12 Ekim 2015

Gece yazıları-Kaç para?


Saat 23:28
Zarardayım.

Görünmeyen duvarlar içinde insanlar.
Bugün birinden duydum,kendi kulaklarımla duydum.
Dünya için deli gibi koşuyoruz,dedi.

Her an dolu her an bir mesguliyet her an bir hareket her an bir gelişme.

Dünya için koşuyoruz.
Ben koşmak istemiyorum blog.

Çok basit şeyleri arzuluyor ruhum mesela mesela avucumu açıp şu pis pis yağan yağmur damlalarını an be an izlemek istiyorum.
Bana dokunduklari anı görmek istiyorum.
Baştan sona bir film izlemek istiyorum belki de sonunda biraz ağlamak istiyorum ama filmden dolayı içimde kalanlardan veya benimle olmayanlardan dolayi değil .
Sonra?

Sonra müziği son ses açıp Chopin'in Waltz'ını dinlemek istiyorum.
Topuklu ayakkabı giyip o topuklarin sesini duymak istiyorum.
Rüzgar saçıma dokunsun her saç telimin içinden geçen rüzgarın sesini duymak istiyorum.
Arkadaşım arasın bana mutlu bir haber verip mutlu olduğu icin ben de mutlu olmak istiyorum
Nehir dibimde,koca yaz boyunca bir sabah bile çok erken saatlerde henüz daha nehrin üzerinden dağılmamis sisi göremedim onu görmek istiyorum.
Pencere arkasından değil,sisin içinde nehrin kıyısında o manzaranın gizemli ve genelde melankolik takılan kadını yani gibi yani oyle gibi bir parçası gibi olmak istiyorum.

Bunların ücreti nedir?
Kaç para eder bunlar?
Toprağa çıplak ayak ile basmak kaç para,yağmurda islanmak kaç para,rüzgara dokunmak kaç para,kaç para eder bir sabah ve kaç para eder sessizlik?

An kaç para eder?
Ya çok ucuz olduğu için önemsemedim,ya da çok pahalı ücretini veremedim..

İstediğim kadar sallayamadım kızımı .
Salıncak hep bahçede asılı.
Bu alışma ve sindirme süreci bir an evvel geçsin istiyorum.

Derin bir nefes alayım yutayım her şeyi alışmış olayım bu evin kapısını özlemle açayım özlemle gireyim yağmurdan kaçıp ona sığınayim..

Kaç para bunlar?
Parayla mı bunlar..
Parayla değil işte bunlar..
Değmesin Yağlı Boya
Değmesin Yağlı Boya

Değmesin Yağlı Boya bir hayat blogudur yani hayatta ne varsa burda da vardır.Konular özenle seçilir güvenle okuyucularıma sunulur çoğunlukla da hepimize iyi gelir,yayınlar özgün ve orjnaldir kopya yapılmaz yapılmasına rıza gösterilmez :)

4 yorum:

  1. hayatın sırrı belki de yaşadığın anın kıymetini bilmekte

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. An hayattır değil mi? Anlarına bak hayatını gör diyebiliriz belki de.

      Sil
  2. Sevgi Abla. Sabırlı ol. Yaşadıkların kadar olmasa da ben de 2-3 sene evvel büyük değişimler yaşadım hayatımda. Alıştığım hayatın tamamen dışında yeni bir düzene adım attım. Hem ailemle 15 senedir oturduğumuz çiftlikten taşındık hem de ben üniversite için şehir değiştirdim. Hala da benimseyemedim durumu. O çatısı akan küçücük evi daha çok sevmiştim ben. Pimapen falan yoktu camlarında ama ben daha çok sevmiştim tahta pencereleri. Dışarda yağan yağmurun sesini dinleyebiliyordum çünkü en ufak çiseltiyi bile. Şimdi kıyamet kopsa duymuyoruz. perdeyi bi' çekiyorum her yer sırılsıklam. Kaçırmışım yağmuru diye üzülüyorum. Evin güzelliği rahatlığı hiç de önemli değil böyle konularda. Çünkü dediğin gibi parayla değil.. Ama keşke olsaydı be Sevgi Abla. Kardeşimle tekrar çocuk olsaydık orada. Daha çok oynardım ben de onunla. Daha çok tarlada anneme yardım eder, daha çok, daha çok yapardım her şeyi..

    Allah yardımcın olsun abla..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eve geç geldiğim her gün hatta terlik yediğim her oyun için mutluyum şimdi ..evet eskiler ve evet o yaşadığımız güzel günler içimizde kalıyor parçamız olanı nasıl reddedebiliriz? Sabırlar diliyorum canım sana bana ve ihtiyacı olan herkese.

      Sil