Hayatı Zorlaştıran Nedir

Değmesin Yağlı Boya 22:00 3 Yorum yapıldı

Kahve içiyorduk..
-Ne demiş şair biliyor musun?"Yaşadığın yer gibisin"..

Şairin adını sormayı unuttum..ne doğru söylemiş.
Aklım deli gibi Almanya'ya gitti ordaki hayatımı burdaki hayatımla hızlıca kıyasladım . .yaşadığım iki yer..birisinde yaşamak zorunda olduğum diğeri ise yaşamanın zor olduğu için mecburen terk etmek zorunda kaldığım ..

Yaşadığım yer gibiyim,ne kadar doğru..

Burada (vatanımda)toprağında saksısına aşık bir gül gibi hissediyorum daima konan her kuşun adını biliyorum sanki..Almanya'da ise yerini bir türlü sevemeyen bir çiçek gibiyim,ölmek istiyorum ölemiyorum..

Oysa gökyüzü aynı bulut da öyle ama aynı değil ordaki ben ile burdaki ben..

Zaman ve dünya bir çok şeye mecbur ediyor bizleri..burada,bu günlerde yaşıyorum..hiç bir yere hiç bir şeye yetişmek zorunda değilim..sürekli çocuklarıma bakıyorum onlarla bütün günümü geçiriyorum ..onlarla gerçek anlamda yaşıyorum..onlara kahvaltı hazırlıyorum kahvaltıdan sonra dışarıya çıkartıyorum..öğle uykusu için eve geliyorum uyuyorlar bu arada onlara yemek hazırlıyorum uyandiklari zaman yediriyorum tekrar dışarıya çıkartıyorum akşama kadar dışarıda oluyoruz,aksam eve gelince bazen bilgisayarı açıp bişeyler izliyoruz televizyonu hiç aramıyorum sık sık banyo yapıyorum çocukları uyumadan evvel masal okuyorum bebek daha önce uyutuluyor o uyurken büyük kızımla oturup mandalina yiyorum..hepsi bu..

Bütün gün onlarlayım onlar da benimle..
Market alış verişi yok.İhtiyaç duyduğum ne varsa bakkala bir telefon ile kapıma geliyor ekstra harcama yapmıyorum,nasılsa günlerin sayılı fazladan alıp da giderken atma deyip yiyebilecek tüketebilecek kadar yiyecek alıyorum..kahvaltıda taze yumurta oluyor sarı rengine bakmaya doyamıyorum,sık sık çamaşır yıkıyor Almanya'da çamaşır tozları neden bu denli güzel yıkamaz diye halen merak ediyorum. .sabah erken kalkıyorum her zamanki gibi çocuklar uyurken kahve suyum kaynarken sobanın külünü temizliyor tekrar yakıyorum..

Soba dedim de..odunlar ıslak geldi kış ortası alındığı için her gün odunları kırarak anca yakabiliyorum..bebeğim kapının eşiğinde oturup baltayla odunu parçalayan annesine gülüyor,gelme buraya gelme diyorum gelmiyo..bak anne ne yapıyor diyorum bakıyor ve gülüyor ..çok büyük bir nimet odunu kırıyor ardından sobayı yakıyorum..sessizce nazlı nazlı yanıyor odunlar erkenden uykum geliyor sobanın karşısında bazen kahve yapıp mumlar yakıyorum bazen sadece yanan odunlarin sesini dinliyorum bütün kitaplarım paketlenmiş elimde sadece Tolstoy'un Diriliş kitabı var bir parça okuyup uyuyorum..

Bu kadar sade bu kadar basit bu kadar gerçek ..zorlama yok yorgunluk çok ama şikayet etmiyorum ..çocuklarıma bakıyorum çocuklarını büyüten bir anne görüyorum bu da bana yeterli oluyor..belki ben ortada yokum belki istediklerimi yalnız olduğum için yapma lüksüne sahip değilim bu aralar ama bana yetiyor beni mutlu ediyor bu yorgunluk bana huzuru tattırıyor..

Gideceğim kalıcı değilim burada..Bu kelimeler bana çok şey düşündürüyor..neden koşar neye yetişmek için çırpınır insan,bu telaş neden bu yarış niye..eşyalarım paket paket poşet poşet burda yaşamış mıyız yaşamamış mıyız belli değil ya da kısmen belli..ne kaldı geriye hersey paketli poşetli..bir gün gerçekten gideceğiz bu dünyadan geriye kalanlar "onların eşyaları"olacak,onlar biziz eşyalarımız sahip olduklarımız sadece bizim için değerli ..zorlama olmamalı yaşamak böyle zor olmamalı insan bu dünya için çok şey istememeli ya da doğru şeyi çok istemeli..doğru olan nedir onu öğrenip onu dilemeli...

Uyku vakti..
Facebook Facebook

Merhaba Vatanım!

Değmesin Yağlı Boya 14:21 | | | 9 Yorum yapıldı


Güzel yurdum..toprağına muhabbet katan Allah'a hamd olsun..
Minarelerine ezan nasip eden Allah'a hamd olsun..

Ne güzelsin güneş,ne güzelsin yıldız..seher ne kadar da hafif ne kadar da naifsin sen..

Hayata bu gökkubbenin altından bakarken damladı sol yanımda yaş..merhaba memleketim,vatanım merhaba..

Merhaba rüzgar,narları toplanmış kuru dallarınla beni karşılayan nar ağacım merhaba..

Merhaba sokaklar,taşlarınızın aralarında tane tane gizli her bir adımım,tuttu da bu hayat uzaklaştırdı beni sizlerden..

Ah garipsin dünya..tatlısın,ekşi,acı ve lezzetli..ne demdir bu bana sunduğun,ne karışımdır bu bana içirdiğin..yüreğimde festivaller,yüreğimde binbir orkestra yüzbinlerce konserler..renkler ve çamaşırların salına salına kurumaya yüz tutması..ve mis gibi kokan havanın içine kalbimle karıştırdığım gözlerimin kirpikleri ile muhafaza ettiğim bakışım!..

Bakıyorum gökyüzüne mavi!
Bakıyorum bulutlara beyaz!..
Sağım komşuluk,solum dostluk..!

Yaz değil mevsimlerden,kışı andırsa da üşütmüyor iklimi..

Vatanım merhaba..merhaba de bana..bana özel mi bu güzel hava,bana özel mi yoksa?
Bana sarıl..
Es rüzgarınla bütün gövdemden geç!..
Sırtımdan geç,parmak aralarımdan geç,boynumdan geç,yanaklarımdan dudaklarımın arasından göğüs kafesimden içimden geç..
Al gurbetin kokusunu üzerimden,al ayaklarımın altından gurbet adımlarını,al ellerimden o vedaları..

Merhaba vatanım..suyum,sütüm,ekmeğim,merhaba..



Facebook Facebook

İhtiyaçtı

Değmesin Yağlı Boya 01:40 | | | | | 4 Yorum yapıldı

İhtiyaçtı..
Vazife dışında şiddetle karşılanmayı isteyen bir ihtiyaçtı bu gecenin yatsı namazı..
İkinciye alınan bir abdest ile kılındı..ama bundan öncesi de vardı.
Sağımda uzun zaman sonra ve tam olarak ondört ay sonra tekrar gövdesine dokunduğum,dudak payının inceliğini gövdesine dokunduğum an unutmadığımı anladığım beyaz kahve fincanım duruyordu.

Yüzümün tam önünde sıcaklığı ile bazen mayıştıran bazen kadifemsi dokunun cazibesiyle mest eden korların görüntüsü ve solumda minicik,fayansların üzerine koyduğum mumum duruyordu..ışık da vardı elbet ama bu manzara karşısında ben bir başka ben miydim yoksa başkası mıydı bende o an bilemedim..


Nimetti odun yakan bu soba ve korunu görmek odunların,nimetti aylar sonra dudağımı dokundurduğum beyaz kahve fincanım,nimetti fayansın üzerinde mumluk kullanmadan yakılan bu mumum..

Ve geceydi,gecedir..ay nasıl puslu gökyüzünde..oysa dün temiz,pırıl pırıldı..dünkü ayın yanında yıldız var mıydı hatırlamıyorum dikkat etmemişim ama bu geceki puslar içinde yavaş yavaş batıya doğru ilerleyen ayın yanında bir yıldız da var..

Nimet ve ihtiyaç bir arada..bir dünya dolusu da duygu his ve anılar da var yüreğimin üstünde..
Henüz dört gün evvel yeni evimden eski evime doğru bir yolculuğa çıktım(detayları önemli değil,ama görüp hissettiklerimi mutlaka aktaracağım)gelişimin sonunda eski evimdeyim ve herşeyin yeniyken eskimiş oluşunu görmek dünyanın nasıl da ucuz,nasılda tüketilir bir şey olduğunu gösterdi..bir kez daha.

İhtiyaçtı demiştim,ihtiyaçtı bu gecenin yatsı namazını kılmak vazifeden çok...ikinci bir abdest alarak söndürdüm ışıkları bu sefer..ve kaldı odanın ortasında odun yakan sobam,fayans üzerindeki mumum,içi boşalmış beyaz kahve fincanım..
Seccade benim seccadem değil ama altı taş,topraktı.
Alnım taşa değiyordu,taşın altında toprak vardı..

Toprak,üzerinde taş,taşın üzerinde seccadem,seccademin üzerinde ben..huzur dolu bir sessizlik,dışarıda havlayan bir köpek vardı..köpek havlamasını dahi özlemiş olan kulaklarım vardı ve ben duaları ve sureleri unutarak,kimi zaman manasını düşünerek,arada bi uyuyan bebeğime göz atarak okuyordum..

İhtiyaç..yumuşak sessiz bir eteğim vardı,sol yanımda taneleri ağır,zümrüt yeşili tesbihim vardı..burada kaldığı için,çok güzel olup fazla kullanılmadığı için kopmayan tesbihim..hediye olarak gelmişti üstelik,Adana'dan..

Yumuşaktı eteğimin kumaşı ve sessizdi hareketlerim..kalbimi duyar gibiydim ama göğsümde kalbimin sesi değildi işittiğim..
İşittiğim giden kalbin sesiydi,bu toprağı bu taşları özleyen alnımın sesiydi ..aylar sonra bu topraklarda bir namaz kılmak ve ezan sesiyle uyanmak ve müezzinin kim olduğunu bilmek ve camiiye yakın yaşamak ve bu sese gürültü diyenleri anlamaya çalışmak nicedir bu şekilde vucüt bulmamıştı içimde..

Dökülüyor kelimeler kalbimden..tutamıyorum hiç birini,tesbih taneleri gibi tek tek,tak tak diye ..

Vatan bal,vatan kaymak..hasret dikenli kokusuz bir gül..
Özlemişim..
Sin koku..
Sin anı..
Sin duygu..
Sin içime..
Kazı,boya,yak içime her detayını..vatan bal,vatan kaymak..

İhtiyaçtı bu namaz,kılınacak ilk namazdı aylar sonra bu evde..bu maneviyatı bal gibi damağımda olan memlekette..kimler geçti buralardan evvelinde ve müezzinleri neden böyle içten böyle yanık ve demli ezan okur bilmem..bilmem nedir bu huzurlu duvarlar arkasında yatan kimler bıraktı son nefeslerini bu havaya bilmem..karşıladım ihtiyacını ruhumun,şah damarımdan daha yakın olana karşı eda ettim namazımı..şah damarım nerede son kez vurur,bu ciğerlerim nerde son kez nefes alır bilemeden,diledim,diliyor ve istiyorum burada son nefesimi bırakmayı..

Hızlıca,cümleler yeni yeni şekillenmeye başlarken aktardım içimdekileri buraya..

Var,birikti yazacak çok,çok şey.



Facebook Facebook

Eski Ben Giderken Buralardan

Değmesin Yağlı Boya 16:03 22 Yorum yapıldı

Uyutmuyor,karmaşık duygular.
Net değil sular henüz..küçükken bilinç daha temizdi algılayabiliyor olayların gelişimini daha net kestirebiliyordu şimdi yaşımı aldıkça daha da netleşeceği yerde daha çok bulanıklaşıyor sanki resim ama heyecandandır diyorum,heyecan yaptım heyecanım var.

Son bir tarçın çubuğum kalmış,,ikiye kırdım,zencefilli çayın içine attım karanfil saplarım da azalmış onlardan da iki tane attım çayın içine,uyuyacaktım oysa,dişimi fırçaladım cilt bakımımı da yaptım ellerime ayaklarıma krem dahi sürmüştüm oysa,oysa yatacaktım güzel yürekliler ile vedalaştım,öptüm sarıldım.Öpücükler kalpler gönderdim ama mutfağa indiğimde pencereden dışarıya baktım..ay ışığı yanılsaması mı bilemedim,aldatıldım..jaluzileri kaldırdım balkona çıktım,gecenin bu saatinde tüm ışıklar sönmüş apartmanların başım açık elimi uzattım dokundum parmaklıklara,kar yok,ay ışığı beni aldattı..kupkuru her yer..çay içmeliyim çay içilmeli..son iki günüm..

İkibinonbeş yılının şekillendirdiği ben ile bu evden çıkmadan içtiğim belki de son bitki çaylarım..biliyorum bu evden çıktığımda aynı ben olarak dönmeyeceğim..biliyorum bu ikibinonbeş yılının bana yaptıkları az değildi..taşıttıkları da az değildi,sürüklediklerim de öyle,onca zorluk,hayatımın hiç bir yılında bu kadar çok göz yaşı akmamıştı gözlerimden bu yıl aktı..detaylı anlatmak vardı bunları yazmak gerekiyordu belki,iyi olurdu belki,tutanak tutmak gibi bişey..ama akıp gitti olaylar hangisini hatılayıp yazsam ki şimdi..yalnızken çekilen acılar vardır bilir misin bu çekilenler onlardandı cektim gitti bitti.

Yanımda o,şu,bu falanca olsa dediğim büyük acılar öyle böyle değil..istediğin kişi yanında olmaz,olamıyor çünkü sen çok uzaktasındır ama ihtiyacın vardır ona sen gidemiyorsun o gelemiyor acı var ortada,miktarca çok ve büyük..nasıl baş ederim nasıl kalkarım altından dediğin..acını unutturuyor bir noktadan sonra bu uzaktakileri düşünmek,o,bu,şu'nun yokluğu..kafayı ona takıyorsun,acı unutlmuş çoktan oysa yokluktur seni inciten bu sefer..gidebilsem,gelebilse,kollarına atsam kendimi tam da bu halimle acının tam da bu noktasında salıversem gözyaşlarımı avuçlarının içine,aksa herşey avuçlarına,beni avutsa beni okşasa,saçımı okşasa olmayan asla olmayacak kanatlarımın yerini ovsa parmaklarıyla ..ısıtsa beni,avutsa bi kez daha,sobaya odun atsa odayı ısıtsa,bana Kur'an okusa,geçecek dese ve gerçekten geçmiş olsa diye dua ettiğim tüm acılarım unutuldu,yazılamadan..

El toprağında yalnızım dedim,oysa şimdi anlıyorum ki yalnızken çekilen acının tadı bir başka,insanı büyütüyor..yalnızlığında görebiliyorsun kendini ve maharetini,çapını ölçebiliyorsun,nasıl kıvranıyor yüreğin,ne kadar güç verebiliyorsun kendine..bu halini seni seven görse acı vereceksin ona bunu anlıyorsun,kendin atlattığın için,yalnız ağladığın için,köşelere tek başına saklandığın için mutlu oluyorsun sonra..ardından bambaşka bir sen çıkıyor,acısıyla baş etmiş,bitirmiş..çekilecek olanı çekmiş ve o sayfa kapanmış..bambaşka birisin..acını sevdiklerine açmamışsın,seni aylarca iyi bilmişler,sen parasız,sen yorgansız kalmamışsın,bunu bilmişler oysa gerçek tam tersi ama görmemişler..söylememişsin,içinde patlamış herşey..senin acın senin kalbinde patlamış Allah böyle istemiş..büyümen için seni belki de biraz zorlamış ama unutmamışsın unutturmamış çok şükür Allah asla kullarına zulmedici değildir,duruşum nasıldı bu zorlukların yaşadığı dönemde,düşündürür seni,gözden geçirtir her davranışını mimiklerini kalbinin çırpınışlarını,en yakında olanlara karşı duruşlarını tavırlarını tepkilerini hepsini..suçlu aradın mı,buldun mu..kimler?
Değer miydi,değer mi ki..gerçekten suçlu varm ıydı yoksa bunların yaşanması gerekli miydi..hikmet ve sual merak ve belirsizlik..cahilliği de ekliyorum,cahilim ben daha..yol aldıkça cahilliğimi görüyorum çok şükür ki bir şey bilmiyorum çok şükür ki eğitiliyorum imtihana tabi tutuluyorum,boş değilim de tutuluyorum demek değil mi bu..yağ bal değil hayatım,sınanıyorum..demek ki değerlendirilecek bunlar demek ki puanlama yapılacak demek ki mutlaka bir yerlere konmak için uygun muyum diye bakılacak sonunda..dilerim ki bu imtihanda bir şeyler elde edebilmis bir şeyleri düzeltme fırsatı bulmuş yan durmuş olmama rağmen doğru görmüşümdür aksi takdirde çekilen sadece kuru acı kuru dert elde bişey kalmamış demektir.

Allahım affet isyan koktuysa sözlerim affet bocaladığım anlarda karşı geldiysem verdiğin şefkatine,göremediysem,anlayamadıysam..affet cahilim..çok şükür cahilim..

Gidiyorum şimdi gelen kişiyi burada bırakarak..bambaşka bir ben..anlayacak bunu beni bekleyenler/sevenler..affettim yine çok kişiyi çok şeyi sildim yine bir daha..öyle olmalı..yükler taşımak istemiyorum artık kalbimde.Net ve temiz,hak eden kalır etmeyen gitmeli,gitti de.Selamet versin Allah.Öyle olmalı oldu da..madem büyütülüyor kalbim daha olgun olmalıyım,kalbim ucunu aklıma bulayarak atmalı artık.

İsmim Sevgi sevgi olsun istiyorum,içten pazarlıklı olmadım buna şükrediyorum kimseyi kiskanmadim kimsenin varlığına malına göz dikmedim yürek dikmedim...elemem gerekeni eledim,silmem gerekeni de sildim..oturdum sahneye bir sonraki rolümü bekliyorum..biliyorum sahneye çıkacağım biliyorum yine sınanacağım,biliyorum sınavdayım.Çay güzel,tarçın kabuğu yumuşamış ama kendini bırakmamış..benim gibi o da,karanfil sapları dağıtmış rengini onlar da tek parça halindeler hala yumuşarım ama dağılmam der gibiler,benim gibi..ikisini de seviyorum..heyecanlıyım,çay içiyorum ..iki günüm kaldı,gidiyorum...

Bu yazının mutlaka bir dönüş yazısı da olmalı diye düşünüyorum.Gece yazdım yayına almadım..sabaha kalsın..güzel olsun herşey diyeyim güzel olsun inşallah sabaha kadar her yer bembeyaz olsun..


Facebook Facebook
Blog Design:Değmesin Yağlı Boya
-2015-