

Ayşe Nine'nin Odası


Bazı insanlar vardır ki adını bile yazmayı bilmezler.Hayatında hiç bir yazarın kitabını okumamış,hayatında hiç bir yabancı yeri görmemiş,hayatında sürekli durak olmuşlardır.

Bazı insanlar vardır ki çocukluğumuzdan beri bildiğimiz ve yeri ne yaz ne kış değişmeyen dağlar gibidir.Hep bilindik yerde..bazen karlı,bazen sisli,bazen yemyeşil bazen gri..

İçleri derin..sorsan sana izah edemez bunu.İçleri ilim,sorsan nerden öğrendiğini bilemez.
İçleri insan,içleri saflık içleri kalp yürek,gözlerinden fışkırır yaşam sevinci.

Ayşe nineden bahsedeyim mi size..
Ayşe nineden bahsetmek bir borç gibi ne zamandır yüreğimde.

Ayşe nine seksensekiz yaşındadır.
İki kız iki erkek olmak üzere dört tane çocuğu vardır.
Yunanistanın bir köyünde yaşar..köyün her tarafı dağ evler serpiştirilmiş vaziyette cami ortadadır.
Tepecikler üzerinde kurulan bu köyün her tepesinde bir kaç adet ev bulunmaktadır..insanlar sanırsın ki iletişimi tepeden tepeye seslenerek kurmaktadır.
Ezan okununca tüm tepeler ve tepelerinde arkasında yer alan yüce dağlarda yankılamaktadır.

Ayşe nine hocaların ismini çoktan unutmuştur,bazen kendi çocuklarına bile ''Sen kimin çocğusun?'' diye sormaktadır.

Dört çocuğu olmasına rağmen tek başına yaşamaktadır..Evi alçak,musluğu yok,betondan yapılmış bir çeşmede abdest almakta bulaşığını yıkamaktadır.Mutfak diye tanımayabileceğim ortam çocuklarından veya komşularından getirilmiş farklı farklı dolaplardan iki adet yük denilen sandıklar üzerinde yer alan misafirlerine ayırdığı yatak yorgan bir de buzdolabından oluşmaktadır.

Yerler taş olduğundan halı üstüne halılar yer almaktadır..duvarları taştan olan bu ev iki alandan oluşmaktadır..biri geniş hem mutfak hem oturma bölümü olan yer biri de yukarıda resimlediğim küçücük odadır..

Bu küçücük odanın tavanı kapısı penceresi normal boylu bir insanın dimdik ve rahat hareket etmesini engellemektedir.Pencere nerdeyse yerden başlar,yağlı boya ile her yıl neşeli bir renge boyanmaktadır..bazen açık sarı,bazen toz pembe,kimi zaman gök mavisi,kimi zaman fıstık yeşili.
Rengin güzel oluşu yeterli oluyor demişlerdi..cama veya perdeye yakışması hiç önemli olmasa gerek ki asla bunların bahsi geçmedi...

Sobası odun yakar,maşası sobasının altında durur,maşanın yanında porselen içinde çiçek deseni olan bir küllük bunun yanında da odunları durur..

Odanın içinde kapının tam arkadasında yer alan hamam da mevcut..içini açıp bakmadım,nasıl olduğunu suyu nasıl taşıdığını bilmiyorum..bir odada yer alan hayatın büyük bölümlerini herkes görebiliyor sanırsın belki ama insanın dili bu tür soruları sormayı bırakın,o tarafa o gözle bakmayı dahi ebepsizlik sayıyor..

Evin genelinde din iman ve Allah var..duvarlada sadece seccadelere ayrılmış askılık..yatağın başında Kur'an çantası,çocuklarının Türkiye ziyaretlerinden getirdikleri altın yaldızlı levhalar..çoğu solmuştur,bir çocuğun camı badana günlerinde muhtemelen çatlamıştır ama levhalar hem içeriği bakımından hem getirenin hatrına duvarda asılı,gönülde sevgiyle tutulmaktadır..

Ayşe nine gece sabahtan ayrılırken uyanır..kendisi anlattı..
Anlat dedim,günün nasıl geçiyor,tek başına neler yapıyorsun..korkmuyor sıkılmıyor musun?..televizyonun yok..tuvaletin bile evin dışında çakmabir kapı ile kapanmaktadır..

Korkmuyorum..perdelerim kalın olduğu için erken uyansam bile ışığı yakıyorum neden korkayım ki..etrafımda melekler var,korkulmaz ki.

Gözümü açtığımda saatin kaç olduğunu bilmiyorum..zaten gözümün bir tanesi beni bıraktı,sadece biriyle dünyayı görmekteyim,olsun..yıllarca gördüm bunaşükür biri bile yeter bana..dedi..

Dışarıdan odunlarımı akşamdan eve alıyorum..hava kararmadan..sabah oldukça karanlık olur,tuvalete gitmek için çıkıyorum ama ışık yeterli değil odunları alıp taşıyamıyorum,bu işi henüz dışarısı aydın iken yapıyorum.
Sobamı yakıyorum,abdestimi alıp sobamın yanına oturuyorum..hocayı bekliyorum..

Hoca sabah ezanını okuyana kadar tesbihimle tüm duaları bildiğim tüm duaları defalarca okuyorum,kaç kez okuduğumu bilmiyorum..yavaş yavaş aydınlanmaya başlayınca cihan ezan vaktinin yaklaştığını anlıyorum..namazımı kılıyorum..aydınlık odaya girmeye başlayınca ekmeğimi yoğuruyorum..acıkmış oluyor bir şeyler yiyorum..

Allah komşularımdan razı olsun..evlerine bakıyorum..erkekler çıkınca şu sopayı alıp yavaş yavaş komşularıma gidiyorum..bazen karşı tepeye çocuklarımı görmeye gidiyorum..bazen onlar geliyo..en son kim gelmişti hatırlamıyorum..

Komşularımla eğleniyorum,bana iyi davranıyorlar..eşimin hürmeti hala var..eşimin adıyla bana hitap ediyorlar..Hasanın karısı..

Saçları daima çılgın bir kızıl renkte,kınalı..gözleri masmavi,teni pamuk..Hesap sormuyor,kimseye kırgınlığı kalmamış,kırıldıklarını unutmuş..bir tek Cennete gitmek istiyor,bir tek bunun derdiyle yanıp tutuşuyor..seksensekiz senedir bu ümitle yaşıyor..

Hasanın karısı Ayşe nine..


Değmesin Yağlı Boya
Değmesin Yağlı Boya

Değmesin Yağlı Boya bir hayat blogudur yani hayatta ne varsa burda da vardır.Konular özenle seçilir güvenle okuyucularıma sunulur çoğunlukla da hepimize iyi gelir,yayınlar özgün ve orjnaldir kopya yapılmaz yapılmasına rıza gösterilmez :)

7 yorum:

  1. Rabbim Ayşe nineye de bize de imanla ölmeyi nasip etsin.. Amin :(

    YanıtlaSil
  2. Tanidik biri sanki Ayse Nine. Orada , o sobanin kiyiciginda oturup sohbet etmek istedim okuyunca.
    Allah ele ayaga dusurmeden alsin emanetini ins.
    Cenneti kim istemiyor ki. Allah dualarimizi kabul etsin ins.
    Paylasim icin tesekkurler.

    YanıtlaSil
  3. Rabbim elde ayaktan düşürmeden cenneti nasip etsin ninemize InşaAllah

    YanıtlaSil
  4. Ahh ahh.. Benim de memlekette bir Ayşe ninem vardı.. Yerinden hiç kalkamazdı, pencerenin önünde dünya onundu sanki.. Eskiye götürdünüz beni..

    YanıtlaSil