Uğursuzluk Var Mı Yok Mu?


Uğursuzluk takılmıştı aklıma ..
Uğursuzluktan dolayı mıdır bardakların ikiye ayrılması?
Uğursuzluktan mıdır mis gibi çorbayı servise almadan evvel tabak elimde sofra bezinin üzerine döküşüm ve uğursuzluk mudur evime o insanın gelişi,bakışı,varlığı..

Güle bakmak hoştur,sevimlidir...ancak gül beraberinde dikeni de gövdesinde taşıyan değil midir?..
Kolaya ve basite yönlendiriyor herşey,günümüzde kolayca netleştirmek mümkün her hali veya durumu.
Bir olay karşısındaki tavır ve duruşumuz her ne kadar tahrip olmuş ve başka mantıklar üzerinde yürürlülüğe giriyor olsa bile,vicdan içinde duyduğun o ince o "Aslında doğru olanı da budur ya" dediğin şeydir..

Aklın konuşunca hatan,kusurun evvela senin gözünde hoş durmaz,batar işte güle bakınca ilk fark ettiğin batacağını bildiğin o diken gibi..



Uğursuzluk gerçekten mümkün bir hal mi,var mıdır?..



Uğursuzluk inancı, olanlardan kaderi, yani Allah’ı sorumlu tutmaktan başka bir şey değildir. Ve aslında cahillikten öte bir şeydir. Bir haddini bilmezliktir. Çünkü böylece insan kabahati kadere yıkıyor ve kendisi kabahatten kurtulmuş oluyor. Ve aslında böylece kusurunu görmekten kendisini mahrum ettiği gibi, kusurunu görüp kendini düzeltme ve tövbe etme kapısını da kendisi için kapatmış oluyor.

ŞU GÜZEL ÖRNEĞE NE DEMELİ SONRA?


Meselâ evde kuş beslemek neden uğursuzluk getirsin ve olanların neden sorumlusu olsun? Eğer olanların “evde kuş beslemeye” bağlı olduğunu düşünüyorsa kişi, kuş besleme işinde hataları ve kusurları vardır mutlaka. Bunu görmelidir. Meselâ kuşu kuşa sormadan dört tel ve kafes içine hapsetmiştir; peki ona içinde kendisini emin bulduğu fıtrî ortamı sağlayabilmiş midir? Ona merhamet etmiş midir? Onun yiyeceğini, suyunu zamanında ve zevkine uygun şekilde verebilmiş midir? Onu korkulardan ve kaygılardan emin kılabilmiş midir? Onu cinsiyle ve akrabalarıyla birlikte yaşatma inceliğini gösterebilmiş midir? Onun, ufuklarda uçma zevkini tatmin etmek için ne yapmıştır? Hiçbir şey yapmamıştır. Verilecek bütün cevaplar genelde hayır olacaktır.
Peki, bu bir candır. Yürek taşıyor. Allah’ın kendisine verdiği imtiyazları yaşamak istiyor, ihtiyaçlarını görmek, arzularını gidermek istiyor; hakkıdır çünkü. Bütün bunlara karşı da genelde yapılan bir şey yoktur. Tek yapılan şey bir inzibat kuvvetiyle kuşu zorla kafese alıp orada hapsetmek, aklınıza gelirse, bulabildiğiniz kadar yiyeceğini ve suyunu vermekten ibarettir.
O da bütün bu mahrumiyetlere ve mağduriyetlere karşı derdini Mucîbü’d-Daavat olan, Hami-i Meçhûlü bulunan, kimsesizlerin kimsesi olan Allah’a açacaktır. Tabii ki, o da Allah’ın kuludur! Artık Allah nasıl hükmedecek, ne diyecek, kulunun yüreğini nasıl memnun edecek; bunu bilemeyiz. Fakat mağdur kuluna merhamet edeceği, kulunu mahrumiyetlere uğratana da adalet edeceği muhakkaktır.
Bu adaletten nasıl bir tecelli çıkar; onu da bilemeyiz. Bizimkinin işi mi ters gider, hayatında olumsuzluklar mı artar, ne olur, bilinmez. Ama eğer kuşu besleme ve ona fıtratının istediği şekilde yaklaşma konusunda eksikleri varsa gözden geçirmelidir. Yani madem kuşun hamisi olmuştur; kuşu Hami-i Zülcelâline başvurmaya sevk etmemelidir. Kuşu evde barındırmaya devam edecekse, kuş psikolojisinden ve biyolojisinden anlayan bir uzmandan destek eğitimi almalı ve kuşa bu eğitimle yaklaşmalıdır. Kuşu incitmemelidir. Aksi takdirde, başından işler eksik olmayabilir.
Bütün bu söylediklerimiz, işinin yolunda gitmeyişini kuş beslemeye bağlaması ile ilgilidir. İşinin yolunda gitmeyiş sebebi, doğrudan işi ile ilgili eksikleri ve kusurları da olabilir şüphesiz. Muhakkak bunu da gözden geçirmelidir.
Öyleyse eşyaya uğursuzluk vermektense, davranışlarını gözden geçirmeli, nerede hata yaptığını anlamaya çalışmalı ve kendini düzeltmek için adım atmalıdır. Davranışlarında hata adına boşluk bırakmamalıdır. Bu durumda ona Allah da yardım edecek ve inşallah işleri yoluna girecektir
Kaynakça:FIKIH.INFO.



Ve nihayi sonuç şudur ki,hatalar bazen çok iyi birer öğretmen hatta eğitmen olarak girer hayatımıza..
Hatasız kul olmaz,hata yapmayan iş de yapmaz sözleri de çınlar aklımın bi köşesinde..

Hataları sevmemin sebebi de budur..hata öğretir,öğretirken eğitir,eğitirken büyütür olgunlaştırı..
Büyümek sadece fiziksel bir şey olarak yansıtılır çocukluktan beri,büyümek sadece bundan ibaret değilmiş oysa..hatanı sevmek,düzeltmek,büyük nimet olan akıl/vicdan/merhamet sularıyla yıkanmak,kabullenmek ve yavaş yavaş şekillenmek..
Cennete layık bir kul olma yolunda bir adım daha,bir adım daha atmak..

Kendimizi düzeltme sebebi olan,daha net görme ve hareket etme kaynağı olan hatalar için de sonsuz şükürler olsun..


Hayırlı sabahlar..










devamı »

Heybemdeki Huzur - Yeni Şablon



Heybesine hayatın tüm renklerini toplamaya çalışan bir anı koleksiyoncusunun blogunu değiştirdik,güzelleştirdik..
Artık daha da renkli ferah ve huzurlu :)

Şablonunuz hayırlı olsun Esra hanım..daha fazla anı daha çok güzel renkler biriktirmeniz ve güzel kaleminizle bizimle paylaşmanız dileğiyle.

Canlı olarak görmek için:HEYBEMDEKİ HUZUR

Sipariş veya bilgi almak için:İLETİŞİM'sayfasına geçebilirsiniz..






devamı »

Dikiş Dünyam - Yeni Şablon


Dikiş Dünyam blogu için hazırladığım,olabildiğince sade olmasına rağmen son derece şık bir çalışmameydana geldi..

Blogda genel olarak altın-bakır-siyah renkleri mevcut.. tüm cihazlarda uyumluluğa sahip devamını oku özelliğini taşıyan,blog tasarımına uygun sosyal ağ buton ve kategorilerinin göz yormayan yerleşimi mevcut..
Canlı olarak görmek için:Dikiş Dünyam
Sevgili Fatma hanım severek kullanmanızı diliyorum bir kez daha..

Sipariş veya bilgi almak için:İLETİŞİM'sayfasına geçebilirsiniz..

Herkese güzel bir gün dilerim..
devamı »

Hangi Blogları Okuyorum #3


Bazı bloglar okunurken kahve ister..
Kendinize ayırdığınız bir zamanda örneğin,bir dostu merak edip aramak gibi,ona mesaj atıp hayatındaki gelişmeleri sormak gibi bi duygu düşünün..

Onu merak edersiniz işte..ve kendinizle olduğunuz böyle bir anda okumak,dostun ruh dünyasına dalmak istersiniz hani..
Kahveniz de olmazsa olmazdır bazı blogları okumak da olmazsa olmazlarınız arasına girebilir..

Severek okuduğum bloglar arasında bana bu tadı tattıran,yani kumanda panelimde yayınlarını görünce mutlaka daha sonra nefesleneceğim zaman,kahvemi alıp oturacağım zaman yayını daha sakin bir kafayla okumalıyı mdediğim blogları tanıtmak istiyorum bugün..

Kahve eşliğinde okunabilecek,takip edilebilecek bloglar..




Gecelerin blogu ilan etmişim kendisini..
Şablonu siyah,gözlerimi zorlasa da kendisini okumayı seviyorum..
Bloga girdiğinizde güzel bir müzik karşılıyor sizi.
Kahveni al gel der gibidir..kahve veya çay ile okunur..hayallere özlemlere dalınır..
Nursalkımın iç dünyasındaki yolculuk sizin iç dünyanızdaki yolculuğa benzeyebilir..


HAYAL DEFTERİM-Didem ERGİN

Yenice keşfettim,güzel bir insan,iç dünyasını kaleme alıp bildiğimiz güzellikleri kuvvetli vurgularla bize tekrar hatırlatıyor..yazıyor,kızıyor,gülüyor,düşünüyor düşündürüyor..


ÇIPLAK YAZAR

Kalemi çıplaktır..sözleri net,cümleler bazen sizi düşündürebilir..ne demek istedi,ne tarafa çekilmeli bu cümle..
Severek takip ettiklerimin arasında.Heyecanla yeni yayınlarını beklediğim bloglardan biri oldu kısacık bir süre içinde..seviliyor da gördüğüm kadarıyla..Başarılar dilerim.



Ziyaret etmeniz tavsiye edilir..
Kahvenizi almayı unutmayın :)

Güzel bir gün geçirmeniz dileği ile..




devamı »

Kaliteli Yazı Hazırladığınızı Düşünüyor Musunuz ? Yanıtlanması Gereken 5 Soru



Rakiplerinizin yayınladığı içerik hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Durun tahmin edeyim. Sanırım çok da mükemmel değil diye içinizden geçiriyorsunuz.

Her zaman başkalarını değerlendirmek ve eleştiride bulunmak kolaydır. Ancak kendimizi değerlendirmek hiç de o kadar kolay değil. Emin olun bu, sadece size has bir durum değil. Çoğu kişi kendi rakibinin yazılarını mükemmel olarak görmez.

Yine kendi öz değerlendirmemize gelirsek, eminim yazdığınız içeriğin oldukça güzel olduğuna inanıyorsunuz. İnanmasaydınız zaten yayınlamazdınız değil mi? Peki gerçekten de yazınız mükemmel mi?

Bunu öğrenebilmeniz için yazınızı yayınlamadan kendinize sorabileceğiniz 6 soru hazırladım. Gelin şimdi birlikte yazı içeriğiniz ne kadar mükemmel, kontrol edelim:

1 – Doğru kişi için gerçek bir amaca sahip mi?

İki farklı sebep için yazınızı hazırlayabilirsiniz:

  • Tamamen kendinizi yansıtan başka bir kişinin anlaması konusunda dert edinmeden yazılan yazıları bu gruba dahil edebiliriz.
  • Ya da okuyucularınıza yardımcı olmak adına onlar için yazabilirsiniz.
Ben tamamen ikinci şık için yazılar hazırlıyorum ve şu anda bu yazıyı okuduğunuza göre sizlerin de bu seçenek için yazılar hazırladığınızı tahmin ediyorum.
Peki okuyucularınıza nasıl yardımcı olabilirsiniz?
Problem çözün : Ortada okuyucularınızın yaşadığı bir problem var ve onu çözecek bir yazı hazırlayın.
Harekete geçirin : Eğer bir içerik okuyucuya dayalı ise muhakkak okuyucu bir şeyleri gerçekleştirmek için harekete geçirmeli. Örneğin bu yazımdan sonra belki de şöyle değer verdiğiniz önemli yazılarınıza bir göz atarak eksik yanları olup olmadığını kontrol edeceksiniz.
Öğretin : Herkes yeni bir şeyler öğrenmek ister. O yüzden kaliteli içerik önemli şeyleri öğretmeye odaklanmalı. Yazının sonunda okuyucu bir şey öğrendiğini hissetmeli.
Ve şimdi sorumuza geri dönelim :
Yazınız gerçekten okuyucu kitleniz için mi yazıldı ve onlara bir değer katıyor mu?
Eğer konu güzel fakat siz sadece kendi düşüncelerinizi yazmaya odaklandıysanız hemen yazınıza dönün ve ben bunu okuyucularım için faydalanabilecekleri bir yazıya nasıl dönüştürürüm sorusunu kendinize sorun.

2 – İddialarınız kaynak linki ile destekli mi ?

İnternette bugün milyonlarca blog olduğundan gururla bahsediyoruz ama hepsinin doğru şeyi paylaştığından ne yazık ki tam anlamıyla emin değiliz. Böyle olunca sizin yazınızı okuyan okuyucularınız da savunduğunuz teze şüpheli olarak bakabilir. Bir de siz kaynak linki sunmazsanız inandırıcılığınız zayıflayacaktır.
Şöyle ki : Diyelim beslenme ile ilgili bir bloğunuz var ve glüten hastalığı ile ilgili bir durumdan bahsediyorsunuz.
  • Gluten hastalığının belirtileri kusma, karın şişliği…
  • Gluten hastalığında tedavi yöntemi glüten içermeyen yiyecekler tüketmektir.
Peki yukarıdakilerden hangisi doğru ? Elbette ikisi de doğru fakat birincisi için kaynak olabilecek link eklenmiş. Yani inandırıcılığı daha yüksek. Okuyucunun kafasında soru işaretleri belirmeyecek. Peki ikincisi öyle mi ?Elbette Hayır!
Size tavsiyem bu tür durumlar için güven duyulan vikipedi, gov uzantılı ve detaylıca yazılmış kaliteli blog yazılarına link vermeniz.
Aman! Backlink veriyorum şeklinde düşünmeyin. SEO için bu tür linklemeler oldukça önemli. Zarardan öte faydanıza bir çalışma olacaktır.

3 – Yazının bir rekabeti var mı?

Yazdığınız yazının bir ürün olduğunu düşünün. (O ürün ücretsiz olsa bile). Mutlaka bir şekilde bu ürünün rakipleri olacaktır. Bugün marketten bir sakız almaya kalksanız 4-5 adet farklı markayla karşılaşacaksınız. İnternette bugün ücretsiz blog açmanın mümkün olduğu dönemde en kısa bir yazının bile ne kadar rakibi olduğunu varın siz tahmin edin.
Yazınızı yayına almadan önce neyle karşı karşıya kalacağınızı mutlaka öğrenin. Bunu yapmanın en iyi yolu da içeriğinizi özetleyen birkaç kelimeyle Google da arama yaparak karşınıza çıkan ilk sayfaları kontrol etmekten geçmektedir.
Bu şekilde yazının zayıf ve kuvvetli yanlarını keşfedin, sonra kendinizinki ile karşılaştırın. Unutmayın hiç kimse daha iyisini bulmadan eski üründen vazgeçmez.

4 – Yazı başlığınız ilgi çekici mi?

İnsanlar yazınızı okumaya karar vermeden önce görecekleri ilk şey yaz başlığıdır. İster sosyal medya iste mail yoluyla takip ediyor olsunlar başlıktan ne kadar çok etkilenirlerse yazıyı okumaya da o derece olumlu karar verecektirler. Sanırım bu da etkileyici yazı başlığı hazırlamak için yeterli vakti vermeniz için yeterlidir.
Çoğu yazar sürekli içeriğe odaklandığından başlık için fazla zaman ayırmadan ilk aklına geleni yazmakta. Halbuki içeriğinizin okuyucuya ulaşan ilk kısmı başlıktır. Eğer zayıf bir etki bırakırsa okuyucu da emek harcadığınız yazınız görülmeden arka planda kalacaktır.

5 – İçeriğiniz ortalama bir okuyucu için düzenlenmiş mi ?

Yazınıza bir şekilde ulaşan okuyucularınızın tamamı maalesef yazınızı baştan sonra okumuyor. Yapılan araştırmalarda %30 a yakın bir kısmı yazınızın bütünüyle ilgileniyor. Geriye kalan kısım yüzeysel olarak göz atmakda ve direkt aradığı şeyi bulmaya çalışmaktadır.
Peki okuyucuları nasıl yazınızda tutabilirsiniz?
Alt başlık : Alt başlıklara ne kadar önem veriyorsunuz bilmiyorum ama sandığınızdan daha büyük etkisi var. Yazıya şöyle bir göz atayım diyen okuyucu standart metinden farklı olan alt başlıklara direkt odaklanıyor. Ve yazınızı ana ve alt başlıklarla yargılamaya başlıyor. Ondan sonra tamamını okumaya karar veriyor ya da vermiyor. Bu durumda yapmanız gereken şöyle bir göz atayım diyen okuyucularınızı ikna edecek alt başlıklara yazınızda yer vermek olmalı.
Okunabilirlik : Ne kadar derin yazıyor olursanız olun kimse yoğun kelime blokları arasında sıkışıp kalmış bir yazıyı okumak istemeyecektir. Sizlere tavsiyem :
Kısa paragraflar haline yazın
Anlaşılır kelimeler kullanın.
Resimler : Görsel dosyalar her zaman ilgi çekici olmuştur. Özellikle uzun konularda okuyucu tam sıkılıp yazıyı terk edeceği zaman konuyu özetleyen ve devamı için merak uyandıran resim okuyucuyu yazıda tutabilmiştir.

Son Sözler

Bazen kendimizi eleştirmek zordur. Fakat kaliteli içerik oluşturmak için kendinizi biraz sorgularsanız okuyucularınız için iyi bir içerik sunabilirsiniz.
Sizlere önerim her yazı yazmadan önce yukarıda sizlere sıraladığım maddeleri göz önünde bulundurmanız. Elbette bu maddelerin dışında da sizlerin sorulması gerektiğini düşündüğünüz sorularınız vardır. Yorum bölümünde bizlerle paylaşmanız beni fazlasıyla memnun edecektir.


Bu yazı Teknojest sitesi sahibi Poyraz Şahin tarafından yazılmıştır.

Özgün yazılarınızın yayınlanması/Konuk yazarlık için iletişime geçerbilirsiniz.






devamı »