6 Eylül 2013

Bloguna Kendi Sosyal Ağ Butonlarını Ekle



Selamünaleyküm hayırlı cumalar sevgili dostlar.. Dün Yaseminkardeşime header yapımını anlatacağıma dair söz vermiştim tam bir söz olmasa bile yayınlayabileceğimi söylemiştim,bugün vakit darlığından ve boya badana işleri yüzünden header konusunu tekrar ertelemek zorundayım. Header yapımı bir çok program ve şekilde yapılabileceği için oldukça zaman alacaktır erteleyip başka bir güne alıp geniş yer vermek en iyisidir diye düşünüyorum. Evet koalyca yapılabilir bir kaç seçenek ve yol var ama ben oldukça geniş bir yer vermek istiyorum ki herkes bilgisi ve yapabildiklerini göz önüne alarak bir şeyler üretsin istedim. Bu gün yine çok faydalı ve olmazsa olmaz bir konuyu paylaşmak istiyorum sizlerle,bir çok blogda sosyal ağ ikonlarını hazır bir şekilde bulabilirsiniz ancak kendi seçtiğiniz ikonları eklemeyi nerde nasıl yapabilirim diye soranlar oluyor zaman zaman işte bu gün kendi ikonlarınızı nasıl hazır edip hesaplarınızı nasıl bağlayacağınızı ve blogunuza nasıl ekleyeceğinizi göstermek istiyorum.. Bir çok sosyal ağ ikonları bulabileceğiniz sitelerin linklerini vereyim evvela.. Önce ikonlarımızı seçelim.. Linkler şöyle:






Oldukça geniş buton arşivine sahip olan bu sitelerden arzu ettiğiniz butonları seçip bilgisayarınıza indirdikten sonra  photobucket.com sitesine veya resim yükleme hizmeti veren her hangi bir siteye girerek indirmiş olduğumuz tün butonları buraya alarak yükleyelim..


Yükledikten sonra aşağıdaki kodu kopyalayarak aynı GADGET ekler gibi YERLEŞİM bölümünden HTML/Javascript ekleyi seçip içine kodu ekleyelim. Gadgetin nasıl eklendiğini resimli olarak görmek için buraya tıklayabilirsiniz: Gadget/Eklenti Nasil Eklenir


<a href="HESAP LİNKİ"><img alt="BUTON ADI" src="BUTON LİNKİ" width="50px"></a>

Karşınıza çıkan boş bölüme yukarıdaki kodu ekleyelim..




Kodumuzu girdikten sonra resimeleri yüklediğimiz siteden resimde daire içine aldığım bölümden resim linkini alarak kod bölümündeki yerine girelim..

Buton sayısı kadar kod ekleyip her birine resim linkinizi hesap linkinizi ve buton adını girmeniz gerekiyor..
Kodları girereken aklınızın karışmaması veya daha ileride kodu kolayca seçip buton ekleyebilmeniz için başı ve sonunu karıştırmamak için araya küçük boşluklar vererek kodları yerleştirmenizde fayda var..

Kodun içine RESİM LİNKİNİ-HESAPLİNKİNİ-BUTON ADINI girerek KAYDET deyip eklentimizi yani sosyal ağlarımızı arzuladığımız yere sürükleyerek Önizlemesini yapalım herşey yolundaysa KAYDET deyip çıkalım..

Ben size yüklemiş olduğum butonların linklerini veriyorum olur da beğenip eklemek isteyenler olabilir diye..

Sizin bu resimlerin linklerini yukarıda gösterdiğim şekilde kodun içine girmeniz gerekecektir..

FACEBOOK BUTONU İÇİN: http://i1294.photobucket.com/albums/b602/degmesinyagliboya/Facebook.png


TWİTTER BUTONU İÇİN:http://i1294.photobucket.com/albums/b602/degmesinyagliboya/Twitter.png

GOOGLE+ BUTONU İÇİN:http://i1294.photobucket.com/albums/b602/degmesinyagliboya/GooglePlus.png

PİNTEREST BUTONU İÇİN:http://i1294.photobucket.com/albums/b602/degmesinyagliboya/Pinterest.png

İNSTAGRAM BUTONU İÇİN:http://i1294.photobucket.com/albums/b602/degmesinyagliboya/Instagram.png

RSS BUTONU İÇİN:http://i1294.photobucket.com/albums/b602/degmesinyagliboya/RSS.png


Deneyecek olanlara kolaylıklar diliyorum..



Sevgilerimle...


tamamını gör
PAYLAŞ:

3 Eylül 2013

Cennetül Baki-Baki Olmak İçin Öyle Olmalı Demek ki


Cennetü'l-Bakî, Medine'de müslümanların kurduğu ilk mezarlık.

Medine'nin Baki' veya Baklu'l-garkad adı verilen bu mezarlığı, şehrin güney­doğusunda Mescid-i Nebevî'nin yakının­da, Kanunî Sultan Süleyman devrinde yapılmış ve günümüzde yıkılmış olan ka­le duvarlarının dışında bulunmaktadır. Eskiden buraya Baki' kapısından geçi­lirken bugün Mescid-i Nebevî ile arasın­da bina kalmamıştır.

Hz. Peygamber tarafından mezarlık olarak kullanılmasına karar verilmeden önce Bakî' "garkad" adı verilen bir tür çalılıkla kaplı bir yerdi. Resûl-i Ekrem ashabından vefat edenlerin defnedilmesi için bir yer arayarak Bakî' mevkiini me­zarlık olarak kararlaştırdı. Türkler ara­sında daha çok Cennetü'l-Bakî' adıyla meşhur olan bu mezarlığa muhacirler­den ilk defnedilen Osman b. Maz'ûn'-dur. Hz. Peygamber onun baş ve ayak uçlarına kendi getirdiği iki taşı koydu; sonra da, "Bu âhirete ilk gidenimizdir" diyerek buraya Revhâ adını verdi. Daha sonra vefat eden bir kimsenin nereye defnedileceği sorulduğu zaman Hz. Pey­gamber, "Âhirete ilk gidenimiz olan Osman b. Maz'ûn'un yanına" buyururdu. Ensardan Baki'a ilk defnedilen ise Es'ad b. Zürâre'dir.

Hz. Peygamber, oğlu İbrahim vefat edince aynı yere defnedilmesini emret­ti; kabrinin üstüne su döktü ve buraya Zevrâ adını verdi. Bunun üzerine Medi­ne'deki her kabile Cennetü'l-Baki'da ken­dileri için bir yer ayırdılar. Hz. Peygamber'in kızlarından Rukiyye ve Zeyneb de buraya defnedildiler; sonradan Hz. Fa­tma ile oğlu Hz. Hasan da Bakî'a gömül­düler. Kerbelâ'da şehid edildikten son­ra Dımaşk'a götürülen Hz. Hüseyin'in başı Yezîd tarafından Medine'ye gönderilince annesinin yanına defnedildi. Hz. Peygamberin amcası Abbas ile halası Safiyye bint Abdülmuttalib ve bazı torunları da burada yat­maktadır. Bakî'a defnedilenler arasın­da, Hz. Peygamber'in "benim ikinci an­nem" dediği Hz. Ali'nin annesi Fâtıma bint Esed ile süt annesi Halîme, Resûl-i Ekrem'in zevcelerinden başta Hz. Âişe olmak üzere Hafsa, Ümmü Seleme, Zey­neb bint Huzeyme, Zeyneb bint Cahş, Safiyye, Reyhâne ve Mâriye bulunmak­tadır. Cennetü'I-Bakî'a birçok sahâbî ya­nında Ehl-i beytin ileri gelenleri, tabiîn neslinden birçok kimse defnedilmiştir. Sahâbîlerden ise Halife Hz. Osman. Abdurrahman b. Avf, Sa'd b. Ebü Vakkas, Abdullah b. Mes'üd, Suheyb b. Sinan ve Ebû Hüreyre zikredilebilir.

Hz. Âişe'nin rivayetine göre Resûlullah zaman zaman Cennetü'l-Bakl'a gi­der ve orada medfun bulunanlara dua ederdi. Bazı cenaze namazlarını burada kıldırırdı. Habeşistan hükümdarı Asha-me'nin gıyabî cenaze namazını da Bakî'da kıldırmıştı. Bazan ordularını bura­dan sefere uğurlardı.

Hz. Hasan ile Hz. Abbas'ın kabirleri­nin üzerine 529'da (1135) Müsterşid-Billâh'ın emriyle, bir kapısı ziyaret için hergün açılan iki kapılı yüksek bir kub­be ve türbe yapılmıştır. Eyüp Sabri Pa­şa, Kubbe-i Ehl-i beyt adı verilen bu tür­benin türbedarlık ve bevvâblık vazifesi­nin padişah beratı ile Şafiî müftüsü Seyyid Ca'fer b. Süleyman el-Berzencî nes­line verilmiş olduğunu zikreder. Hz. Osman'ın kab­ri üzerine de 601'de (1205) Selâhaddîn-i Eyyûbi'nin emriyle bir kubbeli türbe ya­pılmıştır. Evliya Çelebi Baki'da türbesi bulunanların adlarını zikrettikten son­ra sandukalarının altın işlemeli yeşil at­lasla örtülü olduğunu, türbedarların "öd-i mâverdî" yakarak ziyaretçilere gü­zel koku sunduklarını, Hz. Âişe'nin tür­besinin Kanunî Sultan Süleyman tara­fından 1543'te yenilendiğini, ayrıca Hz. Peygamber'in, annesi Âmine'yi Ebvâ'dan buraya süt annesi Halîme'nin yanına hicretin 6. yılında nakletmiş olduğunu ha­ber vermektedir.

1806 yılında Suûd b. Abdülazîz Medîne-i Münevvere'yi istilâ edince Cennetü'l-Bakî'daki mezar taşlarını ve tür­beleri yıktırdı; II. Abdülhamid bunları yeniden yaptırmışsa da 1926'da Suûdîler'den Abdülazîz b. Suûd türbe ve me­zarları yeniden yıktırmıştır. Bugün hiç­bir türbe ve mezar taşının bulunmadığı Bakî' yine mezarlık olarak kullanılmak­tadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi
Kaynak:Filozof.net



Bu kabristanda, yaklaşık onbin sahabinin medfun olduğu rivayet edilir.

Zaman zaman bir çok kabir tahrip edildi,açıldı kazıldı taş atıldı toprağı kaldırıldı..
Kimileri Kur'an'i Kerim'de mezarların kaybolmasına dair ayet var böyle olması gerekiyordu zaten diyor,bu konuda bilgim olmadığı için buraya hiç vurgu yapmadan üzerinde durmadan geçmek istiyorum(Doğrusunu Allah bilir)

Benim tüm gördüklerim ve okuduklarımdan anladığım bir tek şey var ve ben bunu tutmak istiyorum..



Onlar hep tevazu içineydiler kimbilir belki de Allah onlara saygısından kabirlerinin o şekilde kalmalarını arzu etti.
Onlar daima dünya malından görkem ve ihtişamından uzak duranlardan idi..Dünya nimetleri içinde yüzerken dahi dünya evlerine girdi belki ama yüreklerine Allah ve Peygamberinden başkasına yer verilmedi,girmedi..
Kimbilir belki de mezarlarının da bu durumda olmaları bunu yaşatmak andırmak içindir..
Allah hepsinden razı olsun(amin)
Onlar ki Allahın kendilerinden razı olduğu bizler için her biri mükemmel bir örnek müslümandı..

Nitekim hadis-i şerifte Efendimiz buyurdu ki:“Ashabım gökteki yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz”



Onlar nerde olursa olsunlar bizim için birer yıldız birer pusuladır..
Efendimizin varlığı nasıl ki sürekli bizimle beraber ise onların da arkasında sürekli olacaktır.. 
Böyle düşünerek böyle bittirmek istiyorum bu yayını..
Doğrusunu Allah bilir..
Yukarıdaki resme bakınca o kadar çok şey anlatıyor ki sanki..karşımda duran ashabın kabirleri ve tam arkasında Mescid-i Nebevi..
Efendimizin (s.a.s) bu karede böyle yanlarında oluşu,o mutevazi kubbenin önünde sessiz ve tüm sadelikleriyle tüm şeref ve bıraktıklarıyla ebedi aleme göçmüş oluşları ve bunu bizlere bu şekilde göstermeleri muhteşem bir derstir.
İstanbula gittiğimde muhteşem mezarlıklardan geçtik..hiç birinin üzerindeki adını şanını okuyamadık,orada kim yatıyor bilemedik..öylesine geçtik önlerinden bir Fatiha dahi zaman zaman okumayı düşünemedik..
öylesine müthiş olmalarına rağmen,öylesine ihtişamlı yaşamalarına rağmen ve akılda kalır unutlumaz olmalarını arzulamalarına rağmen kim oduklarını bilemeden hatta yaptırdıkları çeşmelerin akmadığı için su dahi içip sevaplarını artıramadan sıradan bir yerden geçer gibi geçtik önlerinden..
Allah onlara da rahmet etsin..
Kabrin görkemi,mezarın mermeri veya süsleri şüphesiz toprağın altına geçemez,toprağın altındaki fayda veremez..
Aslolan toprağın altı için yapılan güzellikler,süslemeler ve yatırımlardır..gerisi,dünya malı dünya süsü..
Dünya ise elbet,fani..


Sevgilerimle..

tamamını gör
PAYLAŞ:

Pembe Göller-RETBA-HİLLER


Selamünaleyküm dostlar..
Hani bilgiler olmasa,ansiklopedilerde videolarda ve kısaca görsel ile ıspatlanmamış olsa 'Şakamısınız siz yaa :)diyebileceğim yerler varmış dünyada..

SubhanAllah..

SubhanAllah..

Gölün pembesi parkın pembesi olur mu demeyin..
Önyargılı olmayalım :)

Buyrun bakalım beraber :)

RETBA GÖLÜ-SENEGAL






 

HİLLER GÖLÜ-AVUSTRALYA



RETBA GÖLÜ:

Retba Gölü ya da Lac Rose Senegal'de Cap-vert yarımadasının kuzeyi boyunca uzanır. Senegal'in başkenti olan Dakar şehrinin kuzey doğusunda bulunmaktadır.
İsmini göl suyunun pembe oluşundan almıştır, pembe olmasının nedeniyse içinde bulunan Dunaliella Salina adındaki su yosunudur. Gölün rengi kurak iklimlerde oldukça belirginleşir. Göl aynı zamanda yüksek oranda tuz içermesiyle de bilinir -Yaklaşık olarak %40-. Tıpkı Ölü Deniz gibi Retba Gölü de insanların su yüzeyinde kolayca kalabilmesini sağlar. Yüksek miktarda tuz içermesi endüstriye katkı sağlarken kentte yapılan Dakar Rallisi'nin de bitiş noktası olarak Retba Gölü belirlenmiştir.

Metin:Wikipedi


HİLLER GÖLÜ:

Hiller Gölü
Batı Avustralya'da bulunan Hiller Gölü pembedir.Yüce Allahın bir sanatı hikmeti olan bu sırrı çözmek tabiiki çok zordur. Hiller Gölü pembedir ve bilim adamları bunun sebebini halen açıklayamamaktadır.

Avustralya'daki Hillier Gölü bir tuz gölüdür ve barındırdığı tuz tüketen ve karşılığında bu pembe rengi üreten algler sayesinde suyla değil çilekli süt ile doluymuş gibi görünmektedir.

Batı Avusturalya güney kıyılarındaki Recherche Archipelago takımadalarından biri olan Middle adası üzerinden bulunan göl alışılmışın dışındaki soluk pembe rengi ile dikkat çekiyor.
İlk kez 1802 yılında keşfedilen ve yaklaşık 600 metre genişliğindeki gölün çok tuzlu bir suya sahip olduğu biliniyor.
Okaliptus ve Cajeput (Mersin ağacı ailesinden Avusturalya’ya özgü bir ağaç) ağaçlarından oluşan yemyeşil bir ormanla kuşatılmış olan gölün çevresi beyaz tuz kümeleriyle çevrili.
Hakkında çeşitli araştırmalar yapılmış olsa da gölün pembe rengini nerden aldığı hakkında herhangi bir açıklama yapılamamıştır.
Metin:Facebook


Buna benzer inanılmaz diye tabir edebileceğim bir kaç yer daha var..

Zamanla..

İnşaAllah..




tamamını gör
PAYLAŞ:

2 Eylül 2013

Kemal Sayar-Yavaşla-Okunur ama Bitmez



Kemal Sayar'ın ''YAVAŞLA'' kitabını bittirdim demeye varmasa da dilim sonuç itibariyle görünen kitabın nihayete erdiğidir..
Okunacak yerleri bitmedi,üzerinde durulacak noktaları bitmedi,çizilecek cümleleri henüz çizilemediyse de bu kitabı okumanın ne denli doğrular ne kadar yerinde tespitler içerdiğini tekrar tekrar okunan bir satır veya bir cümleye dönüş yaptığınızda anlaşılıyor..

Bitti diyemiyorum bu kitaba..çünkü sürekli açıp içindekilerden faydalanabileceğim bölümleri mevcut..bu durumda böyle özelliği olan kitaplar asla bitti tabirine layık değiller kanımca..

Kitabı aldığımda zamanın hızından,teknolojinin sürekli ve ayarsız gelişiminden kısaca modern günlük hayatımızı yavaşlatacak içeriğe sahip olduğunu düşünmüştüm,yine öyle..yine öyle olmasına da..bu kitap bundan daha fazlasını verdi bana..

Sezgileri biraz daha fazla çalışan veya daha doğrusu biraz daha fazla gelişmiş olanlar bu kitaptan kesinlikle istifade edebilecek,farkında olup da anlamladırmakta zorluk çektiklerine anlam girdirebileceklerdir..

Altını çizdiklerim tekrar tekrar okumak istediklerim değil..üzerinde düşündükçe 'ne kadar da doğru,ne kadar da yerinde bir tespit' dediklerimdir..

Her psikoloğun kitabı okunmaz görüşündeyim..
Bu kitap okutuyor kendini..


Altını çizdiğim o kadar çok tespit-cümlesi var ki buraya aktararak sizi ve gözlerinizi yormak istemedim..
İkiyüzonyedi sayfalık ince denilecek bir kitap..size vereceklerin ağırlığı şüphesiz çok daha fazla çok daha ağır..

Düşündürebilir..başka pencereden baktırabilir,eski güzel üzerinde savaştığımız,üzerinde emek verdiğimiz değerlerimizi hatırlatabilir..


Bir teşekkür:

YAVAŞLA kitabını hediye eden arkadaşım Bahar YORGUN(BAHAR'IN ELLERİ)ne bir kez daha teşekkür etmek istiyorum huzurlarınızda..

Sağolasın can..

Sevgilerimle..

tamamını gör
PAYLAŞ: