25 Nisan 2017

Kadınların Kendi Elleriyle İnşa Ettikleri Hapishaneler


Anne olmak süper güçlere sahip olmak demek değildir,bebek doğar doğmaz hayat değişir biz değişiriz bu doğru ama köklü değişimler yanısıra bizde var olanları inkar edip kendimizi tamamen bebekli hayata çocuklu yaşama kaptırmamalıyız.

Neden böyle diyorum?

Bebekten önce sevdiğimiz küçük büyük ne varsa ertelemek veya tamamen bunlardan vazgeçmek gibi bir ruh hali içine gireriz.
Bizi biz yapan şeyleri,keyif aldıklarımızı veya kişisel gelişimimize katkıda bulunan şeyleri hayatımızdan bir çırpıda kaldırıyoruz.

Çevremiz veya eşimiz bizim yıpranmamızı kişilik değiştirmemizi tamamen değişmemizi isteyen insanlar değildir.Bu mesajı çevremize veren biziz.Herşeyi bebek için değiştirmeye gönüllü olduğumuzu ilan eden biziz.
Bir bebek özellikle ilk yaşına ulaşana dek çok yoğun ilgi ve bakıma ihtiyaç duyar ama bu demek olmuyor ki tüm bu bakım altında anne ezilmeli kadın yok edilmeli arkadaş dost rehberden silinmeli.

Bebek var olan hayatın bir parçası olmalı,hayatımızın tamamı değil.Bunu bir film izledikten sonra anlamadım,bir kitapta okumadım.Bunu üç çocuktan sonra deneyimledikten sonra anladım.

Şimdi yeni anne adaylarına bakınca kendilerini tamamen bir bebeğe adamaya hazır görüyorum,Bebekten önce kendileri yokmuş gibi davranıyorlar bebek doğunca kendileri de doğacak gibi bir düşüncenin peşine takıldıklarını görüyorum.

Bebeği yetiştirmek yerine bir bebek için bir bebek ile kendileri daha bebek dünyaya gelmeden değişmeye gönüllü olduklarını ilan ediyorlar..neden?

BEBEK MERKEZLİ HAYAT


Bebeğin daha henüz doğmadan ilk yaş günü için bile programlar yapanları görüyorum.
Bu dünyalar tatlısı varlık için herşeyden vazgeçmeye hazır olduklarını görüyorum.
Yoğun ilgi büyük sevgi çok sevgi titizlik herşeyi verme tam verme kusursuz yapma arzusu daha bebeği kucağa almadan anne adaylarını inanılmaz derecede meşgul ediyor..

Anne adayı daha bebeği dünyaya gelmeden bebeği için bir çok şeyi değiştirdiğini veya hazırladığını düşünürken kendi hayatını,kişiliğini,çevresini değiştirdiğinin farkına ne yazık ki varamıyor ve yine ne yazık ki bunun farkına vardığında aylarca kurduğu bebekli hayatın tam göbeğinde buluyor kendini.Bu durumun artık kolay kolay değişemeyeceği bir zamanda farkına varıyor.

Bebek merkezli hayatı kendi elleriyle inşa ettiği bu hapishanenin içindeyken farkına varıyor..Tek tek kaybettiklerini saymaya başladığı anda farkına varıyor.Ruhu yavaş yavaş ölmeye başladığında farkına varıyor..

Annelerin kendi elleriyle inşa ettiği bu hapishanelerde mahkum olarak yaşamaya devam ettikleri de bir gerçektir.Kolayca farkına varılan ama kolay kolay itiraf edilmeyen bir haldir bu.
Anne kendisini köle olmaya hazırlıyor yavaş yavaş.Efendisi de o dünya tatlısı bebek oluyor.

Bebek odası,bebek için nevresim takımı,bebek ayakkabısı,bebek  battaniyesi,bebek puseti,bebek arabası,bebek tabağı,bebek kaşığı,bebek önlüğü,bebek perdesi,bebek odası için stickerlar,bebek odası için süsler,bebek halısı,bebek için banyo küveti,bebek şampuanı,bebek yağı,dinleyeceği ninnilere varana dek aylar öncesinden düşünülüp hazırlanıyor.Böyle bir hazırlık daha dünyadan haberi olmayan nerden nereye geldiğini bilmeyen bir varlık için yapılıyor.

Anne adayı sürekli hizmet edecek olan sürekli yetişmesi gereken sürekli fedakarlık yapacak olan kişi değildir ama anne adayı kendini böyle bir mantığın içine sokuyor,reklamlar sokuyor,diziler sokuyor modern hayat sokuyor..Anne adayı bunu kabullenmek zorunda kalıyor,benimsemek zorunda kalıyor,benimsiyor ve algıladığı tüm mesajları benimseyerek teker teker uyguluyor..

KÖPRÜNÜN ALTINDAN ÇOK SULAR AKMASIN


Hayatının büyük bir bölümünü yavrusuna adamış ve bir çok ihtiyacını fazlasıyla karşılayan anne bir gün kendisini ihmal ettiğini,ertelediğini hatta unuttuğunu ve dahası uyuttuğunu,yavrusu için bir çok fedakarlıkta bulunduğunu bazı şeyleri çok aşırı yaptığını anlayacak kadın.

Aylar belki de yıllar sonra uyanmaya başlıyor,en son ne zaman kendine bir parfüm aldığını hatırlayamadığı zaman uyanmaya başlıyor,en son ne zaman kendisi için bir mağazaya gidip rahat rahat ayakkabı seçtiğini hatırlayamadığı zaman uyanmaya başlıyor,en son hangi filmin etkisi altında kaldığını veya hangi filmden etkilendiğini hatırlayamadığı zaman uyanmaya başlıyor..veya daha acısı;gözbebeği gibi yetiştirdiği o kusursuz varlık kendisini azarlamaya karşı çıkmaya başladığı zaman uyanmaya başlıyor..

Kadın sadece anne olmak için gelmemiştir dünyaya,kadın daha bir çok şeyle beraber anne de olabilir,anneliği de yaşayabilir ama sadece anne olmamalı bir kadın..

Doktor olmalı,alim olmalı,yazar olmalı..kendi doğurduğunun hizmetkarı değil,köle değil hele bebekleri asla kadının efendileri olmamalı.

Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Cebrail (Aleyhisselam), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e kıyametin ne zaman kopacağını sorduğunda Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şöyle cevap vermişti:
−‘Bu konuda sorulan,sorandan daha bilgili değildir!’
Cebrail (Aleyhisselam):
−‘Bana kıyametin alametlerini söyle’ dedi.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Cariyenin efendisini doğurması, çıplak, fakir koyun çobanlarının yüksek bina yapmada birbirleriyle yarışmalarını görmendir!’ buyurdu.”

Müslim 8




OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

24 Nisan 2017

Ateşböceği Fotoğrafçısı


Amatör bir fotoğrafçı olan Tsuneaki Hiramatsu son bir kaç yıldır ateşböceklerini özellikle geceleri inceleyerek fotoğraflamaktan büyük keyif alır.

Japonya Okayama şehrinde yaşayan amatör fotoğrafçı çektiği fotoğrafları dünya ile paylaşmak isteyince de muhteşem bir güzelliği gözler önüne sermiş oldu.

Şehre yakın ormanlarda gecelerini geçiren fotoğrafçının objektifine takılan görüntüler büyülüdür,ateşböcekleri bir şölenin başröl oyuncuları gibi gecenin karanlığı ile birleşip daha evvel görülmemiş muhteşem görüntüler çıkmış ortaya.









Hiramatsu günümüzde bile ateşböceklerinin izindedir sürekli olarak yeni fotoğraflar ekleyerek dünyada daha nice güzelliklerin keşfedilmeyi beklediğininin kanıtıdır.


OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

23 Nisan 2017

Yağ Kokusu


Sabah kapıyı açar açmaz apartmanın içi yağa kokuyordu hem de çok fazla kızarmış bir yağ kokusuydu bu.

Erkenden kolları sıvayan kimdi bilmiyorum ama daha sabahın ilk saatlerinde park yerine varana kadar yayılmıştı bu koku.

Bugün kandildi,birşeyler yapıp dağıtmak adettendir yapılıp dağıtılmalı diye düşünürken evin bir odasını boyamaya karar verdiğimizi hatırladım.

Herkesin evde olduğu bir pazar günü hem de günlerden kandil olan özel bir günde hem boyayı hem bir şeyler hazırlayıp dağıtmayı nasıl başaracaktım bilmiyorum ama yapılmalıydı.

Her kandil kimisi çikolata kimisi kek kimisi pişi dağıtır.
Çocuklar ellerinde havlu ile örtülü tepsi ile yaklaşan kadınları görünce kuş sürüsü gibi kadınların etrafına toplanır havlunun altındaki ikramlıktan almak için heyecanla beklerler.

Bazen de ikramlık dağıtılmak üzere bir çocuğa verilir,çocuk elindeki poşeti parcalarcasına bir an evvel çocukların avuçlarını doldurmaya çalışır.

Evet burası Almanya evet burası geleneklerin ve adetlerini pek tutulmadığı pek önemsenmediği iddia edilen sıradan bir kasaba ancak rahmet böyle bir şey olsa gerek..

Bu çocuklar ki kimisi Bulgar kimisi Alman kimisi Türk kimisi Arnavut..her kandiliniz veya bayramda ikramlıkların dağıtımı için böyle heyecan gösterirler.

Bayramda özellikle müslüman çocuklara takılıp kapı kapı gezip çikolata ve şeker toplarlar.

Bugün de o özel günlerden biriydi işte,çocuklar tepsi ile yaklaşan kadını gördükleri anda oyunu boş verip ona doğru koşmaya başladı ve kadın yaklaşan minik başları tek tek okşadı.

-Herkes için var merak etmeyin,dedi.

Herkes için vardı gerçekten.
Bugün herkes için var,hem ikramlık hem rahmet hem mutluluk hem sadaka hem güzellik hepsi bir arada yeter ki insan adım atıp istediğini bir şekilde ifade etsin..

Kandilimiz mübarek olsun..



OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ:

21 Nisan 2017

Nefes Al - Güzellikle Dolup Taşan Bir Yayın



Bir kumaş düşünün ki ipekten yapılmış bir kumaş düşünün ki rengi gözleri mest eder,dokununca ruhu hoş eder..bu kumaşın yanında bir de oldukça kapsamlı çalışabilen bir çok desen seçenekleri bünyesinde barındıran bir dikiş makinesi de düşünün..

Kumaşa en uygun kendini nerdeyse hiç belli etmeyen sanırsın ki şeffaf bir iplik düşünün.
Bu kumaşı kesebilmek için de müthiş keskinlikte,ele gelince uzunca sürecek bir kesimde dahi su gibi akıp giden bir makas düşünün.

Bu mükemmel malzemeler bir elbisenin dikilmesi için yeterli mi,onu dikecek el olmasa?
Kumaş kendi kendini ölçebilir,kesebilir dikebilir mi?

Makas nereyi ne kadar keseceğini bilebilir mi?

Makine kumaşı gövdesine oturtup kendi iğnesine ipliği geçirebilir mi?

İplik kopunca kendini tekrar makineye koyabilir mi?..

Bu malzemeleri nasıl kullanacağını bilen biri olmazsa bu kumaş bu makas bu makine bu iplik elbiseye dönüşebilir mi?

Çevremizde bulunan herşey için geçerlidir bu..
Ne su nereye akacağını bilebilir ne musluk ne zaman açılacağını seçebilir.
Ne bardak içindeki su miktarını belirleyebilir ne de onu içecek olan kişiyi seçebilir..

Herşeyi üstün bir güç belirler..üstün bir güç karar verir,mükemmel bir şekilde yaratır ve bize sunar..

Onları görebilecek gözlerimizi kim yarattıysa O'dur bunlara karar veren.
Bu satırları yazma imkanı ve kabiliyeti kim verdiyse O.

Bu fotoğrafları çekmemi çekmeden önce ışığı ayarlamamı,manzarayı seçmemi kim bana ilham ettiyse O.

Senin bu satırları okumanı görmeni kim sağlıyorsa O.


Velhasılı tüm bu güzelliklerin arkasında olan güzelliğin varlığı bile insana umut veriyor..ne kadar soğuk ve renksizdi buraları kışın..yine de kış olmasına rağmen kar yağınca binbir güzellik içinde buluyordum kendimi...




Kış zor geçtiyse onu dünya say..hayatın zor  geçen dönemlerini kış mevsimi olarak say,kışın sonu ilkbahar oldu bak,desenler,renkler,kokular..
Kışın zor geçtiyse ahiretin ilkbahar olmaya aday..














Bu ülkeye geldiğimde ben kahrolmuştum,sürekli evimi sokağımı bakkalımı pazarımı arkadaşlarımı anamı babamı bahçemi nar ağacımı bahçemdeki çeşmeyi sabahın erken saatlerinde çöpleri toplayan mahalleye iğrenç bir koku yayan çöp arabasını dahi özliyprdum..

Ama o kapı kapanmıştı artık ben onun karşısında durarak bir daha açılmayacaktı,onun karşısında öylece durmak bana bir fayda getiremezdi yine de bekledim o kapının önünde uzunca bir zaman..

Bir kapı kapanınca başka bir kapı açılır..


Yeni kapılar da yavaş yavaş açılırmış bazen,bazense açılsa bile fark edemezmiş insan..bakması gerektiği gibi bakmayınca..yani kapanan kapının önünde açılmasını beklemektense,yeni açılan kapının içinde neler var göz ucunla bile olsa neden bakmıyorsun dedim kendime bir süre sonra..

Ve gördüklerim işte bunlar..kapanan kapıların önünde durmayın.


Çok ağladım..
O kadar ağladım ki sanki her gözyaşım her bir çiçeği suladı da karşımda tek tek dikilip bugün hayatımı güzelleştiriyor..






Her bir resim bir çok kareden seçildi..karar vermek zordu çünkü her fotoğrafı çekmem için güzel bir nedenim vardı..
Küçükken de böyleydim..nerde küçücük güzellikler olsa ben ordaydım..defterlerimin arasında mutlaka küflenmeye yüz tutmuş ilkbahar çiçeklerim vardı..
Tazeliklerine son vererek yapraklar arasına saklamak istediğim çiçeklerim küflenerek güzelliklerini kendileri yok ediyordu sanki..
Her ilkbahar çayırlarda mahalle sokaklarında dere kenarlarında bunların peşinde koşan bir ben vardı..
Yıllar geçti durum değişmedi..ben hala bunların peşinde koşarak büyük bir keyif alıyorum..

Siz de benim gözlerimle görün keyif alın istedim..

Alemlerin Rabbi olan Allah'a sonsuz şükürler olsun..Ne güzel yerler biz göremiyoruz diyen olabilir,demeyin.
Sen görebilesin diye çektirdi Rabbim belki,sen göresin diye beni vesile kıldı belki..Ne biliyorsun sen o küçücük ekrandan Allahın neler yarattığını sana bunlara uzak olmana rağmen göstermek istemediğini..bulunduğun ortam belki dert keder dolu belki rengi yok belki havası bile az ama ne biliyorsun bu küçücük ekran sayesinde Rabbinin sana ''Bak kulum sana yarattıklarımı küçücük bir ekrana sığdırarak gözlerinin önüne kadar getirdim''demediğini..



Gülümse istedim :)
Güzel geçsin bu gün..her nasıl olursa olsun..

OKUMAK İSTERİM
PAYLAŞ: